Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

YÖK'ten inanılmaz "türban" dalaveresi

Günlerdir medya, YÖK'ün talimatıyla üniversitelerde türbanın serbest kaldığı yönünde haberler yapıyor. Oysa ortada tüm üniversitelere gönderilmiş bir talimat falan yok. Yusuf Ziya Özcan, tam bir ayak oyunuyla kimsenin haberi olmayan bir yazışmayı, herkes için bağlayıcı gibi sunmaya çabalıyor.

Yayın Tarihi: 08.10.2010 , 11:50 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

soL yazarı ve Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu, YÖK’ün “türban talimatı”yla ilgili olarak dün soL’da önemli bir yazı yazdı. Yazısında zaten halihazırdaki hukuka göre kampüse giremeyen öğrencilerin “dersten çıkartılmaması” yönünde bir talimatın saçmalığına işaret eden Abacıoğlu, birçok kanaldan araştırdığını, öğretim elemanlarına iletilmek üzere tüm üniversitelere gönderilen böyle bir talimatın da bulunmadığını söyledi.

“Ortada kanun var, sen nasıl böyle dersin?”

Abacıoğlu, yazısında YÖK’ün basında hakkında çokça tartışılan talimatının saçmalığı ve hukuk dışılığı için şunları yazdı: “Ortada bir kanun var. Kanunun yürütme ayrıntılarını gösteren bir kılık-kıyafet yönetmeliği var. Türban uygulama sorunlarıyla ilgili Anayasa mahkemesi kararı var ve türbanın anayasanın değiştirilemeyecek maddelerinden birisi olan, “devletin laik niteliği”ne aykırılık kesin kararı var. 2008 başında YÖK başkanının şimdiki benzerine uygun genelgesinin Danıştayda iptali var. ÜKD’nin 7500 hayır imzası var. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesi kararını olurlayan ve uluslararası içtihat yerine geçen “türban aleyhinde” kararı var. Tüm bunlar ortadayken, YÖK beyinin üniversiteye korku salsın diye yayımladığı bir betikname acaba nasıl olabilir? Hele öğretim elemanlarına, türbanlı derse girmişse dışarı falan çıkaramazsın yoksa ben senin kafanı uçururum nasıl diyebilir!..”

025309 sayılı belge, bir şikayet dilekçesi

Basında tartışılmakta olan ve öğretim üyelerine “türbanlı öğrenciyi dersten çıkaramazsın” talimatı verdiği iddia edilen konuyla ilgili net bilinen ve anılan belge, 23 Temmuz 2010 tarihli 025309 sayılı bir belge. Abacıoğlu, söz konusu belgenin YÖK’ün bir talimatı değil, sadece bir şikayet dilekçesi olduğunu belirtiyor.

İnternette dolaşan talimatın ne olduğu belirsiz
Bu hafta basında meselenin tartışılmasıyla birlikte, bir belge daha internet ortamında dolaştırılmaya başlandı. Altında Yusuf Ziya Özcan ismi görülen ve türbanlı öğrencileri sınıftan çıkaracak öğretim üyeleri hakkında disiplin soruşturması açılmasını talep eden talimatın kapak yazısı ise sansüre uğramış. Belgenin gönderildiği üniversitenin ve fakültenin adı, “kodu, konu, genelge no” su gibi birçok bilgi, bu belgede sansürlenmiş.

Abacıoğlu, “Sonuç, kimin kime, hangi tarih ve sayıyla, nasıl ve neden gönderildiği belli olmayan ve ‘şehir efsanesi’ olarak ortalıklarda dolaştırılan bir yazı, bir yandan gazete ve televizyon köşelerinde yankı bulurken, diğer yandan da kimi üniversitede bu duyumlara yönelik türbanlı öğrenciler huruç harekatına başlamış vaziyette” diyor.

Abacıoğlu, kendi fakültesinde de böyle bir talimatın söz konusu olmadığını belirtiyor ve “Kendi fakültemden örnek olsun türbanlı kızlar dekana peruk takmadan derse girip, giremeyeceklerini sordular ve yürülükte olan hukuki uygulamaya dayalı olarak ‘hayır’ cevabını aldılar” diyor.

Abacıoğlu, “Yazının ne Gazi Rektörlüğüne ve dolayısıyla ne de fakülte dekanlıklarına gelmediğini doğrudan öğrenmiş ve somutlamış bulunuyorum. Bu anlamda da, fakülte dekanlıklarından öğretim elemanlarına da yapılacak bir böyle bir bilgilendirilme yok. Ama düzmece ve kurgu her türlü senaryo ortada çok ve herkes birbirine soruyor, ‘şimdi biz ne yapacağız?’” diye de ekliyor.

"Talimat" İstanbul Üniversitesi’ne
Talimatla ilgili bir başka iddia, ilk şikayet sahibinin İstanbul Üniversitesi’nden olduğu, talimatın da buraya gönderildiği yönünde. Ancak Abacıoğlu, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan öğretim üyelerinden de bilgi aldığını ve onlara da böyle bir bilginin ulaşmadığını belirtiyor.

Abacıoğlu, yazısında “Yazının, YÖK’çe İstanbul Üniversitesine yazıldığı (kaynağı bende olan), ilgili merci tarafından kesinlikle olurlanmış ve doğrulanmış vaziyette. Yanlız söylenenden, bunun genel değil, üniversite ile ilgili bir çerçevede olduğu anlaşılıyor” diyor.

Yani YÖK, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne böylesi bir talimat göndermiş. Ancak bu talimat tüm üniversiteler değil, İstanbul Üniversitesi’yle ilgili. Üstelik, niyeyse, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü bunu kendi fakültelerine dahi iletmemiş bulunuyor.

Tezgâh medya oyunu
Abacıoğlu, tüm bunlardan ortaya çıkan tabloyu şöyle değerlendiriyor: “(İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne) gönderilen mektubun diline bakılırsa, YÖK’ün onca kanun, kitap ve mahkeme kararının üstünde gene bir dalevera ile üste çıkma gayretkeşliği olduğu anlaşılıyor. Haberin önce üstüne gitmeyen YÖK, işi allandırıp, dallandırarak genelleştirme havasını ‘taraf’ medyası vasıtasıyla yaygınlaştırıyor buna çanak tutuyor. İş şirazeden çıkınca ben öyle bir şey söylemedim deyip, anında çark ediyor. Bu arada kervan yolda düzülmüş de oluyor. ‘Taraf’ medyasının pompaladığı ‘genelleşti havası’, tüm üniversiteleri birden potaya sokuyor. Eh ne yapalım, bu da kanunlaştı diyen yığınla üniversite eblehi, ortalığa saçılıp uygulamanın figüran aktörü olmaya manen tam tekmil hazır hale geçiyor.”

Hem YÖK, hem İÜ suç işliyor
Yükseköğretim Kurumu (YÖK), tüm kanunlar ve Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’dan çıkan çok sayıda mahkeme kararı türbanla üniversiteye girilemeyeceğini belirtmiş ve bu konuda herhangi bir yasa değişikliği yapılmamış olmasına rağmen böyle bir talimat göndererek suç işliyor.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü de, bu talimattan kendi öğretim üyelerini dahi haberdar etmeyerek bu suça ortak oluyor.

“Orada kimse var mı?”
Abacıoğlu, yazısını şöyle bitirdi: “Ortada değişen birşey yok. Kanun, kitap ve mahkeme kararları yürürlükte. Yeni Anayasa macerasında devletin laik niteliği tümden ilga edilmez ise, AKP’nin ya da YÖK’ün gücü alavera dalevera ile türbana geçit açamaz.

“Hiçbir zorun altına elini sokmayan, bana dokunmayan bin yaşasın sterilliği ile hayatı, gerçeği ve bilimini esasen savunamayan bilimci tayfası öğünüp, böbürlenmesine karşın şunun hesabını doğru yapmak durumundadır. Üniversitenin kendi korkuları ve adamsendeciliği ile kendini terörize edip susutuğu, suskunlaştırdığı evreden sonra gelecek olan yeni aşama, o üniversite ehlinin kafasını da, birgün derse girerken örtürebilecektir.

“Üniversite, türbanın ötesinde sivil polis denetimine açılırken, bu sadece öğrencinin takibi değil, yarın birgün derste ne anlatıldığının hesabının sorulduğu bir faşizme de tereddüt olmasın, sürüklenebilir.
Demokrasi ve üzerine sos olarak bilimsellik gevezeliklerinin yan tarafa konulup, azıcık yurtseverlik hayasınının farkına vararak kıprdanmak gerekir.

“Hey... orada kimse var mı?.. “

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.