Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yoksulluğun kuyusu: Zonguldak'ta kaçak madenler

Zonguldak’ın dik yamaçlarında, dışarıdan bakıldığında yemyeşil görünen fındık bahçelerinin altında, yasaların "yok" saydığı karanlık bir dünya işliyor. Burası, yoksulluğun ve çaresizliğin insanları yerin metrelerce altına ittiği kaçak maden ocakları.

Resmi kayıtlarda görünmeyen bu işletmelerde, derme çatma bağlarla ayakta tutulan daracık tünellerde, kazma ve kürekle yürütülen ölümüne bir mesai var. "Zengin olsam madene mi girerdim?" diyerek çalışılan bu ocaklarda, göçük ve gaz riski altında çıkarılan kömür, bölgenin simgesi haline gelmiş eski "kırmızı Dodge" kamyonlarla taşınıyor.

Bu foto galeride, büyük şirketlerin kotalarını dolduran ancak emeği görünmez kılınan o kayıt dışı dünyanın kapıları aralanıyor.

Fotoğraflar:  Özkan Öztaş

28.11.2025, 12:15

.

Zonguldak'ta Kilimli ilçesi sınırlarındayız. Vaktiyle askeri bir radar bölgesi olarak kullanılan, şimdilerde çay bahçesi olan Radar Tepe, Karadeniz'in mavilikleriyle ağaçların yeşilini bir araya geldiği bölgeye hakim bir yer. Ormanların ve fındık bahçelerinin yeşilindeki kaçak madenleri görmek ustalık gerektiriyor. Bölgeye yabancı birine ya da ilk bakışta kaçak madenlere kamuflaj görevi görüyor.

.

Çıkarılan kömür atıklarının biriktirilip istiflendiği yerlere sis tumbası deniyor. Araziye girildiğinde sis tumbalarına rastladıkça bölgede kaçak madenlerin olduğu mesajı alıyorsunuz. Fındık bahçelerinin kuytularında ve ormanlarda, yoksul ailelerin gizlice kazdıkları ve basit usüllerle çıkardıkları kaçak madenlere yaklaştığımızı anlıyoruz bu sayede.

.

Kaçak madenler birer aile işletmesi gibi çalıştırılıyor. Çoluk çocuk, kadın erkek herkes giriyor madene. Toprağın üzerinde bu gizki saklı verilen mücadelenin tanıkları göze çarpıyor: Kimi zaman kırılmış bir kürek sapı, kimi zaman ise işlevini yitirmiş bir el arabası ya da bir köşeye fırlatılmış eski bir baret.

.

Kaçak madenlerin girişleri birbirine benziyor. Fotoğrafı çekerken yanımızdaki madenciler "Hepsi birbirinin aynısı. Fark etmezler rahat ol" diyor gülümseyerek. Madenlerin içinde biriken su en büyük dertlerden biri. Bazen yağan yağmurla bazen de derine vurulan bir kazma darbesiyle çıkan su kaçak madenlerin zor yanı. Zira teknolojik alt yapıdan mahrum bu ocaklarda her zaman suyu dışarı çıkaracak bir dinamo olmayabiliyor. Madenlerin girişine asılan bu brandalar dışarısıyla madeni ayıran basit bir önlem işlevi görüyor.

.

Başka bir kaçak maden girişi. Kaçak madenlerde madencinin başına gelecek herhangi bir kaza saklı tutuluyor. Ölümlü kazalarda "Kazayı geçiren madenin sahibidir" ilkesi geçerli. Bu sayede diğer çalışanların tutuklanmasının önüne geçiliyor. Yoksul aileler, ekmek parası için girdikleri bu madenlerde ölümü göze alarak çalışıyor.

.

Görece şanslı olanlar kaçak madenlere basit usül ray sistemi döşeyebiliyor. Bu örneklerin dışında kovalar, çuvallar ya da kavak ağacından yapılan teknelerle taşınan kömürler küçük kamyonetlere yükleniyor.

.

Basit yöntemlerle döşenen raylar dışarıya kadar uzanıyor. Buraya getirilen kömürler rampaya yapılmış platformlar ile kamyonetlere taşınıyor.

.

Platforma yanaşan kamyonlar, metal olukların kenarına park ediyor. Metal oluklara boşaltılan kömürler ise gürültüyle kasaya dökülüyor.

.

Kamyonlara yüklenmesi için oluşturulan platformlar bazen de yerden epeyce yüksek inşa edilen barakalar olarak planlanıyor. Buraya getirilen kömür tekneleri platformun ortasındaki boşluktan kamyonetlerin kasasına boşaltılıyor.

.

Yerden yüksekçe yapılan bir platformun dışardan görüntüsü.

.

Kaçak madenlerin içindeki kömürler çoğu zaman bu elektrikli makara sistemiyle dışarı çıkarılıyor.

.

Bir başka platform.

.

Kaçak madendeki kömürler tükenip, mesai nihayete erdiğinde ocağın ağzı kapatılıyor. Tahtalar arasındaki kömür tozlarıyla kaplanmış bu alana bakan herkes "Kapanmış bir maden ocağı" diyor. Çalışanların kazasız belasız çıkmış olmaları bir temenni. Kaçak ocaklarda kaza geçiren madenci bir ağacın kenarına bırakıldığı için bu sürecin bir telafisi yok. Eski bir maden girişine bakanın ağzından tek bir teselli cümlesi kalıyor geriye: "Bereketiyle bitsin"