Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

2 yaşındaki çocuğa istismar iddiasında yeni gelişme: 'Rapor değişsin diye baskı yapıldı'

Beylikdüzü'nde 2 yaşındaki bebeğin 'düştü' beyanıyla getirilip cinsel istismar bulgularına rastlanması ve Adli Tıp raporunda 'istismar bulgusuna rastlanmadığının' belirtilmesi üzerine doktorlar

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 20.09.2022 , 17:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İstanbul'da 2 yaşındaki bebeğin "balkondan düştü" denilerek Beylikdüzü Devlet Hastanesi'ne getirilmesi ve ardından vücudunda istismar bulgularına rastlanması ülke gündemine oturmuştu. Bebeğin ölümü emniyet kayıtlarına "şüpheli" olarak geçirilmişti.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'ysa bebeğin ölümüyle ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında 2 yaşındaki bebeğin cenazesi Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemeler sonrası rapor hazırlanarak başsavcılığa gönderildi.

Raporda bebeğin "yüksekten düşme sonucu meydana gelen beden travması ve iç kanama" nedeniyle öldüğü belirtildi. Bebeğin hastanedeki adli muayene raporunda yapılan tespitler, Adli Tıp Kurumu raporlarında doğrulanmadı. Raporda bebeğin "cinsel istismara uğradığına ilişkin bulgu olmadığı" tespiti yer aldı.

'Adli tıp raporunun bu kadar hızlı çıkması normal değil'

Hastane doktorlarından hastanenin Acil Tıp Uzmanı Dr. Evren Arslan, bebeği ilk muayene eden doktor, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı, İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Çağla Gül Bulut ile Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği'nden Dr. Ezgi Gevher, Cumhuriyet'ten Sinem Nazlı Demir'e konuştu.

Evren Arslan, adli tıp raporunun ve DNA örneğinin bu kadar (14 gün) hızlı çıkmasının normal olmadığını belirtti. Basit trafik kazalarında dahi raporların bir ayda çıktığını söyleyen Arslan, "Adli tıp raporunun bu kadar hızlı çıkması normal değil. Raporun aceleye getirildiği kanaatindeyim. Bebeği 4 doktor gördü. Muayene raporunu 1 doktor yazdı ve adli tıp ise 14 günde 'istismar yoktur' dedi. Yani Adli Tıp Kurumu'na göre 'rektumdaki yırtıklar fasulye sırığı' imiş" ifadelerini kullandı.

'Doktora raporu değiştirmesine yönelik baskı yapıldı'

Ailenin güçlü bir aile olduğunu söyleyen Arslan, AKP'den olduğunu düşündükleri bir kişinin doktora raporu değiştirmesine yönelik baskı yapıldığını belirtti.

Ortada bir sürü yalan haberin olduğunu ve bebeğin dedesi olarak sosyal medyada paylaşılan kişiyle ilgili iddiaların da yanlış olduğunu söyleyerek "Bir kereden bir şey olmaz diyen, Ensar Vakfı'nı kollayan iktidarın kurumudur burası. Rabia Naz Vatan'ı ve Kuddusi Okkır'ı hatırlayın. Bu kurum şaibeli bir kurumdur. Güvenilir olmadığı zaten ortada" dedi.

Bebeği ilk kez muayene eden doktor konuştu: Morluklar o gün olmamış

Bebeği hastaneye geldiğinde ilk kez muayene eden doktor, birkaç gün önce savcılığa ifade vermeye gittiğini söyledi. Adli Tıp raporu ile ilgili haberleri gördüğünü ancak bu olayda bazı sıkıntılar olduğunu anlatan doktor, "Şu an doktorlar üzerinde baskı mevcut ve bu sürecin doğru aydınlatılması lazım. Adli Tıp eğer buna 'düşmeye bağlı' diyorsa onun üzerine başka bir şey söyleyemiyoruz" ifadelerini kullandı.

Düşme bulgusu görmediklerini ve hastanedeki doktorların da bu kanaatte olduğunu aktaran doktor, "Düşmeye bağlı morluk diyorlar ama o morluk tek günlük değil. Bu bulgular mevcut. O gün olmamışlar, biz buna eminiz. Oradaki bulgular ne bulgusu?" diye konuştu.

'Ne ile karşılaşacağımızı bilme olasılığımız yok'

Meslek hayatında, şaibeli adli tıp raporlarına sürekli rastladığını belirten Şebnem Korur Fincancı'ysa Adli Tıp Kurumu'na yapılan atamaların liyakatle ve bilişsel değerlendirmelerle yapılmadığını söyledi.

Raporlara etki edilebildiğini anlatan Fincancı şunları söyledi:

"Raporu ilk kez yayımlayan ajansın bilgiyi nereden edindiği önemli.

Raporlara her zaman bir müdahale olduğunu gördüğüm oldu. Adalet Bakanlığı'na bağlı bir kurumdan bahsediyoruz.

Meslektaşlarımız bağımsızlıklarını korumaya gayret etseler de ne ile karşılaşacağımızı bilme olasılığımız yok."

Avukat Çağla Gül Bulut ise vakalara tek bir doktorun bakmadığını ancak yine de yeterli inceleme yapılmamış olabileceğini söyledi. Doktorları zan altında bırakmak istemediğini aktaran Bulut, "Ama bazı müdahaleler de olabilir. Biz orada olan kişilerin bu tarz yozlaşmalara kapalı olmaları gerektiğini düşünüyoruz. Buna kesin bir şekilde 'etki yoktur' ya da 'vardır' da diyemeyiz" dedi.

'Bir bebek ölümü ne olursa olsun adlidir'

Doktor Ezgi Gevher ise bazı vakaların savcılık boyutunda dahi müdahaleye uğradığını belirterek, bir çözülmenin olduğunu söyledi. Kuruma tamamen bir güven duyulmadığını anlatan Gevher, sözlerine şu şekilde son verdi:

"Bu alan etki edilmemesi gerekilen bir alan. Böyle bir şeyin olmasını arzu etmiyoruz. Rabia Naz Vatan cinayeti davasında bu olayı gördük, adli tıpa müdahale edildiğini biliyoruz. Bu kuruma ilişkin bir şüphe varsa bu büyük bir problem. Bir bebek ölümü ne olursa olsun adlidir. Bunun soruşturulması lazım. Ailenin adli mesele açılmasın diye sergilediği tavır da problem. Yüksekten düştü diye getirilen bir çocuk varsa, burada da büyük bir ihmal mevcuttur."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.