Sayfa yolu
ABD’nin amacı: Küba’ya sıfır para akışı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Arthur Gonzáles
Yayın Tarihi: 02.04.2025 , 08:55 Güncelleme Tarihi: 03.04.2025 , 08:31
"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.
1959’un ilk günlerinden itibaren, ABD sadece bağımsızlığını ve egemenliğini ilan ettiği için genç Küba Devrimi’ni boğmak üzere harekete geçti ve Washington’un emirlerine boyun eğmeyen Küba’ya bir dizi yaptırım uygulamaya başladı.
5 Haziran 1959 günü Demokrat Parti Florida Senatörü George Smathers, ABD'nin adadan satın aldığı şeker kotasının azaltılmasına yönelik bir yasa değişikliği önerisinde bulundu. Bu hamle, Küba ekonomisinin gelişmesini engellemek için daha sonradan ABD’nin alacağı sayısız tedbirin de başlangıcıydı.
Küba ekonomisinin boğulması, Dış İlişkiler Konseyi tarafından da resmen kabul edildiği üzere Washington’un daima temel hedeflerinden biri olmuştur:
“ABD'nin Küba Devrimi'ne karşıtlığı ve (Güney) yarımkürede demokrasi ve kalkınmaya destek vermesi, Küba'nın ekonomik modelini ve siyasi etkisini genişletme hedefini engellemeyi başarmıştır.”
Bu nedenle, Yanki (ABD) Kongresi tarafından Küba’ya karşı onaylanan her tedbir kararı, ülkeye döviz girişlerini kesmeyi amaçlamaktadır. Bu durumun kendisi, Küba halkını doğrudan etkileyen muazzam bir zulüm anlamına gelmekte, üstelik bunu bir de ABD’nin Küba halkının insan hakları için nasıl da mücadele ettiği yalanına katlanma zorunluluğu eklenmektedir.
ABD’nin bu suç teşkil ettiği inkâr edilemez eylemlerine dair gerçekler, 6 Nisan 1960 tarihinde gerçekleşen gizli memorandumda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Lester Mallory’nin şu ifadelerinde açıktır:
“Bugün Devrim'in sahip olduğu halk desteğini ortadan kaldırmak için elimizdeki tek öngörülebilir araç, ekonomik zorluklara dayalı yaşanılacak memnuniyetsizlik sebebiyle ortaya çıkacak bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk hali yaratmaktır. Küba'nın ekonomik yaşamını zayıflatmak için akla gelebilecek her türlü araç derhal kullanılmalıdır. Ülkeye para ve mal tedarik akışını kesmek, reel ve nakdî ücretleri düşürerek açlığı, umutsuzluğu ve hükümetin devrilmesini tetiklemek için gereklidir.”
Bu sebeple, geçtiğimiz günlerde yeni ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba'ya karşı yeni bir tedbir kararı daha açıkladı. Bu karar, ABD ve müttefiklerinin alışık olduğu gibi masum sivilleri öldüren savaşlar yürütmek yerine dünya çapında 100'den fazla ülkede sağlık hizmet sunarak hayatlar kurtaran Kübalı sağlıkçıların sözleşmeleri üzerinden ülkelerine sağladıkları döviz akışını engellemeyi amaçlıyor. Marco Rubio’nun asıl niyetini gizlemek için dile getirdiği sözler, gerçek hedefinin ne olduğu konusunda herhangi bir şüpheye mahal bırakmıyor: “Tıbbi faaliyetleri de içeren uluslararası misyonlar, adanın en önemli döviz kaynaklarından birini temsil etmektedir”.
Rubio, gerçekleri örtbas etmek üzere söz konusu uluslararası programların Küba hükümetini zenginleştirdiği gibi aptalca bir yalanı yineliyor. Bu yalan aptalcadır, çünkü bu döviz geliri halkımızı ücretsiz olarak tedavi eden hastanelerin ihtiyacı olan ekipman ve cihazların tedarik edilmesini sağlamaktadır. Yankilerin durmaksızın çabalama nedeni işte budur: Sözde “başarısız devlet” kampanyalarını büyütmek için tüm döviz girişlerini baskılayarak Küba ekonomisini boğmak!
ABD, benzer bir baskıyı turizm sektörüne karşı da yapıyor. Küba'daki otellerin yüzde 90’ından fazlasına yaptırım uygulanmakta, ülkenin doğal güzelliklerinin ve zengin kültürünün tadını çıkarmaya cüret edenlerin korkutulması amaçlanmaktadır.
Nefretleri 1959’dan beri kendilerini yiyip bitiriyor. Şeker kamışı tarlalarımıza, sanayimize, alışveriş merkezlerimize terörist saldırılar düzenlemiş olmalarının, Havana’daki rafineriyi bombalamalarının, Santiago de Cuba’daki rafineriye ise kaçak bir tekneyle silahlı saldırı düzenlemelerinin gerekçesi budur!
ABD tarafından finanse edilen terör saldırıları, ayrıca Küba’nın turizmini geliştirme yönünde kararlı olduğu bir dönemde, Varadero şehrinde ve başkentteki otelleri ve hatta ünlü La Bodeguita del Medio gibi sembolik restoranları hedef almıştır. Amaç, yine aynı şekilde, uluslararası ziyaretçilerin gözünü korkutmaktır.
Tarih, böylesi gerçekler ve delillerle dolu. Bu delillere yanki hükümetlerinin Küba’ya yönelik gizli kararlarının yer aldığı, sonradan gizliliği kaldırılan belgeler de dahil. Söz konusu bu belgelerde çok sayıda terör eyleminin detayları yer alıyor. Örneğin bunlardan biri, 8 Haziran 1963 tarihli, CIA tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi Daimi Grubu’na sunulan belge. Bu belgede onaylanan maddelerden biri şöyle ifade edilmektedir.
"Konu: Küba'ya yönelik gizli politika ve entegre eylem plan önerileri.
Castro-komünist rejimi üzerinde maksimum baskıyı oluşturacak programın temeli, her bir eylem planının diğerleri ile eşzamanlı ve etkili bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Ancak ekonomik misilleme ve sabotaj eylemlerinin halk ve elit gruplar üzerinde derin bir etki yaratmasının ardından silahlı kuvvetler ve rejimin diğer güçlerinde ortaya çıkacak hoşnutsuzluğun kitlesel aktif bir isyana dönüşmesi beklenebilir.”
Duydukları bu içten içe büyüyen derin nefret, 67 yıldır milyarlarca dolar harcamalarına, Küba'yı terörü destekleyen ülkeler listesine dahil etmelerine ve Küba işletmelerinin banka işlemleri yapmasını yasaklamalarına rağmen, Küba’da kitlesel sokak isyanlarının ortaya çıkması hayallerine bir türlü kavuşamamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Halk, yokluklara direniyor; çünkü çektikleri yoksulluğun asıl sorumlusunun 1960'tan bu yana ABD tarafından dayatılan ekonomik, ticari ve finansal savaşın oluşturduğu yaptırımlar yumağı olduğunu çok iyi biliyor.
Marco Rubio, genetik köklerinin bulunduğu ülkenin halkını açlık ve hastalıklara mahkûm etmeye çalıştığı için utanmalıdır. Ancak zaman her şeyin ilacıdır ve gelecek güzel günler mutlaka bugünlerden iyi olacaktır. Nihayetinde José Martí’nin de dediği gibi:
“Hakikatin karşısında hiçbir şey duramaz”
Yazar: Arthur Gonzáles
Yayınlandığı yer: Razones de Cuba
Yayın tarihi: 30 Mart 2025
Çeviri: İlhan Şendil
| DOSYA | Küba Gerçeği yazıları |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.