IŞİD'in infaz ettiği Sotloff'un şüpheli bağlantıları

IŞİD'in kafasını keserek idam ettiği ABD'li gazeteci Steven Sotloff'un bir başka ABD'li ile olan yazışmaları, gazetecinin bölgedeki silahlı gruplar ve savaşa dahil olan bazı yabancılarla şüpheli ilişkiler geliştirdiğini gösteriyor. Benzer örnekler, bölgedeki gazetecilerin karşılaştığı riskleri daha da artırıyor.
Çarşamba, 03 Eylül 2014 20:24

(soL - Dış Haberler) Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) isimli vahşi örgüt, dün yine bir ABD'li gazetecinin kafasını kesti. James Foley'nin ABD kamuoyunu "şoke eden" infazının üzerinden çok geçmeden gerçekleştirilen bu ikinci infazın kurbanı, Steven Sotloff'tu.

Suriye'de ve diğer savaş bölgelerinde görev yapan gazeteciler, büyük tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Fakat burada savaşan unsurlarla, yurtdışı da dahil derin bağlantılar kuran isimler, gazetecileri bekleyen tehlikeyi de artırıyor.

Sotloff'un arkadaşı: Matthew Van Dyke
Sotloff'un görüntülerinin IŞİD tarafından yayımlanmasının ardından, kötü şöhretli, ancak bu kötü şöhreti Batı medyasında görmezden gelinen bir isim, Matthew Van Dyke, "yas tutmaya" başladı.

BBC Radyo 5'e konuşan ve "Amerikalı film yapımcısı ve Sotloff'un dostu" olarak tanıtılan Van Dyke, ABD ve İngiltere'yi rehineler konusunda pazarlık yapmaya çağırırken, Sotloff'un Suriye'de karşılaşabileceği risklerin farkında olduğunu söyledi. Sotloff'un Suriye'ye "yalnızca buradaki hikayeleri haberleştirmek amacıyla gittiğini" belirten Van Dyke, arkadaşının bunun bedelini canıyla ödediğini kaydetti.

Sotloff'un "tamamen masum" olduğunu söyleyen Van Dyke, ABD yönetiminin onu kurtarmak için fırsat yakaladığını ancak bunu yapmasının çok uzun sürdüğünü ileri sürdü.

Van Dyke, ABC News'a konuştuğunda ise, Sotloff'la son kez Washington'da, o Suriye'ye gitmeden karşılaştıklarını söyledi.

Bana arkadaşını söyle...
IŞİD'in ilk idam ettiği ABD'li James Foley'nin de arkadaşı olan Matthew Van Dyke, BBC'nin tanıttığı gibi basit bir "ABD'li film yapımcısı" değil. Van Dyke, kendisini "özgürlük savaşçısı" olarak tanımlıyor. "Savaşçı" kelimesi ise mecazi değil: Van Dyke, Libya ve Suriye'de, yönetim karşıtı silahlı çete savaşlarına katıldı. Üstelik bunu kendi internet sitesinden de duyurmaktan çekinmiyor.

Sotloff'u "gerçi yazmak istiyordu" diyerek öven Van Dyke'nin Facebook'taki özel yazışmaları, geçtiğimiz Aralık ayında Suriyeli hackerlar tarafından ele geçirilmişti. Bu yazışmalarda, "Brown Moses" isimli bloguyla meşhur olan İngiliz vetandaşı Eliot Higgins'e, muhaliflerin elinde kimyasal silah bulunduğunu, kanıtlarıyla birlikte aktarıyordu. Bu bilgi, özellikle önemliydi çünkü 21 Ağustos 2013 tarihinde, Şam'ın doğusundaki Guta bölgesinde Suriye ordusunun kimyasal katliam yaptığı ileri sürülmüş ve ABD'ye askeri operasyon çağrısı yapılmıştı.

Dylan Connor isimli birisiyle konuşan VanDyke, Higgins'e bahsettiği kimyasal silah konusunu bu arkadaşına da açıyor ve "Bu muhalifler, eğer ABD öncülüğündeki bir müdaheleye yol açacaksa, kendi halkına kimyasal silah kullanmayı buna değer buluyor" diyor. Van Dyke ekliyor: "Uluslararası müdahaleyi tetikleyecekse bu kabul edilebilir bir maliyet. Eğer bu tutarsa, onların ölümü yüz binlerce hayatı kurtarabilir."

Van Dyke, Sotloff'a da anlatmış
Ancak Van Dyke ile Sotloff arasındaki ilişki üçüncü kişilerden ibaret değil. "Özgürlük savaşçısı", 27 Mart 2013 tarihinde Steven Sotloff'la yazışıyor. Van Dyke, bu yazışmada, Sotloff'a yanına gaz maskesi alması gerektiğini, muhaliflerde kimyasal silah olduğunu bildiğini aktarıyor.

Sotloff'un buna cevabı ise "Buna şaşırmadım" oluyor. Bunu haber yapacak kişi olmanın güzel olacağından bahsediyor, ancak haber yapmıyor.

Skandal: Van Dyke, 'Nusra'ya kendini kaçırttır' diyor!
Ancak Van Dyke ile Sotloff arasındaki bilgi paylaşımı bununla da sınırlı değil. Steven Sotloff, David Enders isimli birisinin Nusra Cephesi tarafından yakalandığını ancak sonra Nusra'nın özür dilediğini aktarıyor.

Özrün ardından, Enders'in Nusra içine girdiğini vurguluyor ve ekliyor: "Sanırım püf noktası kaçırılmak. Eğer Nusra Cephesi'ni yanına çekersen iyisin demektir. Her şeyi onlar götürüyor gibi."

Van Dyke de cevap veriyor: "Evet, en iyi bağlantılarımdan bazılarını gözaltına alındıktan sonra edindim."

Bir skandal daha: Sotloff, Libyalı 'savaşçılara' yardım ediyor
Ancak Sotloff'un "derin" bağlantıları bitmiyor. 19 Ağustos 2012 tarihinde Matthew Van Dyke'ye yazan Sotloff, arkadaşına Suriye'deyken herhangi bir Libyalı ile iletişime geçip geçmeyeceğini soruyor ve birkaç hafta içinde Suriye'ye gideceğini söylüyor.

Van Dyke, 15 Ekim'de Antakya'da olacağını, ancak finansman ve donanım işini halletmekte zorlandığını söylüyor. Burada "Mesud" isminde birinden bahsediyor. Suriye'ye, Mesud'un bebeğinin doğmasının ardından birlikte gideceklerini söylüyor.

25 Ekim'de yapılan bir görüşmede ise, Sotloff Mesud'la birlikte olduğunu ve onu Antakya'ya giden ücretsiz bir "yardım gemisi" ile yolculuk yapmaya ikna etmeye çalıştığını belirtiyor. En sonunda ise, Van Dyke'ye, Mesud'u Suriye'ye sokmasında sakınca olup olmadığını soruyor.

Gazetecilerin hayatı tehlikeye atılıyor
Özellikle Suriye konusunda Batılı gazetecilerin çoğunlukla aldığı "iliştirilmiş" tutum nedeniyle, işini yapmaya çalışan hemen her gazeteci, savaşan tarafların meşru hedefi haline getirildi.

Van Dyke'nin "yalnızca oradaki hikayeleri haberleştirmek istiyordu" dediği Sotloff da, ne yazık ki Suriye'deki çetelere fazlaca "iliştirilmiş" durumdaydı. Örneğin gerçek bir gazeteci, muhaliflerin elinde kimyasal silah bulunduğu iddiasını araştırmakla mükellefti. Sotloff bunu yapmadı ve bu önemli bilgiyi kamuoyundan sakladı.

Dahası, Sotloff'un Nusra Cephesi hakkındaki yazışmaları da, "gazetecilik" faaliyetini nasıl yürüttüğüne dair ibretlik bir fotoğraf sunuyor. Ülkeye yasadışı yollardan giren gazetecilerin, ne şekilde "taraf" olduklarına dair, önemli bir belge bu.

Matthew Van Dyke yazışmalarının tamamını buradan okuyabilirsiniz (İngilizce): http://leaks.sea.sy/vandyke-leaks/