Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

30 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti: Ayşe Barım iddianamesi kabul edildi

Gezi Direnişi soruşturmasında tutuklanan Ayşe Barım hakkında 30 yıla kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianame kabul edildi. Barım, 7 Temmuz’da ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 05.05.2025 , 20:22

Menajer Ayşe Barım'ın 2013 yılında Gezi Direnişi eylemlerini "organize etmek" iddiasıyla tutuklandığı soruşturmada geçtiğimiz günlerde mahkemeye gönderilen iddianame kabul edildi.

27 Ocak'ta "Gezi eylemlerini organize etmek" iddiasıyla tutuklanan Barım hakkındaki iddianame tutuklanmasından üç ay sonra tamamlandı ve Barım'ın 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianame gönderildiği İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Ayşe Barım, 7 Temmuz’da ilk kez hakim karşısına çıkacak.

İddianamede ne vardı?

Barım’ın Gezi direnişi üzerinden “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmeye Yardım” suçundan yargılandığı davada Savcı Furkan Kafalı, geçtiğimiz günlerde iddianameyi mahkemeye sundu.

İddianamenin giriş kısmı, bir kez daha, Gezi Direnişi’nin “yurtdışı destekli bir hükümeti devirme girişimi” olduğunu kanıtlamak üzere Osman Kavala’nın çevresini, Mehmet Ali Alabora ve arkadaşlarının oynadığı bir tiyatro oyununu ve Soros ve Açık Toplum örgütlenmesine dair uzun anlatımlar tekrarlandı.

Fakat en temel sorun, hâlâ ortada duruyor: Gezi Direnişi, ülke genelinde milyonlarca insanın katıldığı ve hükümete tepki gösterdiği bir halk hareketiydi ve herhangi bir suçları olup olmamasından bağımsız olarak, Gezi davasında yargılananların etki ve yönlendirmesi çok sınırlıydı. Birçok muhalif siyasi parti, davalara konu edilen isimlerden çok daha geniş kitlesel ve siyasi etkiye sahipti ve buna rağmen hiçbir siyasi özne, Gezi Direnişi günlerindeki hareketi yönlendirmekte özel bir ağırlık kazanamamış, hareket büyük oranda kendiliğinden ilerlemişti.

Ayrıca iddianamede yer verilen “27 Mayıs darbesi” atfı da dikkat çekti. Şimdiye kadarki iddianameler gibi bu iddianame de hep Gezi Direnişi’ni anlatırken “Arap Baharı”na referans verdi. Ancak bu iddianamede, olaylar bir de “27 Mayıs Darbesi öncesindeki sürece” benzetildi.

Savcı Kafalı, hemen tümünü Savcı Yakup Ali Kahveci’nin yazdığı Gezi Davası iddianamesinden aldığı giriş bölümünün ardından, Barım’la ilgili suçlamalara geçti ve ID İletişim’in internet sayfasından bakılan oyuncu listesindeki oyuncuların Gezi eylemlerine katıldığı görüntüler, internet sitelerinden alınan ekran görüntüleriyle sıralandı.

Daha sonra, Ayşe Barım’ın, 3 Haziran 2013 günü Gezi Parkı’nda sanatçıların katıldığı “Gezi Parkı’nda şiddeti durdurun” konulu basın açıklamasındaki fotoğrafları dosyada yer aldı. Söz konusu eylem, Gezi Parkı’nda halkın olduğu ve kolluk kuvvetlerinin saldırılarını durdurduğu günlerde düzenlenmiş, birçok sanatçının çeşitli cümlelerini okuduğu açıklamada “Her türlü şiddetin bir an önce durması, herkesin birbirini anlamaya çalışması ve bugünden sonra barışçıl bir ortam için ne yapabileceğini düşünüp gerekli adımları bir an önce atmasını istediğimiz için buradayız” denilmişti.

Savcılık, Barım’ın bu basın açıklamasını düzenlediğini kanıtlayamadığı gibi, basın açıklamasına katılan birçok oyuncunun Barım’ın ajansında olmadığına da değinmedi. İddianamede Barım’la ilgili “kanıt” olarak sunulan dört somut unsur var.

İlkinde, Ayşe Barım, Mehmet Ali Alabora’yla telefonda konuşuyor. Tapelerden anlaşıldığı üzere, konu Alabora’nın “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı?” tivitinin ardından hedef gösterilmesine karşı, bir grup sanatçının Alabora’ya destek açıklaması yapmak istemesi. Tapeler, Alabora’nın metnin yazılmasına karışmamanın ötesinde, metnin kendisine önden gönderilmemesini istediğini gösteriyor. Ayşe Barım’sa Alabora’yla görüşmesinde metnin “tonunun yanlış” olduğunu söylüyor ve hazırlayanlara “bunu ne olur böyle yayınlamayın” dediğini ifade ediyor. Bu görüşme, iddianamede, “Ayşe Barım’dan Mehmet Ali Alabora’ya talimatlar” başlığıyla yer bulmuş, ancak kısacık görüşme okunduğu anda, ortada talimat olmadığı anlaşılıyor. Başka kişiler arasında geçen ve iddianamede yer verilen diğer görüşmeler de Alabora’ya destek bildirisine dair tartışmalardan oluşuyor.

İkincisinde, Ayşe Barım’ın, Gezi Direnişi günlerinde ajansına bağlı ve eylemlere katılmış oyuncularla ve eylemlere katılmış diğer çeşitli isimlerle telefon görüşmeleri yaptığına dikkat çekiliyor. HTS kayıtları dökümünde görüşmeler görünüyor. Ancak görüşmelerin içeriğine dair herhangi bir bilgi yok. Dolayısıyla kayıtlar, iddianamede Barım’a atılan ağır suça dair kanıt oluşturmanın yanına yaklaşamıyor. Savcılık, dökümü, dosyaya şu sözlerle bağlıyor: “Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı, ilk kez gezi parkı sürecinde yapılan bu görüşmelerin hayatın olağan akışı içerisinde tesadüfi görüşmeler olarak değerlendirilemeyeceği…” 

Üçüncü “kanıt”, Barım’ın telefonundan çıkan bir görsel. Üzerine “Occupy Gezi, Türk Halkıyla Dayanışma” yazan Portekizce poster, savcılık tarafından iddianamede “örgütsel doküman” olarak niteleniyor. Barım, sorgu sırasında bu görsele dair kendisine sorulan soruya şu yanıtı veriyor: “Bilgisayarımda 74. Sayfada çıkan Occupy Gezi Kadın görselini bana tahminimce birisi göndermiştir. Bu görseli Bergüzar’a benzettiğim için saklamış olabilirim. Başka hiçbir manası yoktur.”

Dördüncü olaraksa, Savcılık, “sonradan kanıt bulma” avına çıktığına işaret edecek biçimde, Barım’ın gözaltına alınmasının ardından iki kişinin yaptığı yorumları dosyaya koymuş. Oyuncu Metin Yıldız ve gazeteci Enver Aysever, Barım gözaltına alındıktan sonra, Barım’a ve menajerlik şirketine dair eleştirilerini dile getiriyor. Metin Yıldız, X paylaşımında, Gezi günlerinde sokağa çıkan sanatçıların sonradan sessizliğe gömülmesini, Barım’a dair açıklama yapmamasını ve ID İletişim’in tekelci pozisyonunu eleştiriyor. Aysever’se, Youtube programında, CNNTürk’te program yaptığı günlerde Halit Ergenç’i konuk almak istediğinde Ergenç’in ekrana çıkmadan önce menajeri Barım’dan izin alması gerektiğini söylediğini anlatıyor ve eleştiriyor. Savcılık, haksızlığa daha fazla ses çıkarılmasını isteyen ve Barım’ın bunu engellediğini ima eden Aysever’e ait ifadeleri, Barım’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmeye Yardım” suçunun kanıtı sayıyor.

Gezi’den suç üretemeyen Savcılık, ülkemize yepyeni bir ‘olay’ hediye etti: ‘Help Turkey Olayları’
barim

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.