Sayfa yolu
ABD'li büyükelçiden 'vadedilen topraklar' skandalı: AKP'nin 'manidar' sessizliği çok şey anlatıyor
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.02.2026 , 11:54
ABD'li gazeteci Tucker Carlson, üç gün önce YouTube kanalında yaptığı programa ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'yi konuk etti.
Carlson'ın, İsrail’in "vadedilen topraklar" iddiasına ilişkin sorusu üzerine Huckabee, "İsrail'in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi” dedi.
Tevrat'ta tarif edilen bölgenin sınırına dair çeşitli tartışmalar devam etse de genellikle Nil Nehri ile Fırat Nehri arasındaki coğrafyanın "vadedilen topraklar" diye tanımlanan bölge olduğu öne sürülüyor.
Söz konusu iddiaya göre "vadedilen topraklar" Orta Doğu'nun büyük bir kısmını kapsıyor ve günümüzde birçok devletin topraklarını içine dahil ediyor. Böylece Filistin, Lübnan, Ürdün, Suriye, Irak, İran, Mısır, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Türkiye'ye ait toprakların bir kısmında veya tamamında hak iddia ediliyor.
"Tevrat'a dayalı Büyük İsrail" planı kapsamında çok sayıda ülkenin topraklarında hak iddia edilince, birçok devletten de ABD'li Büyükelçi Huckabee'ye tepki geldi.
Birçok devletin Dışişleri Bakanlığı, konuya dair kınama açıklamaları yayımladı. Türkiye ise Huckabee'nin sözlerine karşı halihazırda ayrı açıklamalar yapmış olan 13 ülkeyle birlikte yayımlanan ortak açıklamaya imza atmakla yetindi.
Ayrıca Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın söz konusu ortak açıklamayı bile paylaşmaması dikkat çekti.
AKP iktidarı yeniden ayağa kalkmak adına Amerikancılığın gazına eskisinden çok daha sert basıyor. Oysa "müttefik" olarak tanımlanan ABD'nin bir bürokratı hiç çekinmeden, Türkiye sınırlarında yer alan toprakların İsrail tarafından yönetilmesinin daha iyi olacağını açıklıyor. Türkiye ise sessizliğe gömülüyor.
AKP iktidarının paylaşmaktan bile imtina ettiği ortak açıklama şöyle:
"Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı, Katar Devleti, Kuveyt Devleti, Umman Sultanlığı, Bahreyn Krallığı, Lübnan Cumhuriyeti, Suriye Arap Cumhuriyeti ve Filistin Devleti Dışişleri Bakanlıkları ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Arap Birliği (LAS) ve Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) sekreterlikleri, ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria da dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklarda İsrail'in kontrol kurmasının kabul edilebilir olacağını ima eden açıklamalarını şiddetle kınamakta ve derin endişelerini dile getirmektedir.
Söz konusu ülkeler, uluslararası hukuk ilkelerinin ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın açık bir ihlalini teşkil eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarı için ciddi bir tehdit oluşturan bu tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaları kesin bir dille reddettiklerini teyit etmektedirler.
Bakanlıklar, bu açıklamaların ABD Başkanı Donald J. Trump'ın ortaya koyduğu vizyonla ve Gazze Çatışmasını Sonlandırmaya Yönelik Kapsamlı Planla doğrudan çeliştiğini vurguladı. Söz konusu plan, gerilimi kontrol altına almayı ve Filistin halkının kendi bağımsız devletine sahip olmasını sağlayacak kapsamlı bir çözüm için siyasi bir zemin oluşturmayı amaçlamaktadır. Bakanlıklar, planın hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşamayı teşvik etmeye dayandığını ve başkalarının toprakları üzerindeki kontrolü meşrulaştırmaya çalışan açıklamaların bu hedefleri baltaladığını, gerilimleri körüklediğini ve barışı ilerletmek yerine kışkırtma niteliği taşıdığını vurguladı.
Bakanlıklar, İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya işgal altındaki diğer Arap toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin olmadığını yeniden teyit ettiler. Batı Şeria'nın ilhakına veya Gazze Şeridi'nden ayrılmasına yönelik her türlü girişimi kesin bir dille reddettiklerini, işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine şiddetle karşı çıktıklarını ve Arap devletlerinin egemenliğine yönelik her türlü tehdidi kategorik olarak reddettiklerini yinelediler.
Ayrıca, İsrail'in yayılmacı politikalarının ve yasadışı önlemlerinin devam etmesinin bölgedeki şiddeti ve çatışmayı daha da alevlendireceği ve barış umutlarını baltalayacağı konusunda uyararak, bu kışkırtıcı açıklamalara son verilmesi çağrısında bulundular. Bakanlıklar, ülkelerinin Filistin halkının kendi kaderini tayin etme ve 4 Haziran 1967'ye uygun bağımsız bir devlet kurma hakkına ve tüm Arap topraklarının işgaline son verilmesine olan sarsılmaz bağlılığının altını çizdiler."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.