Breadcrumb
Engin Çeber Davası işkenceyi tescilledi
Yayın Tarihi: 02.06.2010 , 11:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye'de yıllardır uygulanmasına rağmen devletin kabul etmediği, açılan davaların ise ya zaman aşımına uğratılarak düşürüldüğü ya da düşük cezalarla geçiştirildiği sistematik işkencenin varlığı, 17 aydır devam etmekte olan ve kamuoyunda Engin Çeber Davası olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda çıkan kararla birlikte resmen tescillendi.
60 kamu görevlisinin Engin Çeber'in işkenceyle ölümüne neden olmak suçlamasıyla yargılandığı davada dört sanık hakkında verilen müebbet hapis cezası, Türkiye'deki işkence davalarında verilen cezaların en ağırı oldu. Açık kanıtlara ve geçmişte işkence suçlaması ile yapılan yargılamalarda karşılaşılan birtakım engellerle bu davada da karşılaşılmasına rağmen, alınan müebbet hapis kararında konuya duyarlı kesimlerin ve insan hakları savunucularının etkisi oldu.
İşkenceciler hangi cezaları aldılar?
Engin Çeber'in İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi ve Metriz Cezaevi'nde gördüğü işkence sonucu ölümüyle suçlanan 60 sanıklı davanın görüldüğü Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün yapılan karar duruşmasında, üçü müebbet olmak üzere 21 kişiye değişik hapis cezaları verildi.
Mahkeme heyeti, Metris Cezaevi'nde 2. Müdür olarak görev yapan Fuat Karaosmanoğlu, infaz koruma memurları Selahattin Apaydın, Nihat Kızılkaya ve Sami Ergazi’ye, Engin Çeber'e karşı darp eyleminde bulunarak “işkence sonucu ölüme neden olmak” suçundan verdiği ağırlaştırılmış müebbet cezasını, "sanıkların duruşmalardaki iyi hallerini dikkate alarak" müebbet hapse çevirdi. 19 aydır tutuklu bulunan sanıkların, müebbet hapsin infazının 24 yıl olması nedeniyle 22 yıl 5 ay daha hapis yatacağı bildirildi.
Engin Çeber'in Metris Cezaevi'ne konulmadan önce gözaltında tutulduğu İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi'nde görevli polis memurları Mehmet Pek, Abdulmuttalip Bozyel de “işkence” suçundan toplam 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bir diğer polis memuru Aliye Uçak ise, Engin Çeber ile birlikte gözaltına alınan Aysu Baykal’a karşı işlediği işkence suçunun sabit görülmesi nedeniyle 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.
Sanık polis ve gardiyanlar arasından 14 kişinin daha değişik hapis cezalarına çarptırıldığı davada, Metris Cezaevi doktoru Yemliha Söylemez de "gerçeğe aykırı belge düzenlemek"ten 3 yıl 1 ay 15 gün hapse çarptırıldı.
"İşkence bitmeli"
Engin Çeber'in ailesinin avukatı Taylan Tanay, kararın açıklanmasından sonra yaptığı açıklamada, "Engin Çeber 10 Ekim 2008’de aramızdan ayrıldı. Uzun uğraşlar sonucunda davada son karar verildi. Türkiye’de, 21. yüzyılda yahut 2008 Ekim tarihinde Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi’nde ve Metris Cezaevinde işkence yapıldığı kanıtlanmış bulunuyor. İşkenceciler ilk kez bu kadar ağır hapis cezaları alıyorlar. Umarım bu ülkenin makus talihi bugün değişmiş olur. Umarım, hiç kimse kendi güvencesi altında olan tutuklu ve hükümlülere işkence yapmaz, bu kadar aşağılık ve insanlık dışı bir suçu işlemez. Bizim yanımızda bulunan 10 baroya teşekkür ediyoruz" dedi.
Bir işkence davası
Engin Çeber Davası'nın önemi, AKP iktidarının "işkenceye sıfır tolerans" söylemini öne çıkarmasına rağmen süregelen işkence ve kötü muamele olaylarından biri olması ve işkence ve faili meçhul cinayetlerle anılan Türkiye'de, işkence sonucu ölümlerin yaşandığını onlarca kanıtla ortaya sermesi idi.
Yabancı basın ve insan hakları örgütlerinin yoğun ilgisini çeken, çok sayıda polis, jandarma ve gardiyanın yargılandığı Engin Çeber Davası'nın "Türkiye'nin işkence ile mücadele istekliliği açısından bir test" oluşturduğu sık sık dile getirilmişti.
Kamuoyunda gelişen duyarlılık, dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in Çeber'in ailesinden özür dilemek zorunda bırakmış, yine de dava süresince pek çok badire atlatılmıştı.
Polis terörünü protesto eden Çeber işkenceyle öldürüldü
28 Eylül 2008 tarihinde İstanbul Sarıyer'de katıldığı bir basın açıklaması sonrası gözaltına alınarak tutuklanan Engin Çeber, polis merkezinde ve cezaevinde işkence nedeniyle 7 Ekim 2008 tarihinde kaldırıldığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 10 Ekim'de yaşamını yitirmişti. Çeber'in katıldığı basın açıklaması, yine devlet terörünün ortaya çıktığı olaylardan biri olan, Ferhat Gerçek isimli 17 yaşındaki bir gencin polislerin açtığı ateş sonucu felç olması olayını protesto için düzenlenmişti.
Çeber’in hastanenin verdiği ölüm raporunda kafasını duvara vurduğu için öldüğü yazıldı. Fakat bu süreçte yapılan sağlık kontrolleri ve Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı rapor Engin Çeber ve üç arkadaşına her iki kurumda da işkence yapıldığını ortaya koydu.
İlk günlerde işkence iddialarını reddeden Adalet Bakanlığı'na bağlı Metris Cezaevi ve İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi ve Metris Cezaevi, adli tıp raporlarının ve Çeber ile arkadaşlarının ifadelerinin oraya çıkmasının ardından bu kez da birbirlerini suçlamaya başladı. Karakolda görevli polisler Çeber'e cezaevinde işkence yapılmış olabileceğini iddia ederken cezaevi yetkilileri, Çeber'e cezaevine gelmeden önce işkence yapıldığını öne sürdüler. İşkence olayının iyice ayyuka çıkmasının ardından Adalet Bakanı Şahin, Çeber'in ailesi ve arkadaşlarından özür dilemek sorunda kaldı.
Çeber'in ölümünden yaklaşık bir ay sonra çıkan adli tıp raporu, işkence sonucu ölümü tescilledi. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nin hazırladığı rapor, Çeber'in vücudundaki yaralanmaların "kaba dayak" sonucu oluştuğunu, ayrıca Çeber'in ölümüne neden olan beyin kanamasının ölümden 4-5 gün önce gerçekleştiğini kayda almıştı. Avukatlar, raporla birlikte Çeber'in işkence sonucu öldürüldüğünün tescillenmiş olmasına rağmen altı gardiyanın "kasten yaralama" suçlamasıyla tutuklanmasına itiraz etti.
Daha başlarken, "yayın yasağı"
Engin Çeber'in ölümüyle ilgili soruşturmaya ilişkin yayın yasağı getirilmeye çalışıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltında ve cezaevinde gördüğü işkenceden dolayı hayatını kaybeden Engin Çeber'in ölümünün "soruşturma sürecinin selameti" açısından konuya ilişkin yayın yasağı getirilmesi talebi, başvuruyu değerlendiren Bakırköy nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İşkenceciler, işkence mağdurlarından "korundu"
İlk duruşmanın 21 Ocak 2009 tarihinde gerçekleştirildiği dava sürecinde, polis, jandarma ve gardiyanlardan oluşan sanıkların korunmaya çalışıldığı görüldü.
Metris Cezaevi'nde Çeber'e işkence yapan sanıkların bazılarının tutuklanarak konduğu Üskidar Paşakapısı Cezaevi’nin müdürünün, Engin Çeber’in işkenceyle öldürülmesi davasının görüldüğü mahkemeye, Çeber hakkında “bu ve ailesi teröristtir” diye bir mektup gönderdiği, tutuklu sanıkların duruşmalara getirilip götürülmesi sırasında özel koruma talep ettiği ortaya çıktı.
Gardiyanlar böyle korunmaya çalışılırken, İstanbul Emniyeti de kendi personelini kurtarmaya çalışıyordu. Engin Çeber'in işkenceyle ölümünden sorumlu tutulan 13 polisle ilgili olarak İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün açtığı soruşturma sonucunda verilen karar, aralarında "ağırlaştırılmış müebbet" hapis istenen Abdulmuttalip B.’nin de bulunduğu 13 polisle ilgili "ceza tayinine mahal olmadığı", bu polislerin öfkelerini kontrol altına almaları için eğitime tabi tutulmaları yönünde oldu. Söz konusu 13 polisin ikisi için 10'ar yıl, diğerleri için de beşer yıl hapis cezası isteniyordu.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.