Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Almanya'da hükümet ile istihbarat örgütü niçin çatışıyor?

Alman Dış İstihbarat Birimi (BND) yayınladığı Suudi Arabistan raporunda, Suudi Arabistan'ın yeni Kralı Salman ve Savunma Bakanı oğlu Prens Muhammed'i sert sözlerle eleştirmesine Alman Dışişleri Bakanlığı'ndan ''BND'in açıklaması hükümetimizin dış politikasını yansıtmıyor'' yanıtı geldi.

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 04.12.2015 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13

Alman Dış İstihbarat Birimi (BND)  Çarşamba günü yayınladığı Suudi Arabistan raporunda, Suudi Arabistan'ın yeni kralı Salman ve Savunma Bakanı oğlu prens Muhammed'i sert sözlerle eleştirmiş, Suudi yönetiminin bölge istikrarına katkı sunma yetisini yitirdiğini açıklamıştı.

BND'nin bu açıklaması Almanya'nın mevcut resmi Suudi politikası ile uyumlu olmadığı için Almanya Dışişleri Bakanlığınca kuruma yönelik eleştiriler de gecikmedi. BND'nin kurum tarihinde hükümet politikaları ile çelişkiye düşen açıklamaları elbette yok değil. Örneğin, daha birkaç ay önce yine aynı kurum Hindistan Başbakanı Narendra Modi'ye dönük sert eleştirilerde bulunmuştu.

Alman Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ''BND'in açıklaması hükümetimizin dış politikasını yansıtmıyor'' diyerek, istihbarat kurumu ile olan görüş ayrılığını kamuoyu ile paylaşmış oldu. Mevcut Alman dış politikasına göre, "Suudi yönetimi bölgenin en ciddi istikrar unsurudur. Ve Almanya'nın yeni Suudi kralı ile bir alıp veremediği yoktur" denildi özetle.

Peki Alman devletinin bölgeye dönük  kalın çizgileri ile Alman istihbaratının amiral gemisinin çelişik tutumu arasındaki fark nasıl okunabilir? BND, teammülleri bozama derecesine nasıl ve niçin geldi?

Liberal demokrasinin göklere çıkartılan atanmışların seçilmişlere tabî olma ''ilke''si nasıl oldu da bu derece deforme oldu?

LİBERAL DEVLET VE İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ
Liberal devlet varsayımında kapitalist devlet iki şeyi denetliyordu: Vergi tekeli ve şiddet tekeli. Şiddet tekelini ''diktatörlükler''den ayıran ana kalıp, güçler ayrılığı ilkesi, yani kurmların birbirlerinden ayrı ama aynı zamanda da birbirlerini demokratik tarzda denetliyor olmasıydı. Bu iddia üzre, yürütmeyi temsil eden hükümet ile atanmışlardan oluşan istihbarat birimlerinin uyum içinde çalışıyor olması varsayılıyor.

Seçilmiş hükümete bağlı olduğu iddia edilen istihbarat kurumu, Almanya özelinde iki temel kritere göre yapılandırılıyor. Bunlardan birincisi, ''haber alma faaliyeti'' ile edinilen bilginin ''üzerine gitme pratiği'' iki farklı kurumsallığa tekabûl ediyor. Bu kurumsallıklar, istihbarat ve operasyonel polis gücü olarak iki ayrı unsur olarak nitelendirilip, hukuk silsilesi içine monte ediliyor. (''Trennungsgebot'' adı verilen uygulama)

İkinci kriter, meclis denetimi yani seçilmişlerin atanmışlar üzerinde var olduğu varsayılan pratik olarak adlandırılıyor. Bu prosüdürün Almanya'daki adına kısa adı ''PKGr'', yani Federal Meclis Parlemento Denetim Kurulu adı veriliyor. Bu kurul, Federal Meclis üyeleri  içinden seçilen ve toplam 10 kişiden oluşan ''G10'' tarafından oluşuyor ve onbinlerce çalışanı olan koskoca bir istihbarat aygıtını ''takip edip, denetli''yor! İki elin sayısından az insan devasa gizli yapıları gözetleyip, denetim altında tutuyor iddiasına kamuoyunun inanması isteniyor.

ÜÇ BÜYÜK İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ VE 16 YEREL EYALET KADROSU
Resmi olarak yalnızca BND'nin 6 bin beşyüz çalışanı var. Dış istihbarattan sorumlu bu kurumun dışında, kısa adı '' BfV'' olan  Anayasayı Koruma Örgütü  ile yine kısa adı ''MAD'' olan Orduyu Savunma Örgütü'nü de eklemek gerekiyor.

Almanya'nın bu 3 istihbarat kurumunun dışında, 16 eyaletin her birinin polis gücü ile eşgüdümlü çalışan ayrı istihbarat örgütlerinin varlığını da belirtmeden geçmek olmaz.

Hiç kuşku yok ki tüm bu istihbarat örgütleri içinde en eskisi ve en etkilisi  BND'dir.

BND'yi 1946 yılında ABD tarfından örgütlendi. CIA tarafından Nazi subayı Reinhard Gehlen'in başına geçirildiği ''Abteilung fremden Heere Ost'' adlı anti-komünist sabotaj örgütü, 1956'da  Alman Demokratik Cumhuriyet'nde açıktan karşı-devrim kalkışmasının başarısız girişimini örgütledi. Ve aynı yıl adı BND olarak değiştirildi.

Nazi subayı Reinhard Gehlen, ''geçmişi'' ile ilgili tüm eleştirilere karşın Başbakan Konrad Adenauer tarafından korunup, kollanarak kurumun başında 1968'e kadar tutuldu. Kurum içindeki ''eski'' Nazilerin kokusu bütün ülkenin burun direğini kıracak kadar pis kokular yaymasına karşın, kurumun faaliyetleri konusunda sözde demokratik denetim kurulları çarasiz kaldı. 1969'da ABD ile yapılan özel bir anlaşma ile Alman BND'si Amerikan CİA'sının yan örgütü olarak faaliyet yürütmeye devam etti.

1990'da  Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin yenilgisinin hemen akabinde kurumun statüsü değiştirildi. 20 Aralık 1990'da kurum, doğrudan başbakanlığa bağlı hale getirildi.

BND, kendi kurumsal tarihinde yanıbaşındaki sosyalist Alman cumhuriyetini alaşağı etme misyonunda iki tarihi ile ilgi çeker: 1956 ve 1990.

BND'nin görevi, ''Federal Almanya Cumhuriyeti'nin güvenliği ile ilgili dış bilgilerin toplanması'' olarak tarif edilmiştir. Bu güvenlik konseptinin kapsamı içinde askerî, iktisadî, siyasî, teknolojik ve bilimsel alanlarda ajanlık faaliyeti yer alır. Resmi ifadesinde ''gizli faaliyet'' yerine ''haber toplama'' ifadesi yeğlenmiştir.

İSTİHBARATTA  REFORM  TALEPLERİ
İstihbarat örgütlenmesinde ne zaman reformdan söz edilse, bu üç ana istihbarat kurumunun ''daha fazla koordineli çalışması'' ya da doğrudan, bu örgütlerin ''bir kurum altında birleştirilmesi'' talebi burjuva siyasetinde dillendirilmeden edilmez.

İstihbarat örgütlerinin birleştirilerek üzerlerinde olduğu varsayılan denetimin gevşetilmesi başlığında önemli ve yakın bir durak da 2012 yılında kısa adı NSU, yani Nasyonal Sosyalist Yeraltı adlı faşist örgütlenmenin kamuoyunda adı önce, ''dönerci cinayetleri'' olarak zikredilip, sonradan hakaret olduğu keşfedilen barbarlığın soruşturulduğu komisyonun Hint kökenli sosyal demokrat üyesi Sebastian Edathy (Edathyparambil)'in cinayetlerde Alman istihbaratının rolüne dönük çabalarının yoğunlaşması üzerine ''pedofili'' suçlamasıyla görevini alelacele terk etmesi ile bir kez daha gündeme gelmişti.

Kamuoyunda Edathy Vakası olarak anılarak asıl gündem maddesi olan, ''NSU terör örgütünü araştırma komisyonu'' idi ve bu komisyon üyeleri birbirlerini suçlamaktan istihbaratın rolüne bir türlü gelemediler. Komisyon dağıldı, Edathy susturuldu.

Şimdi Almanya'da bir kez daha istihbarat reformu konuşulmaya başlandı. BND çizmeyi aşmış, ülkenin dış politika parametrelerine müdahil olmuştu. Gerici Suudi rejimi ile emperyalist Alman devletinin uzun tarihli çıkar ve suç ortaklığı her ne kadar su yüzüne az da olsa çıkmış olsa da, asıl mesele bu ''kriz''den fırsat yaratarak, emperyalist bir ülkeye yaraşır istihbarat örgütlenmesinin reorganizasyonunu gerçekleştirmek olarak görünüyor.

Liberal devlet efsanesi, seçilmişler-atanmışlar oynundan sıkılmışa benziyor. Artık emperyalizm yurtta da, dünyada da savaş istiyor. Öyle ya, seçilmişler de atanmışlar da bir tek şey için  o görevlere layık görüldüler: Sömürü düzeninin bekası.

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.