Sayfa yolu
Caydırıcı güç mü, savaş silahı mı?
Yayın Tarihi: 10.05.2011 , 14:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Anayasal haklarını kullananlara karşı devletin kullandığı “gaz bombası” adeta savaş silahı. YSK’nın kararını protesto ederken bacağına gelen gaz bombası yüzünden BDP Milletvekili Ayla Akat Ata’nın sakat kalma ihtimali istisnai bir durum değil. Bu “silah” birçok kişide kalıcı hasarlara yol açtı, kimileri kalp krizinden öldü, bombaların isabet ettiği insanlar yaralandı, hayatlarını kaybetti. Yapılan uluslararası anlaşmalarla bu silahın kullanımının sınırlandırılmasına rağmen, devletin silahlı güçleri en basit olayda bile bu hayati tehlike barındıran silahı son derece rahat kullanabildiği, insanların hayatını tehlikeye atmaktan çekinmediği görülüyor.
Öldürmeye tam teşebbüs!
Polisin en basit gösterilere müdahale ederken bile gaz bombasını kullanması, bunun sonucunda birçok kişinin yaralanması, sakat kalması ve ölmesi, gaz bombasının bir “caydırma” aracımı yoksa bir savaş silahı mı olduğunu tartışılır hale getirdi. Polisin bu silahı çok sıradan bir müdahale aracı olarak gördüğü ve çok kolay kullandığı, her gösteride mutlaka birkaç polisin bu silahla donatıldığı ve hazır beklediği biliniyor. Bu durum insan haklarına ve devletin imzaladığı uluslararası anlaşmalara da aykırılık gösteriyor.
Geçtiğimiz gün BDP Mardin Milletvekili Ayla Akat Ata YSK kararını protesto ederken bacağına isabet eden bir gaz bombası ile yaralandı. Üniversite hastanesine kaldırılan ve 1 haftadır tedavi altına alınan Milletvekili Ata'nın bacağında doku ölümü gerçekleştiği ve kangren riskinin bulunduğu belirtildi. Ata’nın bu durumu ilk değil. Daha önce de birçok kişi gaz bombası ile yaralandı, sakat kaldı ya da yaşamını yitirdi.
2007 1 Mayıs'ında Taksim'de bulunan bir kişi polisin yoğun olarak kullandığı biber gazına maruz kalmış, 75 yaşındaki İbrahim Sevindi hayatını kaybetmişti. Benzer bir ölüm 6 Ekim'deki IMF protestoları sırasında yine Taksim'de polisin kullandığı gaz bombaları sonucu yaşanmış, 55 yaşındaki İshak Kalvo kalp kiriz geçirerek yaşamını yitirmişti.
Bebeklerde öldürücü etkisi var
Yetişkinlerin bünyesinde bile kalıcı hasarlara yol açabilen gaz bombaları, küçük yaştakilerle temasa geçtiğinde öldürücü olabiliyor. Yakın zamanda bir bebek gaz bombaları yüzünden hayatını kaybederken, iki tanesi komalık oldu.
Cizre'de 2009 yılında Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin 10. yıldönümü nedeniyle yapılan protesto gösterilerine müdahale eden polisin attığı gaz bombasının fişeği, balkonda annesinin kucağında olan Mehmet'in başına isabet etmiş, yaralanıp hastaneye kaldırılan Mehmet Uytun yaşamını yitirmişti.
Geçtiğimiz gün Şırnak’ın Silopi ilçesinde düğün yapılan alanın yakınından geçen polis aracına taş atan çocuklara, polisler gaz bombasıyla karşılık verdi. Düğün alanına atılan gaz bombalarından biri 2 yaşındaki Elif Güngen’in başına isabet etti, hastaneye kaldırılan minik kızın kafatası kemiğinden kırık olduğu belirlendi.
Bir başka yakın örnek ise Mardin'in Nusaybin ilçesinde YSK'nın veto kararına yönelik protestolar sırasında polisin attığı gaz bombası 2.5 yaşındaki Yekbun'u ağır yaralanması olmuştu. Aynı gün Nusaybin'deki olaylar sırasında 12 yaşındaki Bilal Asman yüzüne gaz bombası isabet etmesi ile 14 yaşındaki Hamdullah Eldemirci de kafasına plastik mermi isabet etmesi sonucu yaralanmışlardı.
Polisin en yakın dostu
Yıllardır bir çok insanın ciddi zararlar görmesine, skandal ölümlerin yaşanmasına, küçücük hayatların solmasına sebep olan gaz bombası, hala polisin ilk tercih ettiği silah. Üstelik polis bu silahı kullanırken asgari dikkat etmesi gerekenlere bile özen göstermediği biliniyor.
Kapalı alanda kesinlikle kullanılmaması gereken, aksi halde nefes sıkıntısına yol açarak öldüren gaz bombası, geçtiğimiz yıllarda DİSK binasındakileri içeriden çıkarmak için binanın içine atılmıştı. Binada bulunan CHP milletvekili Mehmet Ali Özpolat kalp spazmı geçirmiş, burada kullanılan gazların, Cenevre Konvansiyonu’na göre, savaşlarda kullanılmasının bile yasak olan türlerden olduğu anlaşılmıştı. Benzeri birçok olay çeşitli dernek ve partiler için de söz konusu olmuş ve saldırıların kamera görüntüleri basına yansımıştı.
1 Mayıslarda özellikle kontrolsüz davranan polis, 2008 yılında Şişli Etfal hastanesinin içine gaz bombası atmıştı. Sağlıklı vatandaşlarda bile sıkıntılara yol açan gaz bombası, hasta birçok kişi üzerinde ciddi sıkıntılara yol açmıştı. Görüntülerin basına yansıması ve soruşturma açılmasına rağmen sorumlular cezalandırılmadı.
(soL -Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.