Breadcrumb
2. Dünya Savaşı'nda faşizme karşı savaşan Kürtler ve ortak zaferin hafızası
Yayın Tarihi: 09.05.2026 , 11:18 Güncelleme Tarihi: 09.05.2026 , 11:53
Sovyetler Birliği'nde Kürtlerin İkinci Dünya Savaşı'ndaki zaferin yirmi beşinci yılı olan 1970'te Erivan'da kaleme aldıkları "Büyük Anayurt Savaşında Kürtler" metni, tarihi bir hafızanın incelenmesi açısından son derece kıymetli bir belge niteliği taşıyordu.
Ermenistan'da kaleme alınan bu metin, sosyalizmin İkinci Dünya Savaşı'ndaki büyük başarısını salt askeri bir çarpışma olarak değil, emperyalist kuşatmaya ve dış saldırılara karşı kazanılmış bir zafer olarak tanımlamaktaydı. Bu durum aynı zamanda Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin zaferi ve Komünist Parti'nin yönetimi altında Sovyet halkının verdiği kahramanca mücadelenin bir sonucu olarak görülmüştü.
9 Mayıs 1945 yılında dünya halklarına armağan edilen bu eşsiz zaferi anlatan ve zaferin kırkıncı yılına denk gelen 1985'te Jiyana Nu yayınları tarafından Türkçeye çevrilen eser, Kürtlerin penceresinden bakılarak Sovyetler Birliği'ndeki tüm dünya halklarının zaferi nasıl elde ettiklerinin de tarihsel bir fotoğrafını sunuyordu.
1941 yılında yaklaşık beş milyonluk Nazi ordusunun Sovyetler Birliği'ni hedef alması, kitapta sadece Hitler ile Sovyetler Birliği arasındaki bir savaş olarak tarif edilmemişti. Bu büyük saldırı aynı zamanda faşist ordular ile insanlığın giriştiği, tüm insanların geleceğinin ve direncinin çarpıştığı küresel bir gerçeğe dönüşmüştü. Kitapta bu durum, savaşın Sovyetler Birliği'nin halkların biricik dost ailesi olduğunu kanıtladığı, bütün halklardan Kızıl Ordu'ya yazılan savaşçıların öz yurtlarını özveriyle savunduğu, yiğitçe çarpıştığı ve yüksek cesaret örnekleri gösterdiği cümleleriyle ifade edilmişti. Yazar, düşmanların önceden hiç hesaba katmadıkları durumun tam da bu kardeşlik anlayışı olduğunu vurgulamıştı.
Yazar Halid Çetoyev'in kaleme aldığı bu eser, SSCB'deki Kürtlerin Kızıl Ordu'daki deneyimlerini aktarıyor.
Kafkasya'dan cepheye uzanan dayanışma
Savaşın Kafkasların ötesindeki halkları da doğrudan etkilediği eşikte, Kafkasya'da yaşayan Kürtler akın akın Kızıl Ordu'ya yazılmaya başlamışlardı.
Hatta o dönem Sovyetler Birliği'nde kurulan Kürt tiyatrosu, "Partizan" adlı oyunuyla Ermenistan ve Gürcistan'daki Kürt köylerini gezerek temsiller yapmış, bu oyunların ardından halka Kızıl Ordu'ya katılmaları için ateşli çağrılarda bulunulmuştu. Ermenistan Komünist Partisi bünyesinde oluşturulan Ateşçi Tümenler ise Kafkasya'da yaşayan halkların orduya dahil olduğu tarihi bir kapı açmıştı.
Yazarın belgelediği bilgilere göre, 1943 yılına gelindiğinde, savaşın başlamasının üzerinden henüz bir yıl geçmişken 409. Ateşçi Tümeni saflarında Ermeni, Rus, Ukraynalı, Beyaz Rus, Tacik, Çuvaş, Tatar, Kürt ve diğer halklardan evlatlar omuz omuza savaşmaktaydılar. Bu tümenler Alman işgalcilerinin Ukrayna topraklarından kovulması sırasında aktif olarak yer almışlar, daha sonra 3. Ukrayna Cephesi askerleriyle birlikte Bükreş, Sofya, Budapeşte, Belgrad ve Viyana'nın kurtuluşlarına da katılmışlardı.
Sadece Ermenistan'da değil, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nden Kürt emekçiler de Cumhuriyet'teki diğer emekçiler gibi düzenlenen çok sayıda mitingde yurdun savunulması için hazır olduklarını belirtmişlerdi. Kervansaray ve Elegez'deki Kürt köyleri bu mitinglere katılmış ve faşist ordulara karşı savaşın yanında yer aldıklarını gür bir sesle ifade etmişlerdi.
Yetişkinlerin silahlarıyla katıldığı bu mitinglerde yazılan bildirilerin altına emekçiler gururla imzalarını atmışlardı. Bildirilerin birinde, faşist saldırganların Avrupa'dan bir dizi ülke halklarını köle durumuna getirdiği, şimdi de kanlı ellerini Sovyet ülkesine uzattığı ve burjuva düzenini geri getirerek halkı köleleştirmeyi denedikleri belirtilmişti.
Bildiride emekçiler, Şanlı Kızıl Ordu ile birlikte kanlarının son damlasına kadar özgürlük ve mutluluk veren yurtlarını savunacaklarını, faşizmin ezilmesi için Lenin'in partisi etrafında daha sıkı kaynaşacaklarını ilan etmişlerdi. Ağustos 1942'de Gürcistan'ın Tiflis şehrinde yapılan büyük anti-faşist mitinge katılan emekçiler de, Kafkaslar ötesi halklarla Sovyetler Birliği'nin diğer bütün halkları arasındaki dayanışmayı daha da sağlamlaştıracaklarına, var güçleriyle özgürlük, onur, bağımsızlık ve kültürlerini savunacaklarına ant içmişlerdi.
Metin aynı zamanda cephe gerisindeki olağanüstü dayanışmayı da okuyucuya aktarmaktaydı.
Savunma fonu olarak tarif edilen ekonomik dayanışmaya emekçiler büyük katkılar sunmuş, cephedeki askerleri sıcak tutacak kıyafetler dikmek için seferber olmuşlardı. Kitabın ilginç verilerinden biri de o dönem Türkiye'de gerici basının Hitler yanlısı metinler yayınladığının aktarılmasıydı.
Kaynaklara göre Türkiye'deki gericiler o dönem, Hitler'in Sovyetler Birliği'ni yenmesi için ellerini ovuşturuyor ve Hitler'in elde edeceği olası bir zaferin ardından Kırım'ı tekrar ele geçirmek gibi hayaller kuruyorlardı. Ancak Sovyetler Birliği'nin güney kesimine çöreklenen bu büyük tehlike, Kafkaslar ötesi halkları bölmek yerine birbirine daha da kenetlemişti. Kürtlerin yaşadığı bölgelerde her ulustan emekçilerden on bin kadar asker kayda alınmış, bunların önemli bir çoğunluğunu ise Kürtler oluşturmuştu. Elegez, ya da diğer bilinen adıyla Alagöz dağlarının etrafındaki köylerde memurlar da görev başındaydı. Savaş öncesinde de kolhozlarda Kürtlerin örgütlenmesi için öncü çalışmalar yürüten Ermenistan Komünist Partisi Alagez Bölge Komitesi Büro üyelerinden B.Ç. Rızgoev, M.A. Mıstoyan, H.Ç. Muradov ve M.A. Kelaşyan gibi isimler bu süreçte en aktif çalışmaları yürütenler arasındaydı.
408. Ateşçi Tümeni olarak adlandırılan bu birliklerin asker ve komutanları önünde sık sık konuşmalar yapan görevliler, cephe gerisindeki özverili emekten söz ederek bölük ve birliklerin savaşkanlığını sağlamlaştırmaları için çağrıda bulunmuşlardı.
Kızıl Ordu saflarında kahramanlık gösterenler
Ermenistan ve Türkmenistan Sovyetleri birçok cephede Nazilere karşı birlikte omuz omuza çarpışmıştı. Yazar Çetoyev'in aktardığına göre, çok sayıda Kürt asker Sovyet ordusunda düşmanla olan ilk çarpışmalarda yer almıştı. Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Aşhabat bölgesi Bagir avulasından B.B. Anna Mamedov, 9 Temmuz 1941'de faşist Alman işgalcilerine karşı Piryamin çarpışmalarında savaşmış, 13 Ağustos 1941'de ise Ukrayna'da Poltava bölgesinde Bebru'ya doğru yapılan çarpışmalarda ağır şekilde yaralanmıştı. Faşist saldırganlara karşı göstermiş olduğu yiğitçe cesaretten dolayı B.B. Annamamedov, Anayurt Savaşı 2. Derece Nişanı ile ödüllendirilmişti.
Bir diğer kahraman ise Kızıl Ordu askeri Siyabendov'du.
Ekim 1941'de gösterdiği yiğitlikten dolayı 22 Ocak 1942'de ilk savaşçı ödülüne layık görülen bu asker, süreç içinde birçok farklı kahramanlık nişanı da almıştı. Sadece 29 Ekim 1941 ile 8 Aralık 1941 arasındaki kısa sürede tümenin bölükleri seksen düşman tankına isabet aldırarak onları işlemez duruma getirmişti. Çarpışmaların en kritik anlarında devamlı en önde bulunan Siyabendov, savaşçıların düşmana karşı düzenli ve korkusuzca saldırılarını organize etmişti. Azerbaycan'ın Kubatlı bölgesi Heyranlu ve Mollaburin köylerinden yetiştirilen keskin nişancılar ise zaman içinde Nazi ordularındaki subayların korkulu rüyası haline gelmişti.
1943 yılından sonra Kızıl Ordu'ya katılımda çok büyük bir kırılma yaşanmış, katılımlar katlanarak büyümüştü. O dönemin efsanevi komutanlarından General-Binbaşı N. Safaryan yıllar sonra verdiği demecinde, Ermenistan-Taman Ateşçi Tümeni'nin ulusal bileşiminden söz ederken tümenin içinde Ermeni askerlerinin yanı sıra Rus, Ukrayna, Beyaz Rusya, Azerbaycan ve Kürt askerlerin de çarpıştığını belirtmişti. Safaryan, Kürt askerlerinin askeri görevlerin uygulanmasında yiğitlik ve kahramanlık örnekleri verdiğini, yurtlarına karşı görevlerini özveriyle yerine getirdiklerini vurgulamıştı. Öne çıkan isimlerden Usik Bekoeviç Bekoev, Ateşçi Alayın 1. Ateşçi Taburu Parti örgütleyicisi olarak iyi bir politik işçi kimliğiyle dikkati çekmişti. Aynı tümenin saflarında S.V. Cefarov da 1943 Ocağına kadar savaşmış, Bombacılar Bataryasında komutanlık yapmış ve ardından 964. Topçular Alayında parti büro sekreterliği görevlerini üstlenmişti. 83. Yokedici Piyade Tugayı Tank Karşıtı Tümeni bataryasında astsubay olarak görev yapan Ahmed İbrahimoviç Şeroev ise Kuzey Kafkasların işgalcilerden tamamıyla kurtuluşunu sağlayan Novorossiysk-Taman taarruz operasyonunda yer almıştı.
Savaşın dönüm noktalarından olan Stalingrad savunmasına da kitapta geniş yer verilmiş, bu destansı savunmada direnen Kürt askerlerden hangilerinin Lenin ve Kızıl Yıldız ödülü aldıkları tek tek sıralanmıştı. Tüm bu savaş boyunca sayısız doktor da cephe gerisinde Kızıl Ordu'ya hayati destekler sunmuştu.
Cephe gerisinde kolhozların direnişi ve üretim seferberliği
Cephe gerisindeki kolhozlarda da hayat durmamış, emekçiler harıl harıl üretime devam etmişlerdi.
Kaynaklara göre Alagez, Talin, Oktemberyan gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerdeki kolhozlar tarımsal üretimde kritik başarılara imza atmışlardı. 1941 yılında köy ekonomisinin içinde bulunduğu zorlu koşullara rağmen kolhozlar yüksek üretim rakamlarına ulaşmış, 1942 yılındaki ilkbahar hazırlığı döneminde bu çalışmalar daha da hızlanmıştı. Elegez Makine Traktör İstasyonu kollektifi, traktörlerin tamiri ve mal sayımı işlerini planlanandan bir buçuk ay erken bitirmişti. Traktör tamirleri sırasında traktörcüler atölye işçileriyle el ele vererek eksik veya uygun olmayan parçaları bizzat kendileri üretmişlerdi. Bu insanüstü çaba sonucunda yirmi yedi traktör tamir edilmiş, bunlardan on sekizi ordunun donatımını sağlamak için gece mesailerine tahsis edilmişti. Kürt emekçiler tarım alanında rekorlara imza atarak yüzde 111 verim kayda geçirmiş ve aslında tüm bir cephe hattının ayakta kalması için cephe gerisinde muazzam bir işçi direnişi sergilemişlerdi.
Büyük Anayurt Savaşı yıllarında Kürtlerin önemli bir bölümü kırsal kesimde yaşamaktaydı. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde en çok Alagez, Talin, Oktemberyan ve Eçmiadzin bölgelerinde, Azerbaycan'da ise Laçin, Kelbecer, Zengilan, Kubatlı ve Nahçıvan bölgelerinde bulunuyorlardı. Bütün kolhoz köylülüğüyle birlikte emek cephesinde ter döken Kürt emekçiler, ulaştıkları hedefleri 1944 ve 1945 yıllarındaki resmi köy ekonomisi verilerine de yansıtmışlardı. Ekilebilir tarım alanlarında bir büyüme, hayvan sayısında ise ciddi bir çoğalma gözlenmişti. Örneğin, Alagez bölgesindeki kolhozcular 1944 yılında 1942 yılına kıyasla yüzde 5,5 oranında daha geniş bir alanda ekim yapmışlar, yirmi bir bin kental tahıl ve on üç bin dört yüz yetmiş dokuz kental patates üretmişlerdi. Aynı bölgede büyükbaş hayvan sayısı da yüzde iki oranında artış göstermişti.
Soğuğa karşı yürütülen mücadele de en az cephedeki savaş kadar çetindi. Köylüler akşamları tarladan döndükten sonra kalan boş zamanlarında cephedeki askerler için yün kıyafetler örmüşlerdi. 1944 yılı sonuna doğru işçi ve emekçiler bölgeden yurt savunucularına beş bin doksan üç yün çorap, üç bin dokuz yüz altmış çift yün eldiven ve dört bin dört yüz üç adet kazak ve şapka toplayarak göndermişlerdi. Carcaris, Çobanmaz, Sangiyar, Karvansara, Alagez ve Düzkent köylerindeki emekçiler yürüttükleri bu özverili çalışmalarla öne çıkmışlardı. Anayurda bağlılığın bir başka göstergesi ise orduya silah temini için başlatılan yardım kampanyasıydı. 12 Aralık 1942'de başlayan bu kampanya öylesine büyük bir karşılık bulmuştu ki, Tambov kolhozcularının girişimiyle bir tank bölümü kurmak için iki hafta içinde kırk üç milyon ruble toplanmış, bu örnek hızla ülkenin her yerine yayılmıştı. Eçmiadzin bölgesindeki Ermenistan kolhozu da çağrının hemen ardından sekiz on gün içinde 13 milyon 420 bin ruble kadar toplayarak ülkenin askeri gücünün artırılmasına ve zaferin yakınlaştırılmasına doğrudan destek sağlamıştı.
Emekçilerin gerçek zaferi
Gerçek zafer, emekçilerin sermaye sınıfına karşı verdiği savaşta gizlidir ve insanlığın kurtuluşu ancak bu savaş neticesinde kazanılırr. Kürt emekçiler de bugün, dünya halklarının tüm onurlu örnekleri gibi, sosyalizm için 1945'te sergiledikleri kahramanlıklarla anılıyorlar. Kürt kolhozlarında başlayan, cephede ve fabrikalarda tüm Sovyet halklarının ortak direnişiyle büyüyen bu savaş, Berlin'e kızıl bayrağın dikilmesiyle sonuçlanmıştı ve tarihsel zafer hâlâ tüm ihtişamıyla böyle anılmaya devam ediyor.
Yazarın kitapta yer alan ifadelerinden biriyle ve Berlin'de Reichstag önünde koçari oynayarak zafer halayı çeken emekçilerin videosu ile sonlandırabiliriz bu hafıza metnini:
"Biz Kürtler özgür ruhumuz ve doğamız gereği Sovyet iktidarına yakınız. İşçiler ve köylülerin gücünü kucaklayın.
Kızıl Ordu'nun ayrılmaz bir parçası olacak görkemli Kızıl Kürt Süvariler saflarınıza akıyor...''
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.