Gezi tutuklusu Metris’te yaşadıklarını anlattı: ‘Mahkumlar cinayetlerini anlatıyordu’

Gezi tutuklusu Umut Akgül, Metris cezaevinde cinayet zanlısı mahkumlarla birlikte kaldığı koğuşta yaşadıklarını anlattı. Akgül günlerce uykusuz bırakıldı, oruç tutturulmak istendi, kendisine cinayet haberleri gösterildi, savcı “burası cezaevi, tadını çıkar” dedi.
Perşembe, 18 Temmuz 2013 16:05

Selin Asker -soL

Gezi eylemleriyle gözaltına alınıp tutuklanan, geçtiğimiz gün serbest bırakılan 8 kişiden biri de Umut Akgül. Metris cezaevinde cinayet zanlılarıyla aynı koğuşta kalan Akgül, yaşadıklarını soL’a anlattı. Geceleri uyutulmadığını, oruç tutturulmak istendiğini, mahkumların kendisine cinayetlerini anlattığını söyleyen Akgül, gardiyanların koğuşta “şikayetim yok” dilekçesi imzalattığını ve savcının da “burası cezaevi, tadını çıkarmaya bak” dediğini söyledi.

Umut Akgül Metris’te yaşadıklarını şöyle anlattı:

“İçeriye ilk girdiğimiz günlerde epey zorluk çektik. Karakoldan başlamak üzere çıplak aramaya tabi tutulduk, epey bir darp edildik, itildik kakıldık saatlerce su ve yemek verilmedi. Cezaevine gittiğimizde iki gün pislik içinde bir yerde tutulduk. Sonra teker teker koğuşlara dağıtıldık.”

“Gezi’den geldiğinizi söylemeyin dediler”
“Gardiyanlar gönderildiğimiz koğuşta Gezi olaylarından geldiğimizi söylememizi istemediler. ‘İçeride bu olaylara karşı olanlar var, kötü muamele görebilirsiniz’ dediler ama ben koğuşta söyledim, adli tutuklular devlete nasıl karşı gelirsiniz diye bağırdılar, çağırdılar. Çözüm sürecinden dolayı af beklediklerini ve Gezi eylemlerinin af beklentisini gündemden düşürdüğünü söylediler. Buraya Gezi’den bir başkası daha gelirse kafasını keseriz gibi tehditler savurdular.”

"Gardiyandan kazma kürek istettiler"
“Ben koğuşa gittiğimde 7 kişilerdi, 4’ü cinayet üçü de yaralama. Benden sonra bir yaralama daha geldi ve 9 olduk. 3’ü müebbetle yargılanıyordu, 36 yılla yargılanan da vardı. Dışarıya çıkarılmayacağını düşündükleri için o psikolojiyle rahat hareket ediyorlardı. Darp olmadı, fiziki saldırı olmadı ama sistematik olarak psikolojik işkenceye uğradım. Mesela bana zorla gardiyandan kazma kürek istettiler, dalga geçmek için istettiler, mecbur istedim ve gardiyandan fırça yedim, ‘tecride gönderirim’ dedi.“

“Gece sahura kaldırıyordum, gündüz uyutulmadım”
“İlk üç gün gece nöbeti verdiler, sabaha kadar uyutmadılar. Gece nöbetinde beklettikleri için sahura kaldırıyordum, tehdit edildim ‘gel namaz kılalım, oruç tutalım’ diye baskı yaptılar. Karşılarında oturmama, masaları takip etme, hizmet etme konusunda baskılar gördüm. Cezaevinin raconları varmış, ilk hafta volta atmak havalandırmaya çıkmak yasaktı. Çay, yemek, bulaşık yıkama işlerini bana yaptırıyorlardı. Dizimde ve belimde kist var çok fazla ayakta durmaktan, eğilip kalkmaktan muaf olmam gerekiyor. Üç-beş saat bulaşık yıkamaktan ayağa kalkamaz hale geldim, doktordan rapor aldım. Gardiyanlar geldi, adli mahkumlara beni göstererek ‘savcının talimatı var, zor kullanmayacaksınız’ dediler.”

“Cezaevi gündüz yemek veriyordu ama günde sadece bir kere veriyorlardı. Koğuş ağaları gündüz uyutmuyorlardı beni oruç tutanlara haksızlık olmasın diye, sigara içiyordum ama rahatsız oluyoruz diyorlardı. Yorgun düşüp uyumaya çalıştığımda kafama su attılar, tuvalete banyoya gittiğimde elektriği kapatmak gibi şeyler yapıyorlardı, onlara göre bunlar şakaydı.”

“Dövmeli kol kesilmeli”
“Dördüncü günden sonra avukatlar, vekiller geldikten sonra biraz daha yumuşamaya, dinlemeye başladılar ben de komünist olduğumu söyledim, anlattım. Güzel düşünüyorsun, hak eşitlik istiyorsun ama gel bunu Allah yolunda iste, oruçla, beş vakit namaz kılarak iste, yoksa cehennemde cayır cayır yanacaksın dediler. Kolumda dövmem olduğunu görünce bu konuda bir fetva olduğunu, dövmeli kolun kesilmesi gerektiğini söylediler. Biraz daha kalsaydık içeride ne olurdu bilmiyorum.”

“Cinayetlerini anlattılar, küpürleri gösterdiler”
“Nasıl cinayet işlediklerini anlatıyorlardı. Biri Fenerbahçe-Galatasaray maçında Fenerbahçeliyi öldürmüş, öteki beraber büyüdüğü kardeşi gibi gördüğü birinin kafasını kesmiş çünkü uyuşturucu içtiğinde gözü dönüyormuş. Onunla tartışmaya girmiyordum çünkü sinirlendiğinde ne yaptığı belli olmayan insanlardandı, o yüzden gece uyumaktan bile çekiniyordum. Mesela biri cinayet hükümlüsüyken serbest bırakılmış ve ondan sonra tekrar birini yaralamış içeri girmiş. Biri de uyuşturucudan, yaralamadan içeri girmiş ve bana dedi ki 10 yıldır suç işledim senin kadar meşhur olamadım. Yaptıkları cinayetlerin gazete küpürlerini biriktirmişler, bana gösterdiler.”

“Gardiyan koğuşa gelip imzalattı”
“Gardiyanlar geldi koğuşa, kapının önünde de cezaevi müdürü vardı. Gardiyanlar bana darp, cebir, baskı olup olmadığını sordu, ben de psikolojik baskı var dedim. Burası cezaevi, her cezaevinde olur, koğuşta baskı yaşamadığına dair imza at dediler. Mahkumlar koğuştaydı ve koğuş ağası ‘herhangi baskı yaşamadığımı’ beyaz bir sayfaya yazdı, ben de altını imzaladım.”

"Savcı gardiyanların yanında şikayetin var mı diye sordu"
“Tahliye olmamdan birkaç gün önce savcı yanına çağırdı, gittim gardiyanlar yanında oturuyor kapısı da açık. Bana koğuştan, yemekten, gardiyanlardan şikayetim olup olmadığını sordu. İlk günlerde baskı gördüğümü daha sonra azaldığını söyledim, şu anda baskı görüyor musun dedi ben de ‘iftiradan içeri girmiş biri olarak kimseye iftira atmam’ dedim. Darp edilmediğimi ama psikolojik baskı gördüğümü söyledim. O da bana burasının cezaevi olduğunu, tadını çıkarmam gerektiğini, koğuştakilerle sohbet etmemi ama samimi olmamam gerektiğini söyledi ve sonra gardiyanlar yanında bana imza attırdı. Ben de koğuşumu değiştirmek istediğimi, 8 kişi beraber kalmayı ya da siyasi tutuklularla kalmak istediğimizi söyledim. 8 kişi bir arada kalmamızın yasak olduğunu, kanunlara aykırı olduğunu, her koğuşta bu baskıyı göreceğimizi, en azından bu koğuşta kalmamı söylediler. Tahliye olacağıma dair umudumu kesmiştim, bu yüzden epey bir kantin alışverişi yapmıştım, sigara almıştım, sonra avukatlarım gelip tahliye olduğum haberini verdi, çok sevindim.”