Burjuvazinin ahırında gül kokusu gezdirmek

"Dün yaşananlar, memleketin meclisten ibaret olmadığını tekrar göstermiş oldu. Lenin 'parlamento burjuvazinin ahırıdır' der. Konuya aynı pencereden verilen örneklerde akla gelen diğer cümle Cemal Süreya’nın konudan bağımsız bir şiirinde 'bir ahırda gezdirilen gül kokusu' dizesi tamamlar sanki temayı."
Cuma, 29 Ağustos 2014 14:04

Özkan Öztaş

Mecliste Cemil Çiçek’e fırlatılan kitapçık haberleri ve salonda ayakta alkışlanan bir diktatör pozları…

Aklıma ilk gelen şey meclisin içinde alkışlanan Obama ile dışarıda Obama’yı protesto ettikleri gerekçesiyle zorla gözaltına alınan devrimci dostlarımızın görüntüleriydi.

Daha da geriye gitmek mümkün müdür? Mesela meclisin içinde insanlar sus pus aymazlık oyunları oynarlarken işlenen katliamlara? Maraş’a, Çorum’a, Sivas’a…

Ya da dün sosyal medyada gündeme gelen ve onca insanın öldüğü, kaçırıldığı 1992 Cizre Newroz’unu da koyalım masaya…

Artık değişen bir Türkiye var anlaşılan. Pekâlâ değişen Türkiye’den de örnekler verilebilir. Roboski’de, Lice’de, Haziran’da ve Van depreminde sus pus olan meclisi nereye koyacağız?

Mesele biraz da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, CHP’nin ikinci cumhuriyete yedeklenmesinden dolayı kapsayamadıklarına temas eden Demirtaş’ın, “yarattığı heyecandan” sonra yaşanan ayakta alkış görüntüleriydi sanırım.

Eldekileri masaya yatıralım önce.” Alkışladı, yok alkışlamadı, ayağa kalktı sadece, size ne efendim kimi alkışlayıp kimi alkışlamayacağımızı size mi soracağız?” çıkışları…

Sanırım en kötüsü meclisi terk eden CHP’ye “sol” makyaj yapmasına olanak sağlanan durumun kendisiydi. Seçimlerde meclisi boşatın çağrılarına sus pus olanlardı, Haziran’dan sonra “mazbatalarınızı yavaşça yere bırakın ve teslim olun” çağrısının havada kalmasıydı.

Müzakereler, masalarda yürütülen mücadeleler.

Öte yanda Lice’de ölen gençlerin bugün esamesinin okunmaması, Şengal’den kaçıp gelen Êzîdî’lerin çaresizliklerinin görmezden gelinmesi, Suriye halkına yıllardır açık hava hapishanesi yaşatan gerici çetelere destek olan iktidar, Ceylan geliyor aklıma, Uğur geliyor ve nicesi… Bereket versin memlekette sınıfa ve halklara yapılan zulüm o kadar çok ki örnek ararken zorluk yaşanmıyor!

Yaşanan onca acıdan sonra dünkü görüntüler midir reva görülen?

Dün yaşananlar, memleketin meclisten ibaret olmadığını tekrar göstermiş oldu. Lenin “parlamento burjuvazinin ahırıdır” der. Konuya aynı pencereden verilen örneklerde akla gelen diğer cümle Cemal Süreya’nın konudan bağımsız bir şiirinde “bir ahırda gezdirilen gül kokusu' dizesi tamamlar sanki temayı.

Şimdi soru gayet net, Meclisin içine bakmaya sabır ve değer görülenler midir alkışlayanlar?

Siyasetin sadece meclis solanlarında ibaret olmadığını gösterenler miydi?

Meclisin kendisi midir “Üsküdar’dan bu yana memleket?”

Memleketin boyun eğemeyenleri dün meydanları da doldursa, bugün yalnız da kalsa Diyarbakır sokaklarında Tayyip’i protesto ederken elinde Medeni’nin fotoğrafı acılı bir ana, ne mutlu ki meclisten ibaret değil memleket.

Aklıma Kürt Şair Molla Abdurrahman’ın bir dizesi geliyor, eğilip bükülmemek, boyun eğmemek için…

“Kürt bir ağaç değildir, ölür fakat eğilmez”