UNICEF’ten iflas raporu

UNICEF’ten iflas raporu

Akif Akalın
02/08/2016 Salı

UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu) bu hafta 2015 yılı raporunu yayınladı. Rapor sözcüğün tam anlamıyla bir “iflas” raporu. “Hiçbir çocuk geride bırakılmayacak” sloganını öne çıkartan kuruluşun raporu incelendiğinde, bu hedefin oldukça “geride” kaldığı apaçık görülüyor.

Kuşkusuz iflas, kapitalizmin ve liberal ideolojinin iflasıdır. Kapitalizm ve liberal ideoloji dünya halklarına ve çocuklarına vaat ettiği rüya bir yana, insanların en temel insani gereksinimlerini (temizlik, sağlık, eğitim, barınma, beslenme…) dahi karşılayabilmekten çok uzak ve her geçen gün daha da uzaklaşıyor. Kapitalist ülkelerde her yıl bankalarda milyonları olanların sayısı katlanarak artarken, dünya nüfusunun günde 1 doların altında bir gelirle geçinebilmek zorunda kalan kısmı azalmıyor.

ÇOCUKLAR HALA ŞEKER YİYEBİLECEK YAŞA ULAŞAMIYOR

2015 yılında 5,9 milyon çocuk beşinci yaşını göremeden aramızdan ayrıldı. Her zamanki gibi çocuk ölümlerinde başı çekenler “yoksulların” çocukları oldu. Her “gün” 5 yaş altı 16 bin çocuk, “önlenebilir ve tedavi edilebilir” hastalıklar nedeniyle ölüyor veya ölmelerine göz yumuluyor.

UNICEF bu karanlık tabloyu gözlerden kaçırabilmek için bugünün verilerini 1990’la kıyaslayarak, çocuk ölümlerinin 1990’a göre azaldığı mesajı veriyor fakat çocuk ölümlerinin son yıllardaki gidişatını ortaya koyabilecek tabloları yayınlamaktan kaçınıyor. Burada 1990 yılı önemli. Dünyanın üçte birinde kapitalizme dönüş başlamasına rağmen 1990’da henüz bu dönüşün sağlığa etkileri görünür hale gelmemişti. Oysa örneğin 2000 yılı referans alınsa, olumsuz göstergelerde “dramatik” bir iyileşme gösterebilmek çok zor olurdu.

TEMİZLİK HAKKI DA İNSAN HAKKI OLMALI

2015 yılında 2,4 milyar insan, diğer bir deyişle her üç insandan biri sanitasyon hizmetlerinden yararlanamadı ve bunların yüzde 40’ı bu hizmetlere en çok gereksinim duyulan Güney Asya’da yaşıyor.

Bu durum günümüzde “temizlik” hakkının da bir “insan hakkı” olarak öne çıkartılması gerektiğini gösteriyor. İnsanlar kendilerini ve yaşadıkları çevreyi temizleyebilmeli ve temiz bir ortamda yaşayabilmelidir. 21. yüzyılda hala insanların üçte birinin ortaçağ teknolojisinin dahi gerisine düşen koşullarda yaşamak zorunda kalması kabul edilemez. Temizlik yalnızca sağlık için değil, insanın “özsaygı” duygusu için de şarttır.

SEKİZ İNSANDAN BİRİ AÇIKTA DEFEKASYONA MAHKUM

Dünyada 663 milyon insan güvenli su kaynağından yoksun. Dünyanın bir bölümünde festivallerde “su gösterileri” yapılırken, neredeyse her 10 kişiden biri korumasız kuyulardan, yağmur sularından veya su birikintilerinden su içmek zorunda. Televizyonlarda elektronik aygıtların uzaktan kumanda edildiği “akıllı ev” reklamları yapılırken, 946 milyon insan hala tuvaletten yoksun ve ihtiyacını “açıkta” gidermeye devam ediyor.

AIDS ARTIK “ÇOCUKLUK” ÇAĞINDA

15 yaş altı HIV pozitif 2,6 milyon çocuktan yalnızca üçte biri tedaviye erişebildi. Afrika’da AIDS hala ergenler arasında önde gelen ölüm nedeni (dünyada ikinci) ve kızlar daha büyük risk altında. Kapitalizme dönen Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Bağımsız Devletler Topluluğu’nda ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika’da AIDS salgını büyümeye devam ediyor; elbette bu ülkelerin yoksul kesimleri arasında. Her “saat” 14 yaş altında 25 çocuk HIV enfeksiyonuna yakalanıyor. Yeni HIV enfeksiyonlarının yüzde 60’ından fazlası 15 – 19 yaş grubu kızlarda görülüyor.

ÇOCUKLARIMIZI OKUTAMIYORUZ

2015 yılında dünyada okul çağındaki 250 milyon çocuk ilkokula gidemedi. Bu rakam dünyada ilkokula gidebilen çocukların yarısından daha fazla. Dahası 75 milyon ilkokul çocuğunun eğitimleri çeşitli krizler nedeniyle (savaşlar, göçler, doğal afetler) yarım kaldı. Yine kız çocukları erkek çocuklarına göre çok daha fazla mağdur oldu.

ÇOCUKLARIMIZA BAKAMIYORUZ, SAHİP ÇIKAMIYORUZ

İklim değişikliklerinin yol açtığı felaketler ve savaşlar nedeniyle milyonlarca çocuk yerlerinden, yurtlarından oldu ve çok olumsuz barınma koşullarında yaşamaya zorlandılar. Bu durumdan en olumsuz etkilenenler çocuklar oldu.

Dünyada kız çocukların dörtte birinden fazlası 18 yaşına gelmeden evlendiriliyor ve beşte biri anne oluyor.

ÇOCUKLARIMIZI BESLEYEMİYORUZ

Daha önce de belirttiğimiz gibi UNICEF kapitalizmin ayıbını gizlemek için bugünü 1990 yılıyla kıyaslıyor fakat buna rağmen ayıbın üzerini örtemiyor. Örneğin kronik beslenme yetersizliğine maruz çocuk oranının küresel ölçekte yüzde 39,6’dan yüzde 23,8’e indiğini söylüyor, fakat Afrika’da kronik beslenme yetersizliğine maruz çocuk sayısının arttığını gizleyemiyor. Rakamlar da korkunç: bugün dünyada 50 milyon çocuk akut ve 159 milyon çocuk kronik beslenme yetersizliğinden mustarip.

21. YÜZYILDA ÇOCUKLARIMIZ SAPIKLAR İÇİN CİNSEL OBJE HALİNE GETİRİLDİ

2015 yılında dünyada milyonlarca çocuk şiddet, cinsel taciz ve tecavüz, kötüye kullanım ve ihmal kurbanı oldu. Çocuk yaşta evlilikler, kız çocukların sünnet edilmesi, çocukların emeğinin sömürülmesi ve çocukların silahlı çatışmalarda kullanılması sıradanlaştı. Çok sayıda Suriyeli mülteci çocuk “kayboldu”.

Rapor IŞİD’in çocukları ve ergen kızları sokaklarda kurulan pazarlarda nasıl sattığını görmemiş. Kuşkusuz burada bir alış – veriş var. Bu çocukları ve ergen kızları IŞİD satıyor fakat “birileri” de alıyor ve bu “alıcılar” kamuoyunda hemen hiç tartışılmıyor.

RAPORDA KÜBA’NIN ANILMAMASI MANİDAR

Kuşkusuz dünyanın her yeri böyle karanlık değil. Bütün bu karanlığın arasında küçük bir Karayip ülkesi pırıl pırıl parlıyor. Ancak Rapor bu “aydınlıktan” tek sözcükle olsun söz etmiyor. Rapor’da Küba kendisine yalnızca “muhasebe” bölümünde, UNICEF’e yaptığı yıllık 10 bin dolarlık mütevazı katkısıyla yer bulabiliyor.

Küba’nın Rapor’da “parasıyla” yer bulabilme ironisi bir yana, aslında dünyanın daha da karanlık olmamasına önemli katkıda bulunuyor. Başta Afrika olmak üzere dünyanın en geri kalmış ülkelerine sağladığı sağlık ve eğitim desteği, Rapor’un karanlığını ne kadar açabildi bilemiyoruz fakat Kübalı çocukların “dünyanın en şanslı çocukları” olduğunu herkes biliyor.