Sayfa yolu
ANALİZ I Almanya'da Merkel sonrası: Zarlar ne yöne atılacak?
Yayın Tarihi: 30.10.2018 , 10:13 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13
Son iki eyalet seçimlerinde tarihinin en ağır yenilgilerini alan Hristiyan Demokrat Birlik partisi CDU'nun genel başkanı ve başbakan Angela Merkel, seçim sonuçlarından hareketle siyasi hayatının sonuna geldiğinin işaretlerini verdi.
Aralık ayında Hamburg'da gerçekleştirilecek CDU kongresinde genel başkanlığa yeniden aday olmayacağını açıklayan Merkel'in başbakanlığa devam edeceği söylenmekle birlikte, bu sonucun mevcut koalisyon için dağılma anlamına geleceği şimdiden öngörülüyor.
13 yıllık iktidarında ''istikrarlı bir siyasi kişilik'' olarak nitelenen Merkel, Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin batı tarafından ilhak edilmesinden sonra batıya ithal edilen siyasetçilerden biriydi. Sermayenin çıkarlarına sadık, Hristiyan ve karşıdevrimci olan Merkel'in ''eskimişliği'' uzun iktidar döneminden kaynaklanmıyor.
Alman emperyalizmi, militarizme alan açan yeni bir yönelime onay verme eşiğinde, geleneksel siyasi figürler ile devam edemeyeceği için Merkel'e yol göründü. Almanya İçin Seçenek (AfD) partisinin sermayenin bu yönelimi ile birebir uyum içinde olduğunu saptamak zor değil.
Merkel sonrası için harekete geçen CDU, vitrinine şimdiden birkaç ismi taşıdı. Bunlar arasında en güçlü adayın halen genel sekreter olan Annegret Kramp-Karrenbauer ile Friedrich Merz olduğu ifade ediliyor.
Annegret Kramp-Karrenbauer, FORSA'nın 2017'de CDU taraftarları içinde yaptırdığı Merkel'in halefi kim olacak anketinde, yüzde 45 ile en yüksek orana sahip oluştu. Julia Klöckner yüzde 43, Jens Spahn yüzde 31, Ursula von der Leyen yüzde 31 ve Peter Altmeier ile Armin Laschnet'in yüzde 28 oranında destek gördüğünü açıklamıştı.
Ancak bu oranın şimdi daha yüksek olduğu konusunda şüphe yok. Çünkü 26 Şubat 2018'de CDU eski genel sekreteri Peter Tauber'in istifası ile gündeme gelen Olağanüstü Kongre'de Annegret Kramp-Karrenbauer, yüzde 98,87'lik bir oranla genel sekreter olarak seçilmişti. Bu oran, CDU tarihinde seçilen genel sekreterler sıralamasında en yüksek orandır.
Parti grup başkanlığını yapmış Friedrich Merz'in FORSA'nın yaptığı 2017 anketinde adı geçmez iken, birden bire Alman medyasında Merz ile ilgili bir yığın açıklama gündeme geliyor. Bild gazetesi Merz'in adaylık teklifine sıcak baktığını açıklamakta gecikmedi.
ATLANTİK BRÜCKE VE FRİDRİCH MERZ
Aktif siyaset ile pek ilgisi olmayan bu CDU üyesi, son derece önemli bir kuruluşun başkanlığını yapıyor. Atlantik Brücke adı verilen bu derneğin, 2009'dan beri başkanlığını yürüten Merz, deyim uygun ise, tam bir ''graue Eminenz''dir. Adı pek öne çıkmasa da, etkisi yüksek, entrikacı kişilere verilen bu Katolik kilise tarihi terimi, Friedrich Merz'e tam olarak uymaktadır.
Alman siyaset ve iş dünyasında Amerikancı ekole yakın olanların üyesi olmadan siyasi kariyer sahibi olamadığı bu kuruluşu tanımakta yarar var.
Atlantik Brücke, ABD ile Avrupa arasında ''köprü'' işlevi gören bir ''sivil toplum'' kuruluşu. Kurucusu John Jay McCloy. McCloy, 1949'dan 1952'ye kadar Amerika'nın Almanya'dan sorumlu komiseri olarak görev yapıyor.
John Jay McCloy, Dünya Bankası başkanlığından, Kennedy, Johnson, Nixon, Carter, Reagan danışmanlığına kadar pek çok ''görev'' almış tam bir Amerikan emperyalizmi hizmetkârı. 1989'da cenaze törenine Almanya eski başbakanı Helmut Schmidt de katılmıştı.
McCloy'ın kurduğu Atlantik Brücke derneğinin Almanya'dan eş başkanı Eric M. Warburg'tu. Warburg, savaş sonrası Almanya'daki Amerikan varlığının en etkili temsilcileri arasındaydı ve Konrad Adenauer'ın özel desteğine nail olmuştu.
Amerikan emperyalizminin Alman emperyalizmi ile kurduğu ilişkide ''hükümetler üstü'' işlev gören bu kurumun başında 1989'dan beri bulunan Friedrich Merz'in, CDU'nun (ve dolayısı ile Almanya'nın) Amerika ile geleneksel ''uyumlu çizgide'' durmasını sağlama konusunda çaba harcadığını söylemekte beis yoktur.
Merz, kendisiyle 2013'de yapılan röportajda, anti-amerikancılığın Almanya'da yayılması konusunda sorulan soruya, bu durumun Almanya'da ''az ya da çok her zaman varlığını koruduğu''nu ancak ''azınlıkta kaldığı''nı belirtiyor. ABD-Almanya ilişkilerinde ''eşdeğerlik için çok yönlü diyalog''un şart olduğuna vurgu yapıyor. (*)
HORKHEİMER'DAN NSDAP'Lİ PATRON HANS-GÜNTHER SOHL'A KADAR ÜYESİ VAR
Atlantik Brücke'nin üye profiline yakından bakmakta yarar var.
Münih Güvenlik Konferansı başkanı Wolfgang Ischinger'den, Yeşiller partisi dış ilişkiler sözcüsü Omid Nouripor'a; Bild gazetesi genel yayın yönetmeni Kai Diekmann'dan, SPD milletvekili Edelgard Bulmahn'a; Deutsche Bank CEO'su Jürgen Fitschen'den, Alman Sendikalar Birliği (DGB) sözcüsü Reiner Hoffmann'a kadar pek çok düzen aktörünü bu dernekte görebiliyoruz.
Başbakan Angela Merkel'in de üyesi olduğu derneğin eski üyeleri arasında da solun çok yakından tanıyacağı simalar var.
Frankfurt Okulu'nun tanınmış müdürü Max Horkheimer örneğin...
Sol Parti'den Stefan Liebich; Yeşiller'den Cem Özdemir ve Claudia Roth. Alman yayın tekeli sahibi ve en bonkör antikomünist medya patronu Axel Springe...
Theyssen-Kruppp'dan Otto Wolf von Amerongen; eski NSDAP üyesi, BAYER şirketi başkanı Kurt Wolff... 1974-1982 arası Almanya başbakanı, SPD'li Helmut Schmidt.
1984-1994 arası Almanya cumhurbaşkanı Richard von Weizsäcker. NSDAP üyesi, 1972-1976 Alman Sanayiciler Başkanlığı'nı yapmış Hans-Günther Sohl...
ZARLAR ABD'YE MESAFEDEN YANA MI, YOKSA STATÜKODAN YANA MI ATILACAK?
Alman siyasetinde taşlar yerinden oynadı. Zarlar şimdi militarizm ve ABD'den göbeğini kesme yönünde mi, yoksa mevcut dengeleri koruma üzerine hareket eden siyasetten yana mı atılacak, buna bakılmalı.
Merkel'in yerin gelmesi muhtemel Annegret Kramp-Karrenbauer ya da daha az muhtemel olan Friedrich Merz, mevcut statükonun korunması yönünde tutum alınması için çaba harcayacak siyasetçiler gibi görünüyorlar. Ancak koalisyonun dağılması, krizin sermayenin diğer seçeneği olan faşist AfD üzerinden yeniden oyunun kurallarını belirlemek için kolları sıvayacağını da öngörmek gerekiyor. Alman siyasetinde Amerikancılığın belirleyiciliğine hayır demek ne yazık ki, faşist hareketin tasarrufuna kaldı. Frankfurt Okulu'nun müdürünün Amerikan yüksek komiserinin kurduğu derneğe üye olduğu bir siyasi kültürde, ya sosyalizmin yokluğuna hayıflanılacak ya da yurtseverlik söyleminin şovenizm ile karıştırılmasına seyirci kalınacak.
Merkel sonrası, Amerikancılığın Alman siyasetindeki etkisinin tartışma konusu yapılacağı bir yeni dönemi işaret ediyor. Taşlar oynadı ve kartlar yeniden karılıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.