Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

15. yılında Akkuyu Projesi: Nereden nereye...

Yılan hikayesine dönen Akkuyu Nükleer Santrali'nin öyküsünü ve sürecin nereye doğru evrildiğini soL okurları için tüm ayrıntılarıyla özetledik.

Rüzgar Baturoğlu

Yayın Tarihi: 05.10.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 30.12.2025 , 22:50

Cumhurbaşkanı ve beraberindeki heyetin ABD ziyareti sırasında imzalanan Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı ve peşinden Rusya tarafından gelen açıklamalar dikkatleri tekrar Akkuyu Projesi'ne çekti.

Akkuyu Projesi 2010 yılında Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan, Taner Yıldız’ın ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu bir Türkiye’de AKP’nin özelleştirme ve piyasalaştırma furyasının tam da zirve dönemlerinde imzalandı. O zamanlar doğalgaza olan bağımlılığın azaltılacağı ve iki katına çıkacak elektrik talebinin karşılanacağı söyleniyordu.

İlk nükleer santral projesi olan Akkuyu 2023 yılında tam kapasite devrede olacak, Sinop Nükleer Santrali’nin ilk ünitesi 2023’te devreye girecekti. Akkuyu’yu tamamen Rusya devlet şirketi Rosatom yapacak, ikinci nükleer santral olan Sinop Projesi EÜAŞ ve Japon ortaklığı ile yürütülecek, Trakya’da planlanan üçüncü nükleer santral ise tamamen yerli olacaktı. Hatta Erdoğan’dan sonra Başbakan olan Ahmet Davutoğlu "Üçüncü santrali yeterli insan unsuru yetiştikten sonra 2018-2019’dan itibaren yüzde 100 milli bir şekilde yapma konusunda gerekli çalışmaları başlatma talimatı verdim" diyecekti. 

Akkuyu’nun işletmeye girmesi gereken tarihte ancak inşaatı başlarken Sinop Projesinde Japonya ile yapılan anlaşma iptal oldu, üçüncü nükleer santral projesi ise hiç başlamadı.

Akkuyu’nun kısa hikayesi

Türkiye’nin ilk nükleer santrali için Akkuyu sahası 1976’da seçilmesine rağmen uzun yıllar iptal olan ihaleler ve basına yansıyan rüşvet skandallarının gölgesine proje bir türlü başlayamadı. AKP’li yıllarda 2004’te santralin kurulacağı ilan edildi. 2007’de ilgili mevzuat çıkarıldı ve ihale yapıldı. İhaleyi bugünlerde hakkında yakalama kararı çıkartılan Turgay Ciner’in Park Holding’inin de içinde olduğu bir Türk-Rus konsorsiyumu kazandı. 2009 yılında TMMOB’nin açtığı dava sonucu Danıştay ihaleyi iptal etti. İhale yönteminin çalışmayacağını anlayan AKP hükümeti Kamu İhale Kanunu, Sayıştay denetimleri, Anayasa Mahkemesi’nin yargı çerçevesinden çıkmak için Projeyi bir uluslararası anlaşma ile yürütmeye yöneldi. Böylece 12 Mayıs 2010 tarihinde ““Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde Akkuyu Sahası’nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma” imzalandı.

Anlaşması 2010’da yapılan, böylelikle her türlü denetimden azade kılınan Akkuyu Projesi'nde inşaat çalışmaları ancak 2018 yılında başlayabildi. Arap Baharı'ndaki uluslararası konjonktürden nasibini alan proje 2015’te yaşanan uçak krizi ile durma noktasına geldi. 15 Temmuz ertesinde Rusya ile nisbeten (!) düzelen ilişkiler neticesinde verilen süper teşvikler ile proje ivme kazandı. Türk müteahhit olarak önce Cengiz İnşaat sonrasında İÇTAŞ İnşaat’ın dahil olması ile 2018-19 yıllarında inşaat faaliyetleri hareketlendi. Uzun süre 2023’te ilk ünitesinin devreye alınacağı söylenen projede aradan 2 yıl geçmesine rağmen hala elektrik üretimi gerçekleşmedi.

Santrali kim kuruyor, kim işletecek?

2010’da yapılan anlaşma uyarınca %100 Rus sermayesi ile kurulan özel bir şirket olan Akkuyu Nükleer A.Ş santralin kurulmasından sorumlu. Aslında bu açıdan bakıldığında Akkuyu’nun Rusya’daki santrallerden tek farkı Türkiye topraklarında olması. Yine anlaşma uyarınca santralin ömrü boyunca Rus tarafının şirketteki toplam payı hiçbir zaman %51’den az olamayacak. Bu da santralin hiçbir zaman “yerli ve milli” olamayacağını gösteriyor.

Anlaşmada santralin inşası için yüklenici olarak, Rosatom’un yurtdışındaki nükleer santrallerin inşaatı ve modernizasyonu alanında faaliyet gösteren Atomstroyexport şirketi belirlenmiş. Ancak sahada kötü şöhretli Türk müteahhitleri başta olmak üzere pek çok yüklenici ve alt yüklenicinin bulunduğu biliniyor.

İşletme ömrünün 60 yıl olacağı söylenen santral için anlaşmanın maddeleri uyarınca Akkuyu sahası mevcut altyapısı ile birlikte bedelsiz olarak santralin söküm sürecinin sonuna kadar şirkete verilmiş. Yani şirket arazi için de devlete herhangi bir kira ödemiyor.

Santralin halihazırda sahibi olarak görünen Akkuyu Nükleer A.Ş. santralin işleticisi de olacak. İlk iki ünitenin üreteceği enerjinin %70’ini, üçüncü ve dördüncü ünitenin üreteceği enerjinin %30’unu, 15 yıllık bir satın alma anlaşması süresince, KDV hariç 12,35 ABD senti/ kWh ortalama fiyattan devlete satacak. Bu fiyat şu anda elektriğin piyasa fiyatının yaklaşık iki katı. Ancak yukarıda bahsettiğimiz onca teşvik, imtiyaz, yüksek alım garantileri varken proje bir türlü tamamlanamıyor.

Akkuyu’da yolunda gitmeyen ne?

Her fırsatta bir tören düzenlenen Akkuyu’da işler bir türlü rayına girmiyor. Projenin başından beri sorunların ardı arkası kesilmiyor ve çalkantılarla proje gündeme geliyor. En başında, 2014 yılında arapsaçına dönen ÇED raporu hakkında, sahte imzalar ve yetersiz raporların gölgesinde tam da Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretine denk gelecek şekilde ÇED olumlu kararı verilmişti.

Ardından uçak krizi ile akamete uğrayan proje süper teşviklerin gazıyla tekrar ivmelense de inşaat faaliyetleri başlar başlamaz betondaki çatlak haberleri ve zemininde yaşanan sorunlar ile gündeme gelmişti.

Covid-19 dönemi hiç durmadan çalışan Akkuyu inşaatı tüm ünitelerinin inşaata başlaması ile devasa bir emek cehennemine dönüştü. Sürekli iş cinayetleri, ödenmeyen maaşlar, kötü muamele, denetimsizlik ve yolsuzluk haberleri hiç kesilmedi. Akkuyu’da 2024 yılı sonuna kadar en az 19 işçinin öldüğü ve sayısız iş kazasının yaşandığı biliniyor.

En son bu yıl ABD yaptırımları ve finansman krizleri ile gündeme gelen projede Cumhurbaşkanının ABD ziyareti sonrası Rusya’dan peşpeşe gelen açıklamalar yine siyasi konjonktürün projeyi çalkantılarak sürüklediğini gösteriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ABD’de olduğu günlerde Bakan Yardımcısının ise Moskova'da düzenlenen "Dünya Nükleer Haftası" kapsamında Akkuyu’nun reaktör kabının yola çıkmasına ilişkin törende, Rusya’da olması dikkatleri çekiyor. Hemen ardından Rusya’dan gelen “'Finansman çözüldü, inşaat sürecek” açıklaması da bu durumu kanıtlar nitelikte.

Akılcı bir planlama ve denetim sürecinde ilerlemeyen projenin ne zaman biteceği bilinmez, ancak her koşulda çalkantılarla devam edeceği açık. Peki, bitmesinin bize ne faydası var? 

Faturalar düşer mi?

Nükleer santrallerin yüksek miktarda elektriği görece düşük maliyetlerle ürettiği ve çok düşük miktarda yakıt ile çok yüksek elektrik üretildiği yıllardır söylenegelir. Enerji ve elektrik üretim teknolojilerindeki maliyet hesapları ve teknik tartışmaları bir kenara bırakıp Akkuyu Projesi'ne odaklanalım.

Halihazırda Türkiye’de elektriğin piyasa takas fiyatı kilovatsaat başına 6,5 – 7,5 dolar sent civarında seyrediyor.

Akkuyu'nun alım garantisi bu fiyatın neredeyse iki katına denk geliyor.

Ayrıca santralin tek başına ülkenin elektriğinin %10’unu karşılayacağı söyleniyor. Böyle bakıldığında ülkedeki elektriğin yüzde 10’u mevcut fiyatın iki katına mal olacak.

Bu durum şüphesiz faturaların yukarı çekilmesi veya alım garantisini karşılayacak kurum olan EÜAŞ’ın zarar etmesi sonucunu doğurur.

Ayrıca, yakıtta tamamen Rusya’ya bağımlı olunması başka riskleri de beraberinde getiriyor. Projenin her siyasi çalkantıdan etkilendiği göz önüne alındığında ve düzen siyasetinin çalkantıdan azade olmasının olanaksızlığı da göz önünde bulundurulduğunda santralin güvenli işletilmesi tehlikeye giriyor.

Son olarak, kâr güdüsü ile işletilen bir nükleer santralin kabaran faturalar dışında ne kadar büyük felaketlere neden olabileceği Fukuşima Kazası ile görülmedi mi? Tamamen özel sektöre terk edilmiş bir nükleer santral sadece Mersin değil, bölgede yaşayan tüm halklar için tehlikeli.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.