Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Alın size sivil: Haluk Kırcı

2000’li yılların Ergenekon'u, bir dava olmaktan çıktı, dişi kurtun emzirdiği bir çocuktan gelişen Türk soyunun dağı eritip çıkışını anlatan Göktürk’lerin Ergenekon’unu andıran bir büyük anlatı haline geldi. Öyle bir anlatı ki, 2010 yılında “İdi Amin” Haluk Kırcı bile buna sarılıp “arınabiliyor”.

Yayın Tarihi: 07.06.2010 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:10

Haluk Kırcı geçtiğimiz günlerde cezaevinden çıktı. İlk röportajını, Sabah gazetesinden Sevilay Yükselir’e verdi. Haluk Kırcı, röportajında geçmişte yaşanan “olaylar”a atıfla “azmettirenler var” dedi, Yükselir’in “Asker mi diyorsunuz yani?” sorusuna “Yüzde doksan dokuz” diye yanıt verdi.

Böylece Kırcı da Türkiye tarihinin karanlık olaylarını “Ergenekon’du, Ergenekon” diyerek açıklıyordu.

Bir anlatı olarak Ergenekon, tarihe bakışı öyle çarpıttı ki, beklenmedik anlarda beklenmedik durumlarla karşılaşılıyor. Gazeteci Sevilay Yükselir, Kırcı’yla röportajından bir önceki yazısında, Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay için “Alevi olduğundan gözaltına alındı” diyenleri eleştirirken, “Kusura bakmayın ama sırf o da ‘Alevi’ diye Seyfi Oktay'ın, ya da babamın oğlunun işlediği iddia edilen herhangi bir suçu sahiplenmem mümkün değildir! Hele hele, işin içinde Ergenekon tertipçileri varsa! Unutmayın ki, Aleviler ne çektiyse yıllarca bu zihniyetten çekti! Maraş'ta da, Malatya'da da, Çorum'da da, Gazi Mahallesi'nde de kanımızı döken, bu zihniyetin ta kendisiydi!” diye yazıyordu.

Bir sonraki yazısında, “kanımızı döken” Maraş katliamı sırasında Maraş’ta olan, ülkenin gördüğü en mide bulandırıcı katillerden birisiyle yaptığı röportajda “Asker mi diyorsunuz?” diye soruyor, “Yüzde 99” cevabını alıyordu.

Ergenekon anlatısının tarihe dönük yarattığı tahribat o ölçüde ki, Kırcı’nın aksine Maraş katliamındaki rolü tamamen kanıtlanmış olan Ökkeş Şendiller dahi “Ergenekon’du, Ergenekon” açıklamasını yapmasını müteakip AKP’nin Alevi açılımına dahil edildi. Gazeteci Sevilay Yükselir, bu açılımı, Seyfi Oktay’la ilgili yazısında “tam da AKP iktidarı 'Alevi açılımı' denen proje ile bütün Alevileri kucaklamaya, gelecek politikalarına Alevileri de katmaya çalışırken” diye tarif ediyordu.

Tüm bu tabloyu daha da içinden çıkılmaz hale getiren bir diğer bilgi, 1992’de Haluk Kırcı’nın “yanlışlıkla” tahliye edilmesi kararına itiraz eden kişinin, “Ergenekoncudur, kefil olunmaz” denilen Seyfi Oktay olmasıydı.

Kimdir Haluk Kırcı?
24 Mart 1978’de Ankara’da Savcı Doğan Öz ile 9 Ekim 1978 günü Bahçelievler semtinde 7 TİP’li öğrencinin öldürülme eylemlerine karıştı. 1988’de Bahçelievler katliamı davasında idama mahkum oldu. Çıkarılan İnfaz Kanunu’ndan yararlandı ve 26 Nisan 1991’de Bursa Cezaevi’nden “yanlışlıkla” tahliye edildi. 1996’da İstanbul’da yakalandı ve aynı gün firar etti. 10 Ocak 1999’da yakalandı. Kırcı, Susurluk çetesine üye olmak suçundan 4 yıl hapse mahkum oldu. 18 Mart 2004’te yine “yanlışlıkla” tahliye edilen Kırcı Ukrayna’da yakalandı ve iade edildi. 28 Mayıs 2010’da tahliye oldu.

Kırcı, 17 Kasım 1980 günü sıkıyönetim mahkemesine verdiği ifadede, Bahçelievler katliamını şu sözlerle anlatıyordu: “Hepsini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Abdullah'a (Çatlı) birini gönderdik. Abdullah eter ve pamuk vermiş 'Hepsini teker teker bayıltıp öldürelim' demiş. İki kişiyi büyük reis'in arabasına bindirip Eskişehir yoluna götürdük. Müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafalarına ateş ettik. Geri döndük. Böyle zor olacağını anlayınca Abdullah, 'tek tek boğalım bunları' dedi. Bir tanesini zorla boğdum, diğer dördünü bu şekilde öldürmekte zor olacaktı. Sonra da sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin hepsin boşalttım. Silahı da götürüp Abdullah'a verdim.”

“Ergenekon” dedi ve ruhunu arındırdı…
Kendisine eşlik eden bir diğer katilin, olay sırasında yaşadıklarını kaldıramayarak midesinin bulandığı ve kustuğu Bahçelievler katliamını yukarıdaki sözlerle anlatan Haluk Kırcı, Seviley Yükselir’le röportajında, “Kırcı’nın mutlu bir katil” olduğunu söyleyip yaşam öyküsünü kaleme alan Yıldırım Türker’in yazısı için “mide bulandırıcı” dedi.

Kırcı, röportajda “Ergenekon’du” diyerek siyasi olarak kendini “kurtarırken”, insani boyutu da es geçmeyerek, Yükselir’in “Nedir samimi duygularınız” şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi: “Ben yaşadıklarımın hesabını adalete verdim. Hatta fazlasıyla verdim. Bahçelievler olayı olduğunda 20 yaşındaydım. Şimdi 52 yaşındayım. Ben 20 yaşındayken Türkiye bir kardeş kavgasının içindeydi. Soğuk savaş operasyonları can alıyordu. Bugün o tecrübeleri yaşamış, o keşkelerin peşine düşmüş biri olarak söylüyorum. Bir insanın hayatından daha değerli bir şey olamaz. Ben 'Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş demektir' diyen bir dine inanıyorum. Adalete hesap verdim. Asıl şimdi Cenab-ı Allah'a vereceğim bir hesap var. Şiddetle, vurarak, kırarak bir şeyleri çözmek mümkün değil. Şiddet şiddeti doğuruyor. Şiddet sadece dışarıdan bu ülkeyi seyredenlerin işine geliyor.”

Dostları da “sivil”di
Tüm kötülüklerin ardında askerin olduğunu söyleyen ve şiddete karşı çıkarak “insani” yönünü ortaya koyan Haluk Kırcı, Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden birisinin, en önemli oyuncularından birisi oldu. Asker ve siviliyle tüm bir devlet mekanizmasının, NATO’nun yarattığı Gladio yapılanmasını model aldığı bu karanlık dönemde Kırcı’ya birçok başka “sivil” de eşlik ediyordu.

Sevilay Yükselir’in röportajının bugün yayınlanacak olan ikinci kısmında Kırcı, Abdullah Çatlı için şunları söylüyordu: “Allah rahmet eylesin. Çok düzgün bir adamdı. Hiçbir zaman kişisel bir çıkar peşinde olmadı. Elinde imkân olduğu halde çıkar ilişkilerine girmedi. Benim için de özel bir yeri var. Hayatımı ona borçluyum.”

Röportajın ilk gününde sarf ettiği “20 yaşındaydım, bizi kullandılar” şeklindeki sözleri bazı kesimlerce “Evet, birileri hepimizi kullandı” denilerek Ergenekon anlatısına dayanak yapılırken, 1958 doğumlu Kırcı, aynı röportajda, artık 30’lu yaşlarının ortasını yaşadığı ve cezaevinden “yanlışlıkla” çıktığı dönemde Abdullah Çatlı’nın faaliyetleriyle ilgili aynen şu sözleri söyledi: “Onun [Çatlı’nın] yurtdışındaki operasyonları 1990'dan sonradır. Özellikle Dev-Solcu Dursun Karataş ile ilgili bir çalışması olduğunu biliyorum. Çünkü bir gün onun adına şirkete fakslar gelmişti. Tesadüfen gördüm. Adresler, çizilmiş krokiler, birisinin giriş çıkış saatleri gibi şeylerin bilgileri vardı. Ben dosyalayıp kendisine teslim etmiştim.”

İki defa “yanlışlıkla” tahliye edilerek müstesna Türk adalet tarihinin en seçkin konumlarından birisinde duran Haluk Kırcı, ilk “yanlışlıkla” tahliyesinin ardından evlenirken, nikah şahitliğini dönemin Erzurum Valisi “sivil” Mehmet Ağar yapmıştı. Kırcı’nın ceza süresinin hesaplanmasına yapılan yanlışlıkların telafisi hep seneler sürdü ama, Ağar sayesinde aldığı pasaportla bu aralıklarda yurtdışında gezen Haluk Kırcı, 25 Ocak 1996 günü, bu defa gerçek bir yanlışlık eseri rutin bir kontrol sırasında yakalanıp Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğünde, bu yanlışlığın “telafisi” sadece 1 gün sürmüştü, Kırcı ertesi gün “firar etmişti”. Kırcı’nın “firar”ıyla ilgili davada, o gece karakolda bulunan polisler, Kırcı’nın üzerinden dönemin Adalet Bakanı, bugünün “sivil siyasetçisi” Mehmet Ağar’ın “Bu arkadaşa yardımcı olun, nezarete atmayın” yazılı bir notunun çıktığını, ardından Bakan Mehmet Ağar’la telefonda görüştüklerini ve notu teyit ettiklerini söylemişlerdi.

Kürt açılımını da destekliyor...
Kırcı, Yükselir’le röportajının bugünkü bölümünde “Ne düşünüyorsunuz demokratik açılımla ilgili olarak?” sorusuna “Geç bile kalındı bence” diye yanıt verdi.

AKP’nin Kürt açılımına destek veren, Ergenekon anlatısını yeniden üreten Haluk Kırcı, bir sivil. Tıpkı 9 Ekim 1978 günü Bahçelievler katliamını yaparken kullandıkları 06 PD 137 plakalı Chevrolet marka aracın katliamdan iki gün önce Sivas’tan aldığı Muhsin Yazıcıoğlu gibi. Kendisi de bir “sivil siyasetçi” olan Yazıcıoğlu da, ölümünden önce, Ergenekon anlatısının ve AKP’nin açılımlarının destekçilerinden birisiydi.

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.