AKP'nin imtiyazlı beşlisi: Üçüncü havalimanında işçiler isyan ederken, kaymağını onlar yiyor

En temel hakları için eylem yapan üçüncü havalimanı inşaatı işçilerine 'marjinal' diyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, dünkü açıklamasında havalimanı yapım ve işletimini üstlenen İGA adlı konsorsiyumu övmüştü. Limak, Cengiz, MAPA, Kolin ve Kalyon adlı beş inşaat şirketinin oluşturduğu İGA, nasıl para kazanıyor, hangi sistemle kârına kâr katıyor?
Çarşamba, 19 Eylül 2018 14:33

En temel hakları için eylem yapan üçüncü havalimanı inşaatı işçilerine 'marjinal' diyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, dünkü açıklamasında havalimanı yapım ve işletimini üstlenen İGA adlı konsorsiyumu övmüştü.

Bu durum bir kez daha gözleri İGA'ya çevirdi. Limak, Cengiz, MAPA, Kolin ve Kalyon adlı beş inşaat şirketinin oluşturduğu İGA nasıl para kazanıyor, hangi sistemle kârına kâr katıyor, tezgah nasıl işliyor? 

İŞTE İGA GERÇEĞİ

Limak, Cengiz, MAPA, Kolin ve Kalyon olmak üzere BEŞ inşaat şirketinin oluşturduğu İGA (İstanbul Grand Airport) Üçüncü Havalimanı’nın yapım ve işletmesini üstlenmiş durumda. 2013 yılında yapılan ihaleyi 22 milyar 152 milyon dolarlık teklifle kazanan İGA’nın, havalimanının yapımı için de finansman dahil 10 milyar dolar harcaması bekleniyor. Kamu-özel ortaklığı kapsamındaki projelerden olan Üçüncü Havalimanı, yapımı tamamlandıktan sonra 25 yıl süreyle İGA tarafından işletilecek. KDV ile birlikte 26 milyar avro civarında olan ihale bedeli 25 yıl boyunca eşit taksitlerle devlete ödenecek.

İnşaat yatırımıyla birlikte 35 milyar avroya yaklaşan maliyet çok yüksek görünebilir. Nitekim ihale bedelinin çok yüksek olduğu, karşılanmasının güç olduğu tartışmaları yapılmış, finansmanda sıkıntılar yaşanmıştı. Oysa biraz daha yakından bakıldığında kazın ayağı pek öyle değil.

İNŞAAT MALİYETİ AÇIKLANANDAN DÜŞÜK OLACAK

Havalimanının inşaat maliyeti, İGA’ya maliyeti. Diğer Kamu-Özel-Ortaklığı (KÖO) projelerinde olduğu gibi, burada da işi üstlenenler İGA’nın ortakları durumundaki inşaat şirketleri.

Her biri yürüttükleri AKP destekli projelerin de katkısı olmak üzere makine parkı, bilgi birikimi, insan kaynağı vb açısından nihai faturadan çok daha düşük gerçek maliyetlere sahip şirketler. İGA kazanmasa da ortakların inşaattan kazandıkları, kazanacakları açık. Ki Türkiye tarihinin en büyük, teknik açıdan en karmaşık ve en hızlı çalışma koşullarına sahip şantiyesinde maliyet kontrolü için insan hayatının hiçe sayıldığı, bugüne kadar onlarca işçinin yaşamını yitirdiği biliniyor.

Bu arada inşaatın hedeflenenden erken tamamlanması, birkaç ay da olsa ihale bedeli ödemesi olmaksızın gelirin tümünün konsorsiyuma kalmasını da sağlıyor.

İHALE BEDELİ 25 YIL TAKSİTLE ÖDENECEK

Havalimanı için şartnamede öngörülen yapım süresinin ardından, yani havalimanı gelir yaratmaya başladığında 26 milyar avro 25 yıl taksitle ödenecek. Bu da yıllık 1 milyar avronun biraz üzerinde bir tutar anlamına geliyor. Atatürk Havalimanı’nın işletmecisi TAV’ın, 1,2 milyar avro civarındaki 2017 cirosunun yaklaşık yüzde 60’ı İstanbul’dan kaynaklanıyor. Yani mevcutta Atatürk Havalimanı işletmesinden 720 milyon avroluk bir gelir oluşuyor. Atatürk Havalimanı’ndaki mevcut gelir yapısının Üçüncü Havalimanı modeline göre daha az hizmet ve imtiyaz barındırdığı göz önünde bulundurulduğunda Üçüncü Havalimanı’nda aynı sayıda yolcuyla 1 milyar avroya yaklaşan bir gelirin daha başlangıç yılında elde edilebileceğini söylemek mümkün. Ki yolcu trafiğinin yıllar içindeki artışına paralel olarak 5-10 yıllık vadede gelirin rahatlıkla ikiye katlanacağı da açık.

25 yıllık ortalamada sadece yolcu gelirlerinin 1 milyar avronun üzerinde olacağı, kurulan “şehir”deki toplam gelirlerin ise rahatlıkla 2 milyar avronun üzerine çıkacağı, İGA’nın ilk yıllardaki gelir garantisiyle de birlikte yüzde 40-50’leri bulan bir karlılıkla çalışacağı, daha doğrusu bu garantinin sağlandığı söylenebilir.

GELİR GARANTİSİ 

Ola ki gelirler beklentilerin altında kaldı, onun çaresi de düşünülmüş durumda. Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü’nde örnekleri görüldüğü gibi devlet “yatırımcı”yı zor durumda bırakmıyor ve ilk 12 yıl yolcu sayısı garanti edilen rakamın altına düşerse destek sağlıyor. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından 2019 yılında 300 milyon avro, 12. yıl olan 2030’da 690 milyon avro olmak üzere her yıl kademeli artışla 12 yıl için 6,3 milyar avro gelir garantisi veriliyor. Bu garanti, yolcu gelirleri dışındaki hizmetlerden elde edilen gelirlerden bağımsız, sadece yolcu sayısına bağlı olarak çalışıyor.

FİNANSMANA HAZİNE GARANTİSİ

Üçüncü Havalimanı’nın finansman sorunu kamu bankalarının devreye girmesi, öncülük yapmasıyla aşılmış, Ziraat Bankası, Halkbank, VakıfBank, Denizbank, Garanti Bankası ve Finansbank’tan oluşan konsorsiyum 4,5 milyar avro kredi sağlamıştı. Kamu bankalarının desteğine ek olarak borcun ödenmesinde bir zorluk olursa Hazine garantisi de verildi.

ORTAKLAR İNŞAATTAN ÇOK KAZANIYOR, KAZANDIRIYOR

Üçüncü Havalimanı’nın 10 milyar avroluk inşaat maliyetinin kaymağını İstanbul Grandport Airport (İGA) konsorsiyumunu oluşturan beş inşaat şirketi yiyor.

AKP iktidarı döneminde inşaatçılıktan enerji üretimi, dağıtımı, havalimanı işletmeciliği, alüminyum üretimi gibi alanlara sıçrayan, her biri ayrı bir “başarı” hikayesi olan beşli, İGA A.Ş.’den inşaat işlerini alan isimli İGA Havalimanları İnşaatı Adi Ortaklığı’nın da ortakları.

İGA A.Ş., finansman dahil 10 milyar avroluk yatırımı, İGA Havalimanları İnşaatı Adi Ortaklığı’na verdi. Adi Ortaklık da hafriyattan elektrik işlerine sayısı yüzleri aşan alt yüklenici ya da taşerona işleri dağıttı. 2016 yıl sonunda hazırlanan Sürdürülebilirlik Raporu’nda 3 bini aşkın tedarikçiyle çalışıldığı belirtilirken söz konuş yıl sonunda çalışan 21 bin 498 işçinin 15 bin 279’unun alt yüklenicilerde çalıştığı belirtilmiş.

TEZGAH BÖYLE İŞLİYOR...

İGA A.Ş.’nin aynı ortaklık yapısına sahip bir ana alt yükleniciyle çalışmasının nedeni, öngörülen yatırım tutarından sağlanacak tasarrufların alt yüklenicide kalması. Alt yüklenicinin altında yer alan taşeronlar ne kadar düşük maliyetle iş yaparlarsa Adi Ortaklık’ta o kadar fazla kâr oluşuyor. Aynı zamanda söz konusu Adi Ortaklık, birtakım mal ve hizmetlerin ortaklardan alınmasına da olanak tanıyor. Örneğin Üçüncü Havalimanı inşaatı için bir hazır beton firmasıyla anlaşmak yerine özel bir hazır beton tesisi kuruldu. Söz konusu hazır betonu için çimentonun aynı zamanda çimento üreticisi olan Limak’a ait Trakya Çimento’dan yapıldı. İnşaat sırasında 10 milyon metreküpün üzerinde hazır beton, 4 milyon ton civarında da çimento kullanıldığı hesaplanıyor. Çimento tedarikçisi açısından 120 milyon avro gelir anlamına gelen tutar doğrudan Limak’ın kasasına girdi. Araç parkından mühendislik işlerine ortaklar bu şekilde değişik kazançlar sağladı.

Üçüncü Havalimanı inşaatında kullanılan inşaat demiri miktarı 440 bin ton, yapı çeliği miktarı da 110 bin ton olarak açıklandı. Bu miktarlar da 500-600 milyon avroluk demir-çelik gelirine, çelik işleri uygulayıcılarıyla birlikte inşaatın yüzde 10’una tekabül eden bir dilime işaret ediyor. Demir-çelik üreticileri kazanırken tek bir işe tek bir lokasyona üretim yapmanın “avantajları”nın yine konsorsiyumu oluşturan şirketlere fayda olarak döndüğü söylenebilir.

İrili ufaklı işlerde AKP’ye yakın küçük ve orta ölçekli inşaat şirketlerinin, malzeme üreticisi ve tedarikçilerin “görüldüğü” de söylenebilir. Milyarlarca avroluk, yüzlerce şirketin, 8-10’lu taşeron zinciri içinde çalıştığı yapı, finansman boyutu da dahil edildiğinde sermayenin değişik kesimlerine rant sağladı.

Özetle 10 milyar avroyu aşan inşaat yatırımından proje fizibilitesi kapsamında konsorsiyumun “makul” görünecek yüzde 10’luk kar marjını çok aşan şekilde kar edeceği söylenebilir. Şimdilik “cepten” harcıyor görünseler de.

Beşli konsorsiyumun, dört üyesinin 1990-2017 yılları arasında, büyük bölümü AKP döneminde olmak üzere devletten aldığı ihalelerin tutarının 130 milyar dolar üzerine ulaştı. Limak, Cengiz, Kolin, Kalyon ve Mapa AKP döneminde yapılan ulaştırma ihalelerinden en çok yararlanan firmalar. Ama hikaye ulaştırma projeleri ya da “mega” projelerden ibaret değil. Aynı zamanda özelleştirmelerden, spesifik olarak da enerji üretim ve dağıtımının özelleştirilmesi ve aynı zamanda piyasaya açılmasından en çok yararlananlar. Özelleştirilen elektrik üretim santrallerini almanın yanı sıra devletin alım garantisiyle yeni elektrik santrali inşası, elektrik dağıtım bölgelerinin kamudan alınmasında da aynı şirketler öne çıktı.

CENGİZ HOLDİNG: KÜFÜRBAZ MİLYARDER

80 milyona aleni küfretmesiyle tanınan Mehmet Cengiz’in Cengiz Holdingi, ulaştırma ve enerji projelerinde yıldızını parlatırken en büyük piyangoyu Seydişehir Alüminyum özelleştirmesiyle kazandı. Türkiye’nin tek entegre alüminyum tesisini stokların bedelinin altına alan Cengiz’e fabrika bünyesindeki Oymapınar hidroelektrik santrali hediye edildi. Vurgun Eti Alüminyum yani Seydişehir’den ibaret kalmadı. Artvin’deki Eti Bakır tesisleri de tüm maden haklarıyla birlikte Cengiz’e verildi. Turizm, liman işletmeciliği gibi “ek” faaliyet alanları da bulunuyor. 2017 cirosunu 1 milyar dolar olarak açıklayan Cengiz’in aynı yıl için devam eden proje tutarı da 15 milyar doların üzerinde. Bu tutarın çok büyük bölümün AKP iktidarının “yürü ya kulum” demesiyle oluştu.

LİMAK: TEKEL SOYGUNCUSU

Nihat Özdemir ve Sezai Bacaksız’ın ortak olduğu Limak da AKP iktidarı döneminin özelleştirme vurguncularından. Daha önce ağırlıklı altyapı inşaatı yapan, tipik bir mühendis inşaat şirketi görünümündeki grup AKP iktidara geldikten iki kritik özelleştirmeden büyük vurgun vurdu. Tekel alkollü içkiler bölümünü 292 milyon dolara alan Mey İçki’nin ortakları arasında Limak da vardı. Mey İçki 2006 yılında 810 milyon dolara ABD’li TPG’ye satıldı. Tekel’in fabrikaları devredildiğinde stoklarda bulunan içkilerin özelleştirme bedeline yakın olduğu söyleniyordu. Limak’ın özelleştirme vurgunu Tekel’den ibaret değil. TMSF bünyesindeki çimento fabrikalarının alınması, elektrik üretim santralleri, elektrik dağıtım bölgelerine ek olarak Sabiha Gökçen Havalimanı’nın işletme hakkı da AKP dönemi kıyakları arasında yer aldı. 4 milyar doların üzerinde cirosu olan grup, söz konusu büyüklüğü çok büyük oranda AKP iktidarına borçlu.

KOLİN: ZEYTİNE DE MEMLEKETE DE DÜŞMAN

Koloğlu kardeşlerin şirketi Kolin’in hikayesi, pek çok altyapı ihalesinde, elektrik dağıtım bölgelerinde ortaklık yaptığı Limak ve Cengiz ile benziyor. Elektrik santralleri, elektrik dağıtımı, oteller… 2017 cirosu 2 milyar doları geçen Kolin, Soma Termik Santrali’ni özelleştirmeden almıştı.

KALYON: BELEDİYE ZENGİNİ

Altyapı işlerine yine beş biraderleriye enerji işlerini ekleyen Kalyon’un elektrik üretiminin yanı sıra elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketlerinde ortaklığı bulunuyor. DSİ, İSKİ ve belediyelerden de yüksek tutarlarda altyapı projesi alan Kalyon’un 2017 cirosu 1 milyar doların üzerinde

MAPA: AKP'NİN İHYA ETTİKLERİNDEN

MNG Holding’in inşaat şirketi Mapa da AKP iktidarı döneminde altyapı işleriyle ihya olanlardan. Aynı zamanda havayolu kargo işi yapan MNG’nin Üçüncü Havalimanı ihalesinde “havayolu” tecrübesini temsil ettiği ve operasyon sırasında ek fayda sağlayacağı belirtiliyor.