Öldürülen akademisyen Ceren Damar’ın babası polisin ‘ihmallerini’ sıraladı

Öğrencisi tarafından öldürülen akademisyen Ceren Damar Şenel’in babası davanın Cuma günü görülecek ilk duruşması öncesinde açıklama yaptı. Baba Damar cinayetin ardından polisin toplaması gereken delilleri toplamadığını belirtti, ‘İnsanlar katil doğmuyor. Bu ülkenin kurumları, yetkilileri bu canilere suç ortağı olmamalı, onların sırtını sıvazlamamalı’ dedi.
Çarşamba, 25 Eylül 2019 19:17

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 2 Ocak tarihinde öğrencisi Hasan İsmail Hikmet tarafından öldürülen araştırma görevlisi Ceren Damar Şenel’in ölümüne ilişkin açılan davanın ilk duruşması 27 Eylül’de, Ankara 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

İlk duruşma öncesi Müteşebbis Gelişim Vakfı’nda basın açıklaması yapan Ceren Damar’ın babası Mustafa Damar, “İnsanlar katil doğmuyor. Bu ülkenin kurumları, yetkilileri bu canilere suç ortağı olmamalı, onların sırtını sıvazlamamalı. Şiddete göz yummak, dahası şiddeti özendirmek vahşetlere suç ortaklığı etmektir” dedi. Cinayetin ardından polisin maddi delilleri toplamadığını ve bazı usulsüzlüklere imza attığını belirten Damar polisler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

KATİL ZANLISI HİKMET’İN ANNESİNİN SÖZLERİNE TEPKİ GÖSTERDİ

Katil zanlısı Hikmet hakkında ağırlaştırılmış müebbet talebiyle iddianame hazırlandığını hatırlatan Mustafa Damar, Hikmet’in annesi Hatice Hikmet’in geçmişte polis olduğunu ve KHK ile ihraç edildiğini, 2010 yılında bir gazeteye verdiği demeçte, “Biz çocuklarımızı yarı polis gibi yetiştiriyoruz” ifadelerini kullandığını hatırlattı. Katil zanlısının annesinin bu sözlerine tepki gösteren Damar, “Henüz 14-15 yaşında olan birinin ailesi tarafından yarı polis gibi yetiştirilmesi ne demektir? Size çocuklarınızın yarı polis gibi yetiştirilme yetkisini kim verdi? Sen kendin polis gibi yetiştin mi ki çocuklarını yarı polis gibi yetiştiriyorsun. Ceren Damar’ın katledilmesi olayını incelediğimizde cinayetin çok soğukkanlı bir şekilde işlendiği, canavarca hislerle ve eziyet çektirerek işlendiği, planlayarak işlendiği açıkça görülmektedir” diye konuştu.

‘KIZIMLA İLGİLİ İFTİRA BİZİ HİÇ ETKİLEMEDİ’

Olayın meydana gelme tarihinin ardından katil zanlısı Hikmet’in ifade değiştirdiğini ve “Ceren Damar’la ilişkim var” dediğini medya aracılığıyla öğrendiklerini belirten Damar, “Katilin kendi ve ailesinin olayın başından beri çelişkili ifade vermeleri, ilişkimiz vardı demesi kutsal savunma hakkını aşmış geçmiştir. Alçakça katledilen kızımın hatırasına saldıracak şekilde iftiraya dönüşmüştür. Kızımla ilgili bu iftira bizi hiç etkilemez, etkilemedi” dedi.

‘POLİSİN OLAY GECESİ YAPTIĞI USULSÜZLÜKLER’

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre Damar bazı polislerin görevini yapmadığını belirterek şunları kaydetti:

‘KATİLİN OTOMOBİLİ ARANMADI’

“Polisin olay gecesi yaptığı usulsüzlükleri paylaşmak istiyorum. Katilin otomobili aranmadan annesi tarafından polisin izin vermesiyle kaçırılması hususu. Katil olay gerçekleşmeden silahı bıçağı alıp otoparka park ediyor, daha sonrasında otomobile ulaşamıyor. Kovalanıyor ve kaçıyor ve otomobil otoparkta kalıyor. Olayın kısa süre sonrası katilin annesi geliyor üniversite otoparkında bulunan katilin otomobilini alıyor. Polisler kimsin sen diyor. Katilin annesi olduğunu söylüyor ve polisler gitmesine izin veriyor. Alıp otomobili kaçıyor. Evladınız böyle bir olay yaşamış ilk aracı mı düşünmek gerekir? Böyle bir olaydan sonra kim otomobili oradan götürmeyi düşünür?

‘ARAÇ ARANMIŞ GİBİ TUTANAK TUTULUYOR’

Polisler ne için izin veriyor? Polisler olay mahalline ambulanstan önce intikal etmelerine rağmen katilin aracında arama yapmamışlar. Sayın savcı katilin otomobilinin aranmasının emrini verdiği halde hiç aranmadan çıkıp gitmesine polisler izin veriyor. Araç kaçırıldığı halde sanki araç aranmış gibi gerçeğe aykırı tutanak tutuluyor. Zaten araç aranmış olsaydı sonradan katilin annesi tarafından ortaya atılan aracın torpido gözünde intihar notu buldum iddiası sahte delil yaratma çabası ortaya atılamayacaktı. Maddi delil aşikar olmasına rağmen katilin aracının aranmadan öz annesi tarafından kaçırılmasına izin verilmesi fahiş hatadır.

‘İNTİHAR MEKTUBUNUN POLİSİN GÖZ YUMMASIYLA YAZILDIĞI DEĞERLENDİRİLEBİLİR’

Olaydan bir gün sonra katilin annesi Hatice Hikmet arabanın torpidosunda katil tarafından yazılmış bir intihar mektubu bulduğunu söyleyerek 3 Ocak’ta polise teslim etti. O ana kadar hiçbir ifadede intihar mektubundan bahsedilmemiştir. Annenin böyle bir olaydan sonra ne için aracı kaçırdığı anlaşılıyor. Sözde intihar mektubu incelendiğinde mektubun bir bölümünde iddia şu: ‘Silahla planlayarak asla öldürmedim. Tamamen o anki sinirlerimle hareket ederek oldu hepsi. Olaydan önce yazıldığı iddia edilen mektupta olaydan sonraki ifade kullanılıyor.’ Katilin olaydan sonra otomobiline hiç binmediği aşikar. Bu durumda sözde intihar mektubunun polisin göz yummasıyla yazıldığı değerlendirilebilmektedir. Olaydan önce yazıldı diyorsun ama mektup olaydan sonra yazılmış.

‘KATİLİN TELEFONU ŞEHRİN BAŞKA BÖLGELERİNDE SİNYAL VERİYOR’

Katil gözaltına alındığında üst araması yapılıp teslim alınmış gibi gösterilen katilin telefonu şehrin başka bölgelerinde sinyal veriyor. Polis teslim aldım diyor, saati var, ama o saatten sonra telefon şehrin başka bölgelerinde sinyal veriyor. Anlaşılan o ki katilin annesi tarafından saatler sonrasında telefon teslim edilmiş olup bu şekilde katilin annesinin telefondaki birçok maddi delili karartmasına polis imkan vermiş.

‘POLİSİN DELİLLERİN TOPLANMASI VE MUHAFAZASI KONUSUNDA YAPTIKLARI’

'BU EKMEK BIÇAĞI DEĞİL': Olay günü 02.01.2019 tarihinde polis tarafından tutulan tutanakta; ‘siyah renkli sap kısmı 12 cm olan, kesici kısmı 16,5 cm olan kesici kısmı üzerinde Made in AUSTRIA 78 ibareli bıçağı biz görevlilere teslim etmiştir.’ ifadesi yer almaktadır. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün olaydan bir ay sonra 01.02.2019 tarihinde düzenlediği Uzmanlık Raporu’nda; ‘Namlusunun sol yan yüzeyi üzerinde ‘Made in AUSTRIA 78’ ibareleri bulunan, siyah renkli plastik saplı, yaklaşık 16 cm. uzunluğunda, tek ağızlı, sırtı küt, sivri uçlu namluya haiz bir (1) adet bıçak ve bir (1) adet plastik kın.’ ifadesi yer almaktadır. Olayın hemen akabinde konunun uzmanı olmayan polis memuru tarafından tutulan sap kısmı 12 cm olan, kesici kısmı 16,5 cm olan bıçak şeklinde tarif edilirken, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün düzenlediği Uzmanlık Raporu’nda ise bıçakla ilgili olarak yaklaşık 16 cm. uzunluğunda ifadesi bulunmaktadır. Uzmanlık Raporunda milimetrik ölçü ve özellikler belirtilmesi gerekirken yaklaşık 16 cm. gibi üstünkörü, basit bir ifade kullanılmış ve sonucunda bıçağın ‘6136 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığı’ kanaati bildirilmiştir. Suça konu bıçağın salt saldırı amacıyla üretilmiş bir bıçak olduğu su götürmez biçimde açık olduğu halde, Emniyet birimleri tarafından tanzim edilen raporda gerek bıçağın özelliklerinin üstünkörü ve özensiz tasvir edilmesi gerekse bıçağın ‘6136 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığı’ kanaatinin hiçbir suretle gerekçelendirilmemiş olması raporun failin daha az ceza almasına matuf bir telkin ile hazırlandığı ihtimalini düşündürmektedir. Bu ekmek bıçağı değil. Meyve bıçağı değil. Profesyonelce saldırı amaçlı üretilmiş bir bıçak.

'KATİLİN BABASI OLAY YERİNİ İNCELEDİ': Olay akşamı bir tanık Emniyette ifade verip döndükten sonra gece saat 23:00’te bir polis o tanığı telefonla arıyor ve diyor ki seni de alıp olay mahalline gideceğiz diyor ve 10-15 dakika sonra polis söz konusu tanığın yanına geliyor. Polis otosunda üç tane polis var. Katilin babası da onlarla birlikte. Baba o saatte gözaltında ve şüpheli. Şüpheli sıfatıyla gözaltında olan bir kişiyi olayın mağdurlarından biriyle aynı araca koyuyorsunuz. Mağdur edilen zaten bu şüphelinin silahıyla mağdur edilmiş. Olay mahalline tanıkla gidecek olan polis, tanığı etkilemek, baskı altına almak amacıyla polis otosunda katilin şüpheli ve gözaltında olan babasını da getiriyor ve psikolojik baskı altına alıyor.

'ÖLEN BİZİM KIZIMIZ, BİZ HER GÜN ÖLÜYORUZ': İnsanlar katil doğmuyor. Bu ülkenin kurumları, yetkilileri bu canilere suç ortağı olmamalı, onların sırtını sıvazlamamalı. Şiddete göz yummak, dahası şiddeti özendirmek vahşetlere suç ortaklığı etmektir. Her cinayet bir insanlık dramıdır. Ölen bizim kızımız, ama tehdit bütün toplum içindir. Şehit olan bizim kızımız, ama ölen insanlıktır. Kötülerin sırtını sıvazlayanlar kötülüğe yatırım yapmış olurlar. Islah olmayan, cezayla tecrit edilmeli. Yoksa her gün bir olay, her gün bir cinayet yaşamaya bu olayları kanıksamaya başlarız. Birileri şiddet etki, bizler şiddetin kurbanı olduk. Ölen bizim kızımız; bizse her gün ölüyoruz. Bu adil değil."