Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Patronun komplosuna uğradılar, direnişe geçtiler

2008'deki direnişlerini 8 ay sonra zafere ulaştıran DESA işçileri, iki arkadaşları atılınca tekrar direnişe başladı. Ancak patronun baskıları bitmek bilmiyor. İşçiler "Ermenilik"le "suçlanıyor", "PKK'yle işbirliği" ile itham ediliyorlar. Fakat işçiler patronu yine dize getirmekte kararlı.

Yayın Tarihi: 19.03.2011 , 11:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İlk direniş, 2008’de yaşanmıştı. Düzce ve Sefaköy’de iki fabrikası, Çorlu’da ise bir tabakhanesi bulunan DESA’da işçiler, Türk-İş’e bağlı Deri-İş sendikasına üye olmaya başladıklarında, önerilerinde PKK işbirlikçiliğinden Devrimci Karargâh üyeliğine kadar suçlanacakları, Ermeniler’e karşı ırkçılık yapılıp, faaliyet yürüten işçilerin peşine dışarıda bile adam takılacağı bir sürecin başlayacağını pek kestiremiyorlardı.

İşçilere "komploculuk" suçlaması
DESA'daki ilk direniş sırasında Gülen cemaati ve patron el ele, işçileri Devrimci Karargâh üyeliğinden uluslararası komplo tezgâhlamaya kadar her türlü suçlamıştı. İşçilerin "suçu", ekmek kavgası vermekti. İlgili haber:
İşçiler dayanışamaz, direnemez, komplo kurar!

Patron, 28 Nisan 2008’de sendikalı 41 işçiyi işten attı. Direniş başladı, 240 gün sonunda kazanıldı. Protokol imzalandı, patron sendikanın varlığını kabul etti.

Oysa bu “uzlaşma”, sadece savaşın yeni bir aşamaya girdiğinin belgesine dönüşecekti.

Hakan, 2008 Nisan ayında, tam da fabrikanın karışacağı zamanlarda DESA’da çalışmaya başlamıştı. Fakat 41 kişi işten atıldığı, kavga kızıştığı sıralarda sendikaya üye değildi. “Henüz kimseye güvenemiyorduk” diyor Hakan, direniş başlayıp kazanıldıktan ve protokol imzalandıktan sonra da patronun sendikaya üye olacakları nasıl tehdit ettiğini görünce, kendi de gidip üye olmuş.

“Üye olduktan sonra film başladı. İşyerinde benim yerimi devamlı değiştirdiler.” Bakmışlar ki Hakan her yer değiştirdiğinde yeni tezgâh arkadaşlarına birşeyler anlatıyor, tecrit etmişler Hakan’ı. “Ben yılmadım hiç”, diyor Hakan, “ama patron da yılmadı.”

Serdar ise 2007 Ekim ayında girmişti DESA’da işe. O tanıyordu iş arkadaşlarını, Nisan 2008’deki sendika örgütlenmesine katılmıştı. “İşyerinde resmen köle pazarı vardı. Zorunlu mesailer, hakaretler, hor görülmeler… Sürekli bunları yaşıyorduk.”

Sendikayla bağlantıya geçtiler, üç günde 200 kişi örgütlenince işten çıkarmalar başladı. Velhasıl, direniş kazanıldı ve protokol imzalandı.

Ama değişen bir şey olmamıştı…

Patron komplo kuruyor
Patron tarafından parayla tutulmuş bir işçi, Hakan ve Serdar’ı taciz etmeye başladı. “İçeri girip girip bizi kışkırtıyordu. Bizler anlamıştık bunun bir provokasyon olduğunu” diyor Hakan, “5 kişi idare amirine gidip durumu anlattık. İdare amirleri bu olaya sessiz kaldı.”

Savcılığa gidip suç duyurusunda bulunmaya karar verdiler. İdare amiri de fabrika dışında işçileri takip etmiş, savcılığın kapısına kadar “bırakmıştı”. Birkaç gün sonra amir, Hakan’a gelip savcılıktaki şikayetini geri çekmesi için tehdit etti. Ancak işçiler geri adım atmadılar.

Baskılar iyice artmaya başlamıştı. “Bir gün paydosta üzerimize bu satılmış, patron yaltakçısı işçi saldırdı. Bu olayın ardından patrona, insan kaynakları müdürüne devamlı savunma verdik. Ama o saldıran nasıl aldıysa darp raporu almış, bunu gerekçe göstererek benim ve Serdar’ın çıkışını verdiler.”

28 Ocak 2011’de Serdar Kuru ve Hakan Lermi işten çıkarıldılar. Şimdi işçiler, bir kez daha direnişteler. Ancak Şubat ve Mart ayları da, patronun saldırısının daha da artmasına, her türlü yöntemin denenmesine sahne oldu.

Gidip kocasına “şikayet” etmişler
Sendikaya üye olduğunda, sendikanın ne demek olduğunu bile bilmiyordu Nagihan. “Yaşanan süreçler sendikayı, mücadeleyi öğretti bana. Sendikaya üye olmadan önce çok tehditler aldım, idare amirleri ‘sendikaya üye olduğunu gider ailene anlatırız’ diyerek beni tehdit etti. Sendikaya üye olduktan sonra her yaptığımız göze batmaya başladı, içtiğimiz sular, tuvalette ne kadar kaldığımız, arkadaşlarımızla konuşmamıza varana kadar her şey idare amirlerinin gözüne batmaya başladı.”

Patron tehditle kalmıyordu. Patronun adamları, Nagihan’ın kocasının çalıştığı fabrikaya giderek, Nagihan’ı eşine “şikayet” ettiler. Nagihan Bakaç, “Ama eşim her zaman arkamda durdu ve beni daima yaptığımız bu onurlu mücadele için savundu” diyor, “Şimdi işten çıkarılan arkadaşlarımızın bu haklı mücadelelerinde sonuna kadar yanlarındayız.”

“Bunlar Ermeni!” “Paralarınız PKK’ye gidiyor!”
İşçilere karşı saldırıda, ırkçılık da kullanılmaya başlanmış. Ocak sonunda başlayan direnişten sonra patronun yayınladığı ilk bildiride, Deri-İş Eğitim Uzmanı Eren Korkmaz hakkında “Ermeni’dir” denilerek, mücadele sözde karalanmaya çalışılmış.

İstanbul’daki fabrikada direnin kadın işçilere destek olmak için feminist bir grup, kahvaltı düzenlemiş. Kahvaltıya BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de katılmış. Bildiride bu olay, “Sendikanız PKK’yle işbirliği yapıyor, üye aidetlarınız PKK’ye gidiyor” diye yansıtılmış.

“Erdoğan 2 sendikaya üye olabilecekler diyordu ama...”
Ersin Çelik, 2008’deki direnişte işten çıkarılan 41 işçiden biri. Sendikaya girme, direnişe başlama hikâyesini “Mesailer o kadar yoğunlaştı ki, beni ailemden kopardılar. Çocuklarımı göremiyordum, geceleri eve gittiğimde saat 11, çocuklarım da yatmış oluyordu” diye anlatıyor.

Direniş kazanılıp işe geri dönerken patron ikna etmeye çalışmış Ersin’i sendika üyeliğini geri çekmesine. “İşe başladıktan sonra psikolojik baskı altında kaldım. 530 kişinin çalıştığı yerde tecrit edildim, tek başıma çalıştırdılar beni, diğer arkadaşlarla bağlantımı kestiler. Kavgalar ettik, küfürler yedik, ama yılmadık. Beni hiçbir zaman vazgeçiremediler.”

Başbakan’ı anmadan edemiyor Ersin: “Referandum öncesi halkın gözünün içine baka baka yalan söyleyen Recep Tayyip Erdoğan ‘artık işçilerimiz 2 sendikaya üye olabilecekler’ diyordu, biz tek sendikaya üye olduğumuz için bunları çekiyoruz. Acaba buna ne yalan uyduracaklar.”

2008’de direnip kazananların hepsi işe geri alınmadı. “Devamlı çadırda kaldığımızdan patron ve yaltakçılarının gözüne batmış olacağız” diye açıklıyor Kadir Topkara, kendisinin işe alınmamasını. “Sendikalarda örgütlenmek bizim anayasal hakkımız, buna sahip çıkalım ve örgütlenelim” diyor Kadir, direnişe geçen arkadaşlarına her türlü desteği vereceklerini söylüyor.

Uluslararası eylem hazırlığı
Deri-İş Düzce Teşkilat Sekreteri Hasan Uluşan, DESA patronu Melih Çelet’in verdiği sözlerin hiçbirinin arkasında durmadığını, imzalanan protokole uymadığını belirtiyor. Uluşan, 26 Mart Cumartesi günü hem Türkiye’de, hem uluslararası ölçekte yapacakları basın açıklamalarıyla DESA’nın üretimini yaptığı ürünleri boykota çağıracaklarını söylüyor.

Halihazırda DESA’ya sipariş veren tek firma Prada. Hem Türkiye’de, hem de Avrupa’daki ülkelerde Desa ve Prada mağazalarının önlerinde eylemler yapılacak. 2008’deki direnişin kazanılmasında da bu geniş çaplı dayanışmanın etkisi olmuştu. DESA işçileri, bir kez daha kavgayı kazanmaya kararlı.

(soL - Düzce)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.