Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Papa'nın 'yüzleşme' çağrısının muhatabı kim?

Papa Françis'in, Ermenilerin "Büyük Felaket"ini soykırım olarak adlandırmasının ardından bir tartışma başladı. Peki bu tartışma, doğru sorulara doğru cevaplar mı içeriyor?

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 16.04.2015 , 13:04 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13

Papalık seceresinde 266. sırayı işgal eden Papa Françis, üçüncü dünya savaşının başladığından söz etmişti. Bölgesel savaşlar, derinleşen iktisadi krizler, makası iyice açılan yoksul-zengin farkı, Akdeniz'in mülteci mezarlığına dönmüşlüğü ve benzeri ifadeler henüz iki yılını dolduran Papa'nın en sık dile getirdiği konu başlıklarıydı.

Bunlara bir de tarihsel acılar eklendi. Papa, üçüncü dünya savaşını tarihe de yayıyordu.

Yirminci yüzyılın üç büyük trajedisini saydığı 12 Nisan konuşmasında, Ermeni halkının ''medz yeğern'' diye adlandırdığı büyük felaketi ''soykırım'' olarak niteleyip, faşizm barbarlığını sosyalizm ''kurbanları'' ile aynı kategori içinde değerlendirdi. 

ÜÇ TUTUM
''Papa siyaset yapmamalıdır'' diyenler oldu. ''Papa İslam'a ve Türklüğe yeni haçlı seferi başlattı'' diyenler oldu. ''Papa doğruyu söylüyor'' diyenler oldu.

Birinciler, Papa'nın hem tarihte hem de günümüzde çok etkili siyasi bir aktör olduğunu bilmiyorlarsa, siyaset üzerine görüş beyan etmekten vaz geçmeliler (Örnek olsun: Sosyalist Polonya'nın çözülmesinde etkin olan Leh Walesa, 9 Mayıs 1993'de La Stampa gazetesine verdiği röportajda çok önemli bir itirafta bulunmuştu. Gazeteci Jas Gawrowski soruyor: ''Komünizmin çözülmesinde kim etkide bulundu? Şu listeyi kabul eder misiniz: Papa II. Johannes Paul, Walesa, Gorbaçov, Reagan?''.  Walesa'nın yanıtı: ''Hiç şüphe yok ki Papa'nın rolü çok önemliydi; hatta belirleyici olandı''. Aktaran Luciano Confora, Dominico Losurdo'nun STALİN kitabının 425. sayfası. PapyRossa Verlag 2012, Köln ).

İkinciler, kurtlar gibi dinler arasında da dostluk olamayacağını biliyor olmalılar. Tek hata farkıyla: Aynı şeyin İslam dini ve Türk etnisitesi için de tersten geçerli olduğunun kabülünü görmezden gelerek tabii. Diyanet İşleri Başkanı Görmez ile kaçak sarayın padişah özentili figürünün sözleri bu gruba girer.

PAPA'NIN SÖZLERİ
Üçüncüler, çoğunluğu oluşturan en iri ve en liberal  kesim anlaşılan. Papaların doğruyu söyledikleri kimi tarihsel gerçekler de olmuştur elbette. Ama bu örnekte ve neredeyse genel kural  halini almış Papalık geleneğinde, gerçeklerin çarpıtılması esastır. Liberalliğin etkisi bu gerçeği görmeye elbette büyük engeldir.

Papa Françis'in 12 Nisan konuşmasında sözü edilen 20. yüzyılın üç trajedisi betimlemesi bilinçli bir çarpıtmaya dayanıyor. Emperyalizmin kıskacına alınmış Osmanlının, milliyetçilikle birbirine düşman belletilmiş etnik gruplarla bilendiği gerçeğine hiçbir şekilde değinilmiyor. Yerel mülk sahibi sınıfların yağmacı kışkırtmalarını bu konuşmada aramak boşuna. Osmanlı siyasi elitleri ile Türk etnisitesi gözü dönmüş katiller olarak tanıtılarak mesele çözüme kavuşturulmuş oluyor. 

PAPALAR HEP ULUSLARARASI GERİCİLİKTEN YANAYDI
Büyük felaketin yaşandığı dönemin Papa'sı XV. Benedik'di. Kendisinden önceki Papa X. Pius'un Birinci Dünya Savaşı'nı çıkartma konusundaki sicili tarihe kaydedilmiştir. Büyük aydınlanma savaşçısı Karlheinz Deschner, ''Hristiyanlığın Kriminel Tarihi''nden sonra kaleme aldığı çok önemli  eseri ''Papaların Siyaseti'' adlı kitapta, XV. Benedikt'in dış işleri sözcüsü Kardinal Gasparri üzerinden, Ortodoks Rusların Türklerin olası bir yenilgisi durumunda, Aya Sofya'ya yerleşmelerini ''kabus'' olarak niteleyerek, bu durumun Protestan reformasyonundan sonra yaşanabilecek en büyük felaket olacağını söylüyor. ( Karlheinz Deschner, Die Politik der Päpste, Alibri Verlag, Neuerauflage 2013, s. 179 ).

Ekim Devrimi'ni büyük bir tehlike olarak gören XV. Benedikt, ''barış çabaları''na başlayarak, devrimin önünü kesmeye yeltenmişti. 

İkinci Dünya Savaşı'nda Vatikan temsilcisi XII. Pius da anti-komünist bir aydınlanma düşmanıydı. Sosyalizmin boğulması için elinden geleni ardına koymadı.

Faşizm karşısında milyonlarca insanını yitirmiş Sovyetler Birliği'ni ''Stalin kurbanları'' kodlaması altında, faşizmle eşdeğer tutmaya kalkmak, barış istememektir. 

HESAP-KİTAP İŞLERİ
Emperyalizmin başat rolüne tek laf etmeden ve mülk sahibi sınıfların kışkırtmalarına değinmeden 100 yıl önceki bir olayı üç kişiye bağlamanın da barışla bir ilgisi yoktur. 

Hesap başkadır. 

Amaç ''yüzleşme'' falan da değildir. Papa ya da bir başka din yöneticisi hangi yüzle yüzleşecek ki?! Din tarihi, savaş tarihi de değil mi aynı zamanda?

Hesap, emperyalizmin bölgeye yönelik yeni bir sınır çizme operasyonudur. Her zaman olduğu gibi, din bunun en etkili figüranı olacak ve acılarımız sömürülecek.

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.