Breadcrumb
100 yılda Cumhuriyet ve eğitim: Yeniden cumhuriyet, elbette sosyalizm...
gökçen düzkaya
Yayın Tarihi: 29.10.2023 , 08:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla başlatılan eğitim hamlesi ülkemizin yeni nesiller yetiştirecek enerjisini yaratmaya başladığında ekilen tohumlar gelecek yıllar içinde filiz vermeye başlayacak, aydınlık bir neslin inşası söz konusu olabilecekti. Hem toplumsal hem de bireysel yaşamda önemli rol oynayan eğitime, cumhuriyet dönemi içerisinde talep arttı. Artan eğitim talebine paralel olarak okul, ders araç-gereci ve öğretmen sayılarında da büyük artışlar gerçekleştirildi.
Mustafa Kemal Atatürk yeni eğitim sisteminin amacını; “Millî Eğitimin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.” (1923) şeklinde belirtmiştir (Palazoğlu, 1999, 213).
Cumhuriyet öncesi eğitim kurumları millî olmaktan uzaktı. Okullar, birbirine kapalı dikey kuruluşlar halinde üç ayrı kanalda (1.Mahalle mektepleri ve medreseler, 2- Tanzimat okulları, 3 kolejler ve azınlık okulları) yapılanmıştı. Bu üç kanalda üç ayrı görüşün, üç ayrı yaşam biçiminin, hatta üç ayrı çağın insanı yetiştirilmekteydi. 3 Mart 1924’de 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile değişim süreci başlatılmış oldu. Öğretimin Birleştirilmesi anlamına gelen bu yasanın; eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi ve lâikliğin eyleme dönüştürülmesi olmak üzere iki temel özelliği bulunmaktadır.
O yıllarda başlayan eğitim hamlesinin en önemli amaçları şunlardı: Devletin en önemli ve en verimli görevi halkı eğitmektir. İkinci olarak ihtiyaç olduğu için köy öğretmenlerinin yetiştirilmesi ve ilkokul ile orta öğretim programlarının düzenlenmesi. Bu amaçlar doğrultusunda hızlı adımlar atıldı. İlki 1939’da olmak üzere, 1999 yılına kadar on altı kez Millî Eğitim Şurası toplanmış ve eğitim programlarından öğretmen yetiştirmeye, eğitimin yapısal düzenlemesinden, işlevsel düzenlemeye kadar çok sayıda konu geniş bir platformda tartışılarak karara bağlanmış ve eğitimimize yansıtılmıştır. Türk Millî Eğitiminin 14 temel ilkesi arasında genellik ve eşitlik, ferdin ve toplumun ihtiyaçları, eğitim hakkı, fırsat ve imkân eşitliği, Atatürk İnkılap ve İlkeleri, demokrasi eğitimi, lâiklik, bilimsellik, karma eğitim, süreklilik ve her yerde eğitim hakkı vardır.
Yukarıda sayılanlar olmadan yeni bir devletin üst yapı kurumlarından biri olan eğitim faaliyetleri yapılamazdı.
Cumhuriyetin ilerleyen yıllarında da eğitime hep önem verildi. Bu süreklilik ilkesiyle de paraleldir.
Kırsal kesime yönelik eğitim uygulamasında uygun koşulların oluşmasını sağlamak amacıyla, 1936 yılında “Köy Eğitmeni Projesi” başlatılmıştır. Bu proje kapsamında, askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan gençler, Ziraat Bakanlığı’nın işbirliğiyle, modern tarım tekniklerini uygulayan Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliği’nde yetiştirilerek halk ile kentliler arasındaki bozuk dengeyi eşitlemek ve köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla köylere gönderilmiştir. Bu uygulama daha sonra kurulan Köy Enstitüleri’ne geçişi kolaylaştırmıştır. 1937 ve 1939 yıllarında çıkarılan yasalarla köy eğitmeni yetiştirme deneyimi yaygınlaştırılmıştır. O yıllarda ihtiyaç duyulan eğitmen portresi köy enstitüleriyle hayata geçirilmiştir. Köy Enstitülerinde kabul edilip uygulanan eğitim programlarının temelinde; üretim içinde eğitim-öğretim, beceriye ve işe dayalı eğitim ile gözlem, deney, araştırma, inceleme ve tartışmanın yer aldığı bir eğitim felsefesinin olduğu bilinmektedir. Daha sonra yüksek öğretmen okulları, eğitim enstitüleri de açılmıştır.
Dönemin siyasi değişimlerinin başında halkın yüzde onu bile okuma yazma bilmezken cumhuriyet devrimiyle gelinen nokta göz kamaştırıcıydı. 1928–1942 yılları arasında yaklaşık 1,2 milyon insan okuma yazma öğrenmiştir.
1945 yılına kadar sekiz yıl bakanlık koltuğunda oturan Hasan Ali Yücel’in zamanı gösterilen çabaların meyvesini verdiği bir devir olmuştur. Teknik eğitimin planlanması, köy enstitülerinin kurulup çalışmaya başlaması, doğu ve batı klasiklerinden 500 tanesinin Türkçeye aktarılması, Devlet operasının ve konservatuarının açılması, üniversitelerimize özerklik sağlanması hep onun zamanında olmuştur.
Bugün karşılaştığımız eğitim sorunlarını çözerken Cumhuriyet’in kuruluş devrinin eğitim çabaları bize çok şey öğretecektir.
Ne yazık ki bugün gelinen nokta cumhuriyetimizin çok çok gerisindedir. Temel ilkeler hiçe sayılmakta, yoksul halk kesimlerinin eğitime katılması gittikçe zorlaşmakta, karma eğitimin ve laikliğin üstüne gidilerek bu kazanımlar yok edilmeye çalışılmaktadır. Okullara imamlar atanmakta, zorunlu seçmeli din dersleri konmakta, velilere müşteri veli nimetimizdir gözüyle bakılmakta, sınıflar hınca hınç dolup taşmakta, göçmen öğrenciler yok sayılmakta, gençler üniversite sonrası işsiz kalmakta, çoğu yükseköğrenim bile alamamakta, okul araç ve gereçleri, ısınma, ulaşım sorunları, ders giriş çıkış saatleri gibi konular es geçilmekte. Ders kitapları niteliksizleşmekte, eğitim fakültelerinin içi boşaltılmakta, öğretmenlere yeterli eğitim desteği sağlanamamakta, öğrencilerimiz sorunlarını iletecek merci bulamamaktadır. Kısacası başta katedilen yolla bugün gelinen nokta arasında dağlar kadar fark vardır.
Bugünün Türkiyesi’nin ayrıcalıklı halk kesimleri de dâhil olmak üzere eğitim felsefesi adına da vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Her şeyi geçelim çocuklarımızın yaşama hakkı bile elinden alınmaktadır. Hem de eğitim yüzünden! Daha üç gün önce gencecik bir öğrenci yurttaşımız eğitimin aksaklıkları yüzünden bozulan asansörde sıkışıp can verdi. İnsan hayatının böylesine hiçe sayıldığı bir dönemde bile bazıları çıkıp o asansöre binmeseymiş, diyebildi. Bir canımızın bile okuma yazma öğrenmesi için köye öğretmen gönderen cumhuriyetten bir canımızın bile yok edilmemesi gerektiği noktasına geldik. Yenisini kuracağımız bir ülkede cumhuriyetin kazanımlarını koruyarak daha iyisi için hep birlikte el ele verip herkesin eşit eğitim hakkı ve nitelikli eğitim alacağı bir toplumu kuralım. Yeniden cumhuriyet, elbette sosyalizm…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.