Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

25. yılında Hayırlı Cuma Anlaşması ve Joe Biden’ın İrlanda çıkarması

Joe Biden’ın İrlanda çıkarması bir halkla ilişkiler atağıydı. Küresel savaşı körüklemekten yıprananlar, yüzlerine yeni makyajlar yaptılar.

Çağdaş Gökbel

Yayın Tarihi: 16.04.2023 , 08:50 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Tüm dünyanın ezilen uluslarına medeni bir sözleşme sunmak gerekiyordu. Avrupa’nın köşesinde bir ada ülkesinde sömürgenler tarafından Orta Çağ’dan kalma bir çekişme gibi görünen çatışmalara son vermek önemliydi. Britanya adalarındaki tüm ulusları kendi kültürü ve milliyetçiliğinde eritmeye çalışan İngiltere, kimi tarihçilere göre başarısız olmuştu. Bu noktada kişisel eğilimimi merak eden okurlara daha dengeli bir çizgi aramalarını tavsiye edebilirim. 

Milliyetçi tarih perspektifi de, karşısına konumlanan tarih anlatısı da görüntüyü kurtarmaya çalışıyor gibi görünüyor. Her iki tarafta büyük kayıplar verdi. Her iki tarafta destansı zaferler elde etti. İskoçlar ve İrlandalılar ulus olarak kalabilmek için evlatlarının kanını fazlasıyla döktü. Ta ki halk bu çekişmeden bıkana kadar. Gerçekten de bugün Cumhuriyet yurttaşlarında tarihin yükü, insanların zihinlerinde net bir biçimde okunabiliyor. Herkes bu yükü artık taşımama konusunda sözleşmiş ve ortak bir deklarasyona imza atmış gibi görünüyor. İşte adanın toplum sözleşmesinin kanla ve gözyaşıyla imzalanan destansı tarihine giriş yapıyoruz. Yüzyılları deviren bu çekişmede kimse kesin zafer elde edemedi. Bayraklar cepheden cepheye değişti. Tüm bu savaşlar ve soykırımlar fırtınasının ortasında 1916 yılında, İrlandalı devrimciler tüm ada halklarını etkileyecek bir Cumhuriyet bildirisi yayınladılar. Paskalya ayaklanması Patrick Pearse, James Connolly, Tom Clarke gibi cesur devrimciler sayesinde büyük bir başarı elde etti. Bu yazı vesilesiyle tüm bu yiğit adamları anmadan Hayırlı Cuma anlaşmasına geçmek istemedim. 

Ayrıca anlaşma öncesi tarihsel süreçlere de kısaca göz atmak gerekir. Başarısızlık gibi görünen ayaklanma, ortaya koyduğu ilke ve erdemlerle İrlanda halkının kalbindeki özgürlük ateşini yakmayı başarmıştı. Cumhuriyet, krallığın altında inim inim inleyen halklara eşitlikten, kadın ve çocuk haklarından bahsediyordu. Elbette James Connolly öncülüğündeki sosyalist hareket bu çağrının dışında kalmadı ve Connolly, Kilmainham zindanında ağır yaralı yatarken kraliyetin acımasız infaz mangasının kurbanı oldu. Daha sonra yaşananlar ise ada tarihinin adeta mitolojik bir laneti andırırcasına bir sarkaç gibi salındığını gösteriyor. Bolşevik devrimin yarattığı rüzgârın Almanya’da hüsrana uğraması, 1916 yılında İrlanda’da yakılan ateşin etkisini bir daha telafisi mümkün olmayacak biçimde azalttı. Özgür İrlanda devleti mucizesi ve İngiliz hükümeti işbirliğinin temelleri 1921 yılında atıldı. Adadaki tüm ayrık otları bu sayede temizlendi. 1921 yılında yaşanan iç savaş filmlerde anlatıldığı ve karikatürize edildiği gibi iki eski dostun anlaşılmaz kavgasından ve kaprislerinden ibaret değildi. Zavallı günümüz insanı karmaşık soruların cevabını kütüphanelerde değil de beyaz perde karşısında ya da aptal kutusunun camından bakarak aramaya devam ediyor. İhanetler silsilesi, kirli iç savaştan sonra başlıyor. Film senaristlerinin jargonuyla anlatacak olursak bu durumu tıpkı yaşlı bir Kelt kahini gibi James Connolly, İrlandalılara geleceğe ilişkin güçlü uyarılarda bulunmuştu. Dublin kalesine çekilen yeşil bayrak İrlanda ulusunun yaralarına merhem olmak bir yana daha büyük ve kapanması zor yaralar açmıştı. 

Elbette Connolly, yaşlı bir Kelt kahini falan değildi; sınıf mücadelesini biliyordu ve ülkesinde bu mücadelenin alabileceği biçimi öngörmüştü. İşte bugünün anlı şanlı tiyatro oyunu yazarlarının ve ödüllü filmlerin senaryolarına imza atanların kendi tarihlerine ihanetleri o dönemde başladı. Bugün, hepsi resmi tarih anlatısının ideolojisini güçlendirmeye yemin etmiş gibi. İç savaş, İngilizler adına isyancı sosyalist ve cumhuriyetçileri bastırma operasyonundan çıkarılarak tatsız ve unutulması gereken bir hatıraya böylece indirgenmiş oldu.

Hayırlı Cuma gerçekten hayırlı mı?

Kürt siyasi hareketi kendisini Britanya adasındaki ezilen uluslarla ve onların tarihiyle özdeşleştirmeyi seviyor. Bu bir yere kadar anlaşılır bir durum. Ayrıca aynı şey Türk ulusal hareketi için de geçerli. İrlanda’nın bağımsızlık çabaları, Türk ulusal hareketi için de heyecan verici olmuştur. Buradaki temel motivasyon çok önemli. Bugün, bu motivasyon biçimi değişmiş durumda. Pazarlıklara, masalara ve kirli pragmatik manevralara dayanıyor. Ve bugün ulusal mücadelenin tarafları emperyalistlerle çekişerek değil onlarla anlaşarak bir zaferin mümkün olabileceğini düşünüyor. İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesi, emperyalist bir devletin kendi bağrına saplanan güçlü bir hançer olduğu için sevinçle karşılanmıştır ve bu açıdan bakıldığında üç renkli bayrak herkesin gururla taşıyabileceği bir semboldür. 

Ancak Sovyetler Birliği’nin tarih sahnesinden çekildiği bir dönemin sonrasında 10 Nisan 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma anlaşması ulus hareketlerinin tamamında zaten pusuda bekleyen farklı bir ideolojik motivasyonu harekete geçirdi. Mücadele edilen devlete karşı daha güçlü bir devleti devreye sokmak ve büyük ağabeyin yardımıyla onu anlaşmaya ikna etmek. Kabaca bakıldığında sabah akşam rasyonalitenin kutsandığı ve büyük irrasyonalizmin içerisinde yaşadığımız kapitalist toplumlarımızda bu çok akılcı bir manevraymış gibi geliyor. Geçmişin savaşçı ve erdemli değerleri yerini burjuvazinin kirli ayak oyunlarına bırakıyor. Bu akılcılık, ulus hareketini kendi kutlu tarihini hiçe sayarcasına kirletecekti. İşte bu büyük ve hayırlı anlaşmanın toplum psikolojisi üzerindeki etkisi. Tek tek anlaşma maddelerini incelemenin ve Kuzey İrlanda’nın statüsünü sayfalarca tartışmanın bir anlamı olduğuna inanmıyorum. Kuzey’in kaderi 1921 yılında imzalanan Anglo-İrlanda anlaşmasında çoktan belirlenmişti. Hayırlı Cuma, bunun sadece revize edilmesi ama daha da önemlisi büyük birader olarak ABD’nin Kuzey İrlanda ekonomisine el koymasıydı. Böyle bir masanın kurulması bile o kadar kolay olmadı. Margaret Thatcher’ın terör rejimi ve milletvekili seçilmesine rağmen Bobby Sands’ın başbakan tarafından terörist olarak nitelenmesi ve arkadaşlarıyla beraber ölüm orucunda göz göre göre ölmesi, İrlanda halkının dinmeyen mücadelesinin ve acılarının açık bir yansıması oldu. Sands ve arkadaşları tıpkı bağımsızlık ve cumhuriyet ateşini yakan İrlandalılar gibi tüm dünyanın ezilen halkları tarafından sahiplenildi.

Tarihi yeniden yazmak

Kuzey İrlanda’daki durumu gözden geçiren ve ABD’nin propagandasıyla refahı getiren Hayırlı Cuma, ölümlerin anlamsız olduğunu ticaretin tek kutsal olduğunu göstermişti. Mithat Bereket’in 32. gün için hazırladığı korkunç IRA dosyasını hatırlatmak isterim. Fazlasıyla sinir bozucu olan bu gazetecilik garabetinin gerçekleri bazı yönleriyle ifşa ettiğini zamanla fark ettim. Bunun bilinçli bir çaba olmadığını belirteyim, öyle olsaydı birazdan yazacaklarım izleyicilerin gözüne sokulurdu.‘IRA Terörü Nasıl Bitti? | 1994 | 32. Gün Arşivi’ https://www.youtube.com/watch?v=5X5M7ucSLHY&t=713s Erişim Tarihi: 15/04/2023 GelenekGelenek Dergi Sayı:155 ‘Tarafsızlık ve Gazetecilik: Gazeteci Kimdir, Tarafsız Olabilir mi?’ https://gelenek.org/tarafsizlik-ve-gazetecilik-gazeteci-kimdir-tarafsiz… Erişim Tarihi: 15/04/2023 dergisinde eleştirdiğim bu haberde ilginç bir detay vardı. Bereket, Kuzey İrlanda’da barışı dev Amerikan şirketlerinin (en başta Coca-Cola)Anlaşmanın temelinde tamamen şirketlerin kontrolü olduğunu söylemek iddialı olabilir. Yine de şirketler için Kuzey İrlanda stratejik bir coğrafya. Bu anlaşma için aktif rol aldıkları tartışılamaz. Okurlarımın yazılarımda sıklıkla karşılaştığı bir ismi hatırlatalım. Edward Bernays, United Fruit Company adına Guatemala’da darbe örgütleyerek seçilmiş hükümetin ABD müdahalesiyle devrilmesini sağlamıştır. Bu tarihteki en popüler hadiselerden biridir. Ayrıca Coca-Cola firmasının da benzer müdahaleler örgütlediği hatırlanmalıdır (Y.N). tesis ettiğini elindeki kola şişesiyle açık etmiştir. Kapitalizmin bu kritik coğrafyadaki huzursuzluğu çözmeden para kazanamayacağı açıktır. Başkent Belfast’ta huzur sağlanmalıdır ve limanlar şirketlerin hür teşebbüsüne açılmalıdır. Büyük barış, büyük refahla muştulanmış ve dilbilimsel/göstergebilimsel cambazlıklar bir yana hayırsız bir anlaşma ortaya çıkmıştır. Kuzey İrlanda, cumhuriyete bağlanmadan akan kanın duracağı falan yoktur. Kapitalizm parayla ve iş yapma becerisiyle illüzyon yaratacağını sanmıştır. Ayrıca ABD, İrlanda üzerinden İngiltere politikalarına daha fazla dahil olabilmiştir. Göçle gelen İrlandalı bağı anlaşma sonrası kendisine gerçek bir ruh bulmuştur. Hayırlı Cuma en büyük zararı Sinn Fein hareketine vermiş gibi görünüyor. Bölünmelerle ve iç kavgalarla bugünlere gelen ve İrlanda Cumhuriyeti’nde yıllarca baskılandıktan sonra iktidarın eşiğinde duran parti gerçek bir kişilik bölünmesi yaşıyor.

Taraflar kapitalizmin verdiği dürtüyle krizleri fırsata çeviriyor. Emperyalizm tüm kirli suçlarını adını hayırlı koyduğu bu anlaşmayla aklamaya çalışıyor gibi görünüyor. Sinn Fein’in efsanevi liderlerinden Gerry Adams’ın bu yeni tarih anlatısını güçlendiriyor olması oldukça trajik bir son. İngiltere’nin anlaşmaya imza atan taraflarından eski başbakan Tony Blair’in kişisel hikâyeler üzerinden bir barış elçisi olarak nitelendirilmesi tarihin yeniden inşasında önemli bir eşik gibi görünüyor. Irak savaşının azılı savaş suçluları bir anda karşımıza barışsever insanlar olarak çıkıveriyor. Gerry Adams’ın performansı iktidara talip bir partinin vıcık vıcık pragmatizmini yansıtıyor.

Öyleyse anlaşmanın yönetenlere ideolojik manevra alanı sağladığı tartışılmaz bir gerçek. Tarafların iddia ettiği gibi anlaşma sonrası hızlı bir barış ve akan kanın bir anda tıpkı bir musluğu kapatır gibi kesildiğini söylemek kof bir propagandadan ibaret. Britanya adasının çarpık barışının Türkiye’deki Kürt meselesine bir deva, yara merhemi olarak sunulması da ayrı bir garabet. Bu yazının konusu olmadığı için bu meseleye çok girmeyeceğim. 

Sinn Fein’den devam edelim. Kendisini düzen siyasetine kabul ettirmeye ve üzerindeki 100 yıllık illegalite gömleğini büyük biradere tutunarak aşmaya çalışıyor. Partinin bu haliyle bile İngiliz merkez siyaseti ve İrlanda siyaseti tarafından terörle ilişkilendirilerek kabul edilmiyor oluşu oldukça ironik. Barışı tesis eden büyük sözleşme ‘Hayırlı Cuma’ bugün Kuzey İrlanda’daki hükümet krizini çözmeye yetmiyor. Partinin Kuzey İrlanda’daki lideri Michelle O'Neill seçimden zaferle çıkmasına rağmen İngiliz Birlik yanlılarını bir türlü hükümet kurmaya ikna edemedi. Kraliyete bağlı terör grupları bu tarihsel hezimetten duydukları rahatsızlıkla tehdit mektupları yayınladı, cumhuriyetçilerin mezarlarına boru tipi bombalar yerleştirdi. Hani hayırlı sözleşme çözmüştü tüm sorunları? Joe Biden ziyaretinde tüm Sinn Fein liderliğinin Gerry Adams, Michelle O'Neill ve Mary Lou McDonald büyük ortak ‘İrlandalı Biden’la girdiği selfi yarışı tarihin en çirkin evresinden geçtiğimizin ispatı gibi. Sosyalizmin geriye çekilişinde ulusal hareketlerin düştüğü pozisyonu net bir biçimde gösteriyor. Büyük biraderin kafası atsa Kuzey’i İrlanda’ya bağlasa hiç fena olmazdı hani. Nasılsa büyük biraderi yönetenler de İrlandalı.

Kızışan selfi yarışının kazananlarından biri Gerry Adams. Fotoğraf karesinde yer alan arkadaki hüzünlü yüz oldukça ironik ve komik bir perspektif sunuyor.

Zaman değişiyor, Hayırlı Cuma anlaşmasının 25. yılında IRA’nın şanlı tarihi yerini burjuva siyasetinin ayak oyunlarına bırakıyor. Okurlara tüm bu moral bozucu hikayenin içinde kaybolmamaları ve deşarj olmaları için bir isyan şarkısı dinlemelerini öneriyorum. SAM’in şarkısı bu kirli ve pislik akan dünyada ruhumuza iyi gelebilir.SAM Song - Irish Rebel Song https://www.youtube.com/watch?v=_APGPY3YHWc Şimdi, gelelim İrlanda’da yaşayan bizler için bir ömür süren Joe Biden çıkarmasına. 

Barış elçisi ve bir rock yıldızı Joe Biden

Joe’nun gelişi aylar öncesinde duyuruldu. Joe geliyor, hem de Kuzey İrlanda barışının 25. yılında. Medyanın propaganda yaparken kantarın topuzunu kaçırdığına çok tanıklık ettim ama bu kadarı bile bana fazla geldi. Joe geliyor, geldi, geziyor ve Joe İrlanda’yı seviyor... Onun adına karton kahve bardakları basılıyor ve gazetecilik bu haberlerle yine zirvedeki yerini koruyor.

Yazıyı daha fazla uzatmamak için bunak Joe’nun şovuna geçelim. İrlanda’da öyle bir iklim yaratıldı ki kendimi ABD’nin bir eyaletinde yaşıyormuş gibi hissettim. Zaten bu hikâyenin sonunda İrlandalı yaşlı adam ağzındaki baklayı çıkaracaktı. İrlanda gezisi ölüyü diriltmişti. İrlanda, Amerikan başkanları için önemli bir ülke. Çünkü, Amerika’yı yöneten sınıfın ulus kimliğinin İrlandalılardan oluştuğunu yazmam başımı ağrıtmaz. Bunu sadece başkanlık makamı olarak düşünmemek gerekiyor. Yine de uzun bir İrlandalı başkanlar listesine sahibiz ve Joe Biden onların sonuncusu ve ABD başkanı olarak İrlanda davasına olan bağlılığını ispat etmek zorunda.US Presidents with Irish Heritage https://epicchq.com/story/us-presidents-with-irish-heritage/ Erişim Tarihi: 15/04/2023  Eğer seçimlerde yeniden başkan olacaksa İrlandalıyı etkilemek zorunda. Bu erkenci seçim rüzgârı ve etkileme çabası İngilizleri rahatsız etmeye yetti. Huysuz kraliyeti kim takar?

İrlandalı başkanlar listesinde en ilginç isimlerden biri Barack Obama. Okurlar ne alaka bu adam siyah derili değil mi kardeşim diyebilir. Oysa Obama’nın geçmişi İrlanda adasına uzanıyor hatta şu an yaşadığım Offaly bölgesine. Aile vakti zamanında Offaly’den ABD’ye göç ediyor. İşte İrlanda’dan yeni kıtaya dalga dalga akan göç ABD siyasetinin merkezini şekillendiriyor. ABD’yi yöneten sınıfa bu güç katolik muhafazakâr bir ideoloji inşa etmesinde yardımcı oluyordu. Bu yüzden Joe Biden, yaptığı konuşmalarda kendi ailesinin geçmişine ve büyük kıtlık döneminde (1845-1852) yaşanan trajediye sık sık atıfta bulundu. İrlanda ulusunun bağımsızlık özlemini paylaştığını ve Hayırlı Cuma anlaşmasının barış için ne kadar önemli olduğunu söyleyip durdu. Bunak Joe’nun tek tek nereleri gezdiğini yazmayacağım. Bu gazetecilik tarzının bize ne kazandırdığına hala akıl sır erdiremedim. Twitter ve onun yeni patronu Elon Musk sayesinde bu propagandaya sosyal medyada da fazlasıyla maruz kaldım. Joe mecliste, Joe başkanlık sarayında, Joe sokakta işte bu medya efsanesi geçtiğimiz akşam Mayo’ya bağlı Ballina kasabasında Muredach’s katedralinin önünde muhteşem bir sahne gösterisi gerçekleştirdi. Kurulan sahne, lazer ışıkları kısacası her şey ABD başkanının İrlanda şovuna özel olarak tasarlanmıştı. İrlanda başbakanı (Taoiseach) Leo Varadkar, ortalama 5 dakikadan biraz fazla konuşabildi. Rock yıldızı Biden ise 30 dakika konuştu. Aradaki denge farkının bir anlam ifade etmediğini düşünenlerden değilim. Joe Biden, bu büyük konuşmada yine İrlandalı köklerine atıf yaptı. Konuşmanın tek önemli yani Rusya’nın acımasız bir savaş yürüttüğüne ilişkindi. İrlanda adasında bir türlü son bulmayan savaşı sonlandırmış bir ülkenin (Hayırlı Cuma) barışsever lideri olarak Biden, demokrasinin tehlike altında olduğunu söyledi ve İrlanda’nın geçmişini hatırlayarak Ukraynalı mültecilere kucak açmasını takdirle karşıladığının altını çizdi.

Tarihin yeniden yazıldığını belirtmiştim. Emperyalistler ellerindeki medya ve iletişim gücüyle bu yeniden inşa sürecinde adeta ustalaşmışlardır. Bugün, Hayırlı Cuma anlaşması, savaşçı emperyalizme barışçı bir veçhe katması için kullanılmaktadır. Yeni tarih anlatısı için sembolik günler paha biçilmez bir cevherdir ve Biden bu cevheri iyi kullanıyor gibi görünüyor. Tüm bu gösterinin sonunda Joe Biden ağzındaki baklayı çıkarıyor ve ABD başkanlığına yeniden aday olacağını açıklıyor. İrlanda gezisi canlı cenaze Biden’ı fazlasıyla canlandırıyor.

Şair Seamus Heaney’nin arkadaşı Joe Biden, mecliste konuşma yaparken dönüyor ve Heaney’in eşine duygusal sözler söylüyor. Kısacası Joe, yaşlılık pelerinini üzerinden atıyor ve atalarının topraklarında enerji tazeleyerek ulusun gönlünü fethediyor. Şimdi gelelim İrlanda muhalefetinin Biden çıkarmasına tepkisine.

Özgür Derry bildiğiniz gibi ama Cumhuriyette işler berbat

Sinn Fein liderliğinin selfi yarışı Türkiye’deki okurları şaşırtmış olabilir. Türkiye’deki insanlar maalesef İrlanda’ya inanılmaz çarpık bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Bunda tarihin şanlı sayfalarının etkisi büyük. Ancak bugünün gerçeklerini idrak etmek zorundayız. Filistin davasını sahiplendiğini ve Küba’ya sahip çıktığını iddia eden Sinn Fein’in hali ortada. Joe Biden’ın gezisi ve ABD’nin savaş suçları muhalefet cephesinin siyaset alanını tamamen kaplayan bu hareket tarafından en ufak bir biçimde dahi gündeme getirilmedi. Hatta çoğu İrlandalı siyasetin tamamen Biden şovuna kapılmasını tedirginlikle karşıladı. Görünür siyasette Kârdan Önce İnsan Hareketi (People Before Profit) milletvekili Richard Boyd Barrett dışında olanlara kimse tepki göstermedi. 

Sinn Fein, cumhuriyet cephesinin artık merkez siyasi aktörlerinden biri olduğunu bu süreçte kanıtladı. Fianna Fáil ve Fina Gael ikilisinin yanına artık bu üçüncü aktörü yazabiliriz. Maalesef İrlanda adasında Kuzey dışında muhalefet tamamen silik bir görüntü sergiliyor. Adı gibi özgür Derry olmasaydı İrlanda’da muhalefetin imajını toparlayabilmek zor görünüyordu. Yine de Türkiye’deki insanlarımızın imajlara ve görüntüye dayalı enformasyona bel bağlamamasını öneririm. Derry’de polis aracına atılan molotof o coğrafyanın olağan karşılanan eylemlerinden biri. Buradan eylemliliğin anlamsız bir şey olduğu çıkarsaması yapılmamalı. Kraliyet bu insanları hala terörist olarak görüyor. Hatta ölen cumhuriyetçileri resmi üniforma ve cumhuriyetin sembolleriyle ananları teröristler olarak nitelendirmeye bayılıyorlar. Ada deneyimi yaşayan biri terör kavramının iktidarın elinde nasıl oyuncak olduğunu gayet iyi bilir. Elbette toplumsal olaylara gözleri kapalı apolitik bir göçmen değilse. Bu yüzden Marksist-Leninistler hukuk felsefesinin alanına giren bu kavrama düzen güçlerinin ideolojik gözlüklerinden daha farklı bakar. Esir altına alınmış bir ulusun silahlarını kuşanması en fazla nefsi müdafaadır. Kuzey İrlanda’da gökyüzünde görünen kraliyet helikopterleri bu yüzden hâlâ rahatsızlık yaratmaya devam ediyor ve özgürlüğe susamış olan insanlar gerçek terörü çok iyi tanıyor. Muhalefet dağa taşa İrlanda, Küba ve Filistin bayrağını kazıyarak Joe’yu karşılıyor. Bu eylemlilikler Kuzey’deki muhalefete dair umut verici.

Güney’deki durum ise içler acısı. Devrimci mücadelenin yaşam mücadelesi verdiğini söylemeliyiz. Görüntünün aldatıcı olduğunu unutmamakta yarar var. Kutlu IRA mirasıyla bugünü sürdürebilmenin imkânı yok. Siyasi partilerin mekânsal özgürlük alanları, toplanma ve tartışma yürütme yerleri dahi yok. Dublin’deki göstermelik konferanslardan ve basit tüketimci kültür etkinliklerine dönüşmüş biraz da sola çalmış konserlerin kime ne yararı var? İrlandalı işçilerin maalesef gerçek bir örgüte sahip olup olmadıklarını bile tartışmaya açmak zorundayız. Tüm bu karanlık tabloyu dağıtan ise İrlanda’daki Küba destek grubu oluyor. Ablukaya karşı Phoenix Park’ta dev bir Küba bayrağı açılıyor.

Açılan bu dev Küba bayrağı Garda Síochána tarafından derhal toplanıyor ve kamu güvenliğinin selahiyeti için eylemcilere hızla müdahale ediliyor. Ayrıca tek müdahale bu değil. Joe Biden’ı protesto etmesinden şüphelenilen kişilere ve onların evlerine operasyonlar yapılıyor.‘Anti Imperialist Action Ireland’ https://twitter.com/AIAIreland/status/1646138324476735490 Erişim Tarihi: 15/04/2023 Cumhuriyetin kalbinde yoksullar gerçek cumhuriyeti, eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği arıyor. Bu yüzden James Connolly’nin (Séamas Ó Conghaile) belirttiği gibi sosyalist bir cumhuriyet olmadan asla!

Şimdi, bir son yazmalıyız. Joe Biden çıkarması bir halkla ilişkiler atağıydı. Küresel savaşı körüklemekten yıprananlar, yüzlerine yeni makyajlar yaptılar. Hayırlı Cuma sayesinde her biri bir günde barış elçisi oluverdiler. İrlanda’nın iktidara oynayan muhalefeti Sinn Fein, büyük biraderden onay almak için çaba harcadı. Başarılı olup olamadıklarını zaman gösterecek. Şimdi, önümüzde cevap bekleyen şu sorular var:

  • Kuzey İrlanda’da Sinn Fein’in başını çektiği bir hükümet kurulabilecek mi?
  • Cumhuriyetteki ilk genel seçimlerde iktidar olmasına kesin gözüyle bakılan Sinn Fein, İrlanda düzen siyaseti ve İngiltere hükümeti tarafından resmen tanınacak mı?
  • İrlandalı kimliğine sıkı sıkıya tutunan Joe Biden, İngiltere hükümetini Sinn Fein iktidarlarıyla uyumlu çalışmaya gerçekten ikna edebilecek mi? 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.