Sayfa yolu
Bir 'Anneler Günü' yazısı: Olamaz mı, olabilir...
Özgür Sarı
Yayın Tarihi: 10.05.2015 , 11:13 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:30
Bugün Anneler Günü...
Anne olsanız da olmasanız da, anneniz hayatta olsa da olmasa da illa ki gündeminize girecek. En azından bir kaç telefon trafiği yaşayacaksınız. Hatta o raddeye geldi ki teyzenizin, ablanızın da anneler gününü kutlamanız gerekecek. Tüm doğuranların günü. En fedakar annenin, yılın annesinin haberlere çıkacağı gün.
İyi güzel hoş da işin “kediler köpekler de doğuruken” bu kadar özel olan, kutlanması gereken tarafı ne peki? Geçelim alınacak hediyelerin piyasayı hareketlendiriyor olmasını. Bu kutlanası annelik ne ola ki?

Anne olmaya karar verme hikayesi herkesin farklı olsa gerek. Kimisi evliliğin doğal sonucu, kimi istenmeyen bir gebeliğin sonlandırılamasının, kimisi de asla çocuk yapmamaya karar verememenin bir sonucu olsa gerek. Anne olmayı istemek için vazgeçmeniz gerekenlerin uzayan listesi (en azından genel olarak bir anneden vazgeçmesi istenilenlerin listesi) düşünüldüğünde anne olmanın akılla bir ilgisi çok da olmasa gerek. Hatta çocuk doğurmamak, daha çok akılla verilen bir karar. O zaman dönüp doğurma “isteğine” bakmak gerekebilir. Annelik doğal bir iç güdüdür desek, annelik sevgisi kadınların doğasında var desek, böyle bir günde söylemesi kolay ancak yanlış da olacaktır. Hem doğurmayan, doğurmak istemeyen kadınların sayısı giderek artarken hem de anneliğin melek olmakla bir ilgisi olmadığını ispatlayan pek çok habere her gün rastlarken.
Anneliğin tarihsel gelişimi, ekonomi politiği mutlaka incelenmesi, yazılması gereken bir konu ancak şimdilik sadece tespit yapıp geçelim. Annelik denilen kavram insanlık tarihinde üretim ilişkileri ve toplumsal işbölümü içinde önce ortaya çıkan sonra da yeniden ve yeniden üretilen bir kavram. Biz şimdilik bugünü değerlendirmeye çalışmakla yetinelim.
KUTSAL ANNELİK VE ÇOCUK EGEMEN DÖNEM
Anneliğin dini referanslarla yüceltiliyor olmasının gerekçeleri çok açık. Sonuçta bu dünya görüşüne göre kadının yeri evi ve asıl görevi kocasına hizmet ederken hayırlı evlatlar yetiştirmek. Üç de olur beş de... Anneliğe dair bu gerici ideolojinin toplumun belli kesimlerince sahiplenilen bir algı olduğunu ve bu algı doğrultusunda belirli bir düşünce yapısının beyinlerimizin bir köşesinde ve hayatımızda bir yer işgal ettiğini tespit etmeliyiz. Peki bu dinsel gerici anne kabulünün dışında, kendini farklı bir yere koyan, hatta Haziran’da sokağa çıkmışlığı, ekonomik bağımsızlığı olan diğer kadınların mükemmel anne olma hallerini nereye koymalıyız?
Bu düzende mükemmel çocuklar (ki tanım hiç de mutlu çocukla eşdeğer olmuyor) yetiştirme çabası içerisinde kendi hayatını yaşamaktan vazgeçen kadınlar bunu hem seve seve, hem de kendilerini de överek yapıyorlar. Bu gönüllü kölelik ise asıl gerçekleri bir bir örtüyor.
Bir kere mükemmel sağlıklı çocuğu bu düzende yetiştiremezsiniz, mükemmel eğitimi almasını sağlayamazsınız, geleceğinden endişe etmeme şansınız yok. Tekil kimi örnekler yaratılırken toplumdaki tüm çocuklar için söz söylemiyor iseniz de yanlışsınız. Ancak ayağı kaç santimken kaç milim büyük ayakkabı almanız gerektiği ile ilgili makaleler okur sokak sokak o ebatta ayakkabı arayabilirsiniz. İşten çıkıp organik markete uğrayıp en taze ve kimyasalsız yiyecekleri alıp, koşarak eve gelip her gün bebeğiniz için günlük mamalar pişirebilirsiniz. Ekmeğinizi, yoğurdunuzu evde yapıp sağlıklı beslenmesini sağladığınızı düşünebilirsiniz. Tüm bu saydıklarım ve benzerleri elbette her çocuk için isteyeceğimiz bir şey ancak tüm dünyanızın bu olmasına izin verirseniz, yanlışı o zaman yaparsınız.
Mükemmel annelik öyle bir dünya ki, kolay kolay kaçamıyorsunuz, her köşe başında sizi bekliyor. Bekliyor da kendimizi bu kalıba sokmak kimin, neyin işine yarıyor. Anneliği böyle yaşama kararı neleri etkiliyor?

En başa kadınların erkeklerle eşit olma talebinin, “gereksiz hal”e gelmesini yazabiliriz örneğin. Aradığı eşitliği bulamayan kadının üstün ve “mükemmel” olduğu bir alan yaratma hali. Birileri boşuna kadının en büyük kariyerinin annelik olduğunu söylemedi. Ayrıca doğurmanın fedakarlık gerektirdiği genel kabulü, toplumsal alanda hayatınızı kolaylaştırması gereken pek çok hakkı da hak olmaktan çıkarıyor. Çocukla anne ilk iki yaşına kadar ayrılmamalı denildiğinde, aynı zamanda kadın çalışmamalı lakin ücretsiz kreşler olması gerektiğini de aklına bile getirmemeli demek olmuyor mu? Çocuğun zeka, sağlık ve kişiliğini doğrudan etkileyen şeyin, anne ile olan ilişkisi olduğuna dair mutlak bir kabulle hareket etmek, babanın çocuk yetiştirme ile ilgili bir fonksiyonu olmamasını normal kabul etmenin yanında yaşadığımız toplumun, düzenin neleri belirlediğini sorgulamamayı da getirmez mi? İlk öğretime kadar çocuğunuzla geçirdiğiniz kaliteli zaman eğitim hayatını da belirliyorsa, onunla ilgilenebilmek için esnek, evde ya da yarı zamanlı ve pek tabi ki düşük ücretli işleri de fırsat olarak mı görmeliyiz?
OLAMAZ MI? OLABİLİR...
Tüm bunların alternatifi doğurmamak, “Hür doğdum hür yaşarım kime ne kime ne” diye şarkılar söylemek değil elbette. Hayatı sevdiğiniz biriyle paylaşabilmek ne kadar (zorunlu değil) güzel bir şeyse emek harcayarak şekillendirdiğiniz bir çocuğu da o hayatınızın parçası yapabilmek o kadar güzel. Evet, annelik yaşayabildiğimiz kadarıyla bile çoşku ve farklı bir enerji verebilen bir deneyim.
Doğurmak için parayı, bakımına yardım edecek bir aile büyüğünü düşünmeden, “İşten atılır mıyım?” sorusunu aklına bile getirmeden, güvenli, sağlıklı bir gebelik takibi ve doğum için özel hastane araştırıp bunun için bütçe yapma kaygısı taşımadan anne olabilmenin, bu dünyada yaşandığını-yaşanabileceğini bilip bunun için mücadele etmek hoş olmaz mı?
Kürtaj hakkını savunurken doğurma, doğurabilme hakkını da yanına yazmak... Sırf kendi hayatından vazgeçmek zorunda olduğunu düşündüğü için bu deneyimi yaşamayan kadınların, çocukları için değil çocukları ile birlikte yaşayabileceği bir ülke olamaz mı?
Olabilir…


Ve şimdi bir kutlama da bizim buralar için gelsin; yarına olan umuduyla çocuk doğuran, kendi ve tüm çocukların geleceği için mücadele eden, 7 Haziran’da sosyalizmin sesi olmak için “Buradayız” diyen, 550 kadın içindeki annelerin, anneler günü kutlu olsun.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
