Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yaşar Öz’den Ağar itirafları

Halen cezaevinde bulunan, Susurluk davası hükümlüsü Yaşar Öz, Mehmet Ağar hakkında çeşitli iddialarda bulundu. Öz, Ağar’dan 3 ayrı sahte pasaport aldığını söyledi.

Yayın Tarihi: 16.08.2009 , 16:58 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Yaşar Öz, 26 Haziran’da Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği ifadesinde "Susurluk Davası" kapsamında Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde "Suç işlemek amacıyla örgüt kurduğu" iddiasıyla yargılanan Mehmet Ağar hakkında çeşitli iddialarda bulundu.

Hürriyet gazetesinin haberine göre Yaşar Öz, mahkemeye verdiği ifadede şunları söyledi:

Ağar’la, Ümit tanıştırdı
Ağar ile 1993 yılı sonlarında Tarık Ümit aracılığıyla tanıştım. Yurtdışındaki bir İngiliz şirketinde uyuşturucu kaçakçılığına ismim karıştırılmıştı. Yardım istemek için Ümit’le birlikte Ağar’ın yanına gitmiştik. Daha sonra Ağar, yurtdışındaki bazı işlerle ilgili danışmanlık yapmamı istedi. Daha önce Muğla Valiliği’nden almış olduğum kendi adıma silah taşıma ruhsatım vardı. Çok sık yurtdışına çıktığımdan lacivert pasaportum vardı. Talebim olmamasına rağmen bana silah taşıma ruhsatı ile iki adet yeşil pasaport ve bir adet de lacivert pasaport verildi.

Emniyet’e ait plakalar
Bu pasaportlardan lacivert olanı şu an ismini hatırlayamadığım ancak benim kendilerine bildirdiğim bir isim adına düzenlenmişti. Yeşil pasaportlardan birisi benim adıma, diğeri babam Eşref Cuğdar adına düzenlenmişti. Her üç pasaportun üzerinde fotoğrafım bulunuyordu. Silah taşıma izin belgesinde Ağar’ın imzası bulunuyordu. Pasaportları yine o dönem Emniyet Genel Müdürü olan Ağar’ın talimatıyla o sırada Daire Başkanı olarak görev yaptığını sandığım Emin Aslan, bulunduğumuz odaya elinde birçok belge ile birlikte gelip bunları arkadaşım Tarık Ümit’e verdi. Ümit, bu belgeler içerisinde benimle ilgili olanları seçerek bana verdi. 4-5 tane, gerektiğinde kendi araçlarımızda kullanılmak üzere emniyet birimlerine ait plakalar ile bu plakaların bizde bulunmasını izah edecek belgeler de verildi.

Çatlı akrabam olur
Abdullah Çatlı, ablamın üvey damadı olur. Yıllar önce kendisiyle görüştüğümüz oluyordu. Ancak 1978 ya da 1979 yılında adı 7 TİP’linin öldürülmesi ve Abdi İpekçi cinayetine karıştığından kendisi yurtdışına gitti. Bir daha kendisiyle Susurluk kazasında ölene kadar yüz yüze ve telefonla bile görüşmedim. Ancak ailesi ve çocuklarıyla görüştüğüm olmuştur. Kaza sonucunda Çatlı’nın üzerinden çıkan silah taşıma izin belgesinin bir benzeri bana da verilmişti.

Öz, Tekirdağ F Tipi’nde
Yaşar Öz, Susurluk davasından hüküm giydikten bir süre sonra "Teşekkül halinde eroin ihraç etmek" suçundan 15 yıl ağır hapse çarptırıldı. 7 yıl 7 ay 13 gün hapis yattıktan sonra tahliye oldu. Son olarak Kıbrıs’ta kendisine ait bir kumarhanede çıkan çatışmanın ardından gözaltına alınan Yaşar Öz, 9 Ağustos 2007’de tutuklanarak Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne konuldu.

Uzi dolu spor çanta verdi
1993 yılında Tarık Ümit’le birlikte Ankara Necatibey Caddesi’nde bulunan Özel Harekát Daire Başkanlığı’nı ziyaret ettik. O sırada Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin’di. Çay içtikten sonra çıkarken Tarık Ümit’in elinde bir spor çanta vardı. Araca bindiğimizde çantayı açtı ve içinde çoğunluğu Uzi marka olmak üzere çok sayıda silah olduğunu gördüm. Daha sonra birlikte havaalanına gittik. Bize daha önce verilen silah taşıma belgesini havaalanında görevlilerine gösterdik, herhangi bir engelle karşılaşmadan İstanbul’a geldik.

Elinde 30 kişilik ölüm listesi vardı

Bu silahlarla ne yapılacağını sorduğumda Ümit, 25-30 kişilik bir liste gösterdi bunların PKK finansörü olduklarını, öldürülmeleri gerektiğini söyledi. Karşı çıktım. Bu olaydan sonra Tarık Ümit ve diğerleriyle ilişkimi dondurdum. 1994 tarihinde İstanbul’daki evimde yapılan aramalarda ele geçirilen belge, doküman, tabanca ile mermilerin sayı ve nitelikleri doğrudur. Çıkan belge de Ağar tarafından bana verilmiştir.

Yılmaz’dan Demirel’e
Ele geçen bu belge ve silahlar tutanağa bağlandıktan sonra bizi karakola götürdüler. Ancak Ağar’ın talimatı üzerine beni serbest bıraktılar. Bahse konu belge ve silahların Ankara’ya getirilmesi talimatını Ağar verdiğinden bunları Ankara’ya göndermişler. Bu arada o dönem Mali Şube Müdürü olan Salih Güngör, bu belge ve dokümanların birer fotokopisini kendisine almış daha sonra bunları siyasete atılacağı günlerde bazı beklentileri karşılığında muhalefet partisi lideri Mesut Yılmaz’a iletmiş Yılmaz’ın bu belgeleri dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ulaştırdığını biliyorum.
(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.