Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kot kumlama işçileri ne diyor?

İstanbul'a çalışmaya giden hemşerilerinin ardından, onlar da <em>kot kumlama</em> işine girdiler. Ücretler nisbeten iyiydi, hem kalacak yeri olmayanlar atölyede yatabiliyordu. Bodrum katındaki bu kaçak atölyelerde geçen birkaç ayın ardından, ciğerleri iflas etmeye başladı...

Yayın Tarihi: 25.06.2010 , 18:20 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Kot kumlama işçileri, Ankara'daki 3 günlük eylemlerini tamamladılar. Yaptıkları görüşmelerde aldıkları sözlerin takipçisi olacaklarını söyleyerek şimdilik memleketlerine dönen işçilerle dün Abdi İpekçi Parkı'nda yaptığımız söyleşiyi soL okurları ile paylaşıyoruz.


Abdülvahip Atmaca - Erzurum
2003 – 2004 yılları arasında bu işte çalıştım. İstanbul’daki bir arkadaşım aracılığıyla bu işe girmiştim. Esenyurt’ta, bodrum katındaki bir atölyede çalışıyorduk. Sağlığım kötüleşince bu işin tehlikeli olduğunu öğrenip bıraktım. Ama olan olmuştu. 5-6 yıldır hastayım. Köyde benim gibi hasta olan 2 kardeşim daha vardı. Birini geçenlerde kaybettik, biri ağır hasta olduğu için gelemedi. Bizim köyden 3 kişi geldik eyleme…

Geliş amacımız tabii malulen emeklilik hakkımızı kazanmak. Zaten kaybedecek bir şeyimiz yok, bu hakkı alana kadar uğraşacağız.


Oktay Oral - Bingöl
Ben 22 yaşındayım, ciğerlerim %86 özürlü şu anda… İşe başlarken bu işin tehlikeli olduğunu bize hiçbir şekilde söylemediler tabii. Bodrum katında bir atölyede çalışıyorduk uyduruk bir maske veriyorlardı ama o maske hiçbir işe yaramıyordu. Bir saat boyunca küçük bir kabinin içinde çalıştıktan sonra mola veriyorduk. Zaten kaldığımız yer de aynı atölyenin içinde bir odaydı.

Yabancı ülkelere ihraç edilen ya da yabancı markalar için yapılan ürünleri işliyorduk biz. Patron çok kazanıyordu, ama zarara giren biz olduk. Bu rahatsızlığımızı da, askerlik muayenesine gittiğimizde öğrendik çoğumuz. Askeri Hastane’de teşhisi koydular, ama sigorta olmadığından tedavimiz yapılamadı. Hastaneye gittiğimizde yarım saat oksijen verip taburcu ediyorlar.

Hepimiz evliyiz, çocuğumuz var. Hastalıktan çalışamıyoruz, baba eline bakıyoruz, çok ağır geliyor. Çocuklarımızı düşünerek buraya geldik. Haklarımızı alamazsak bir dahaki sefere daha kalabalık geleceğiz.


Erdal Ünal - Bingöl
Biz Bingöl’ün Karlıova köyünden yaklaşık 30 kişi aynı atölyede çalışıyorduk. Esenyurt’ta ve Güngören’de çalıştık. Bu 30 arkadaştan şu ana dek 9 arkadaşımız öldü. İki senedir bu işin mücadelesini veriyoruz.

Bizim amacımız malulen emeklilik hakkımızı kazanmak. Kendi sağlığımız zaten çok kötü durumda, en azından çocuklarımızın geleceğini biraz olsun sağlama alalım.


Atik Oral – Bingöl Taşlıçay Köyü Muhtarı
Ben geçen sene yeğenim Ruhat Yıldırak’ı silikozisten kaybettim. Şu anda da başka bir yeğenim, İdris Oral hasta. Bizim köyün nüfusu 2 bin civarı, silikozisten raporlu 169 kişi var. Parası yetip Ankara’ya gelemediği için teşhisi konulamayan da çok kişi var, 300 kişi kadar da böyle olduğunu tahmin ediyoruz.

Bizim köyden zamanında birkaç kişi İstanbul’da bu işe girmiş, akrabaları, arkadaşları arkasından derken yüzlerce kişi gitmiş bu işe girmiş. Diğer işlere göre parası biraz daha iyi olduğundan, bir de atölyenin içinde kalacak yer verdiklerinden insanlara cazip gelmiş. Tabii böyle insanın ciğerini kurutan bir iş olduğunu bilseler, dünya para verseler gitmezlerdi.

Biz bu gelişimizde 21 kişi getirdik köyden. İstanbul’da kurulan dayanışma komitesinden haberdar olunca ben bu işi örgütlemeyi üstlendim. Hastalara rapor alınması için, Ankara’ya bu eyleme gelinmesi için önayak olduk. Kardeşlerimizin hakları verilmezse, yine geleceğiz.
(soL - Ankara)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.