Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Boğaziçi’nde taşeronlaşma ve güvencesizlik tartışıldı

Eğitim Sen tarafından taşeronlaşma ve güvencesizlik üzerine düzenlenen panele birçok emekçi ilgi gösterirken, panelde taşeronlaşmaya karşı nasıl mücadele edileceği tartışıldı.

Yayın Tarihi: 16.03.2011 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Eğitim Sen Boğaziçi Üniversitesi İşyeri Temsilciliği üniversitede taşeronlaşma ve güvencesizleştirme üzerine bir panel düzenledi. İşten atılan PTT taşeron işçisi Rıza Soylu ve Dev Sağlık-İş Sendikası Genel Sekreteri Tufan Sertlek’in katıldığı panele üniversitede çalışan taşeron işçiler de ilgi gösterdi.

Eğitim Sen’in Boğaziçi Üniversitesi’ndeki temsilcilik odasında düzenlenen panele yaklaşık 40 emekçi katılırken, katılan konuşmacılar taşeronlaşma ve güvencesizliğin ne anlama geldiği üzerine görüşlerini paylaştılar.

Toplantıda ilk sözü alan Dev Sağlık-İş Sendikası Genel Sekreteri Tufan Sertlek taşeronlaşma ve güvencesizlik uygulamalarını tarihsel bir süreç içerisinde ele aldı. Sosyalizm uygulamalarının varolduğu bir dönemde istihdam politikalarında kapitalizmin de belli ölçüde dengeci bir politika izlemek zorunda kaldığına dikkat çeken Sertlek, sosyalist ülkelerin çözülmesiyle birlikte kapitalizmde, güvencesiz çalışma biçimlerinin esas haline gelmeye başladığını vurguladı. Sertlek, taşeron çalışma sisteminin son yıllarda oldukça yayıldığını da belirtti. Sertlek Torba yasa ile, önümüzdeki dönemde hayata geçirilmek istenen istihdamdaki değişikliklerle amaçlanın tamamen bu sistemi oturtmak olduğunu kaydetti. İşçi sınıfına yönelik bu yöndeki saldırıların önümüzdeki dönemde artacağını kaydeden Sertlek, “İşçi sınıfının 20-30 senelik birikimi yok ediliyor. Bu saldırıya karşı örgütlenmek için yeni stratejileri ortaya koymak gerekiyor. Artık toplu sözleşme hakkı dahi olmayan bir sendikal yapı oluşturulmaya çalışılıyor” şeklinde konuştu.

“KESK bu yasalara karşı sokakta kuruldu”
Sertlek konuşmasında Dev Sağlık-İş’in hastanelerde yaptığı örgütlenme çalışmalarına ilişkin de bilgi verirken, yasaların dayattığı, tanımlanan iş kolları üzerinden verilen sendikal mücadele ile bir yere varılamayacağını kaydetti. Bugün kendilerine siz sadece sağlıkçıları örgütleyeceksiniz denildiğini ama kendilerinin bunu dikkate almayarak, hastanede çalışan taşeron işçiler de içinde olmak üzere herkesi örgütlediklerini söyleyen Sertlek “Kimi sendikalar, devletten çok devletçi, yasadan çok yasacı. Bu dayatılan şekliyle mücadele etmeye çalışmak ayağınıza kurşun sıkmak demektir. Biz verdiğimiz mücadele de hiçbir yerde toplu sözleşme yapmıyoruz, ama her yerde başta taşeron işçiler olmak üzere, ücret dışında koşulların düzeltilmesini sağlıyoruz” dedi. Konuşmasında KESK’in de “yasalar izin vermiyor” diyerek bazı şeyleri hayata geçirmediğine dikkat çeken Sertlek, “KESK bu yasalara karşı sokakta kuruldu. Bu sürece böyle bakmak gaflettir. Bu sistemin dayattığı ideolojik yapıyı kırmak gerekir” dedi.

“Taşeron şirket muhattap olamaz”
Sertlek, konuşmasında teşeron işçilerin çok fazla hak gaspına uğradığını ve çoğu zaman kandırıldıklarını söylerken, bu hak gasplarının önlenmesi için muhattabın taşeron şirketler olamayacağını, üst işveren olacağını ifade etti. Sertlek, örneğin bir üniversitede çalışan taşeron işçiler söz konusuysa, muhattapın üniversite yönetimi, Rektörlük olduğunu söylerken, taşeron şirketlerin isim değiştirmeyle, başka oyunlarla işçileri kandırmaya çalıştığını kaydetti. Sertlek taşeron çalıştırılan yerlerde “üst işveren” tanımlamasının çeşitli mahkeme kararları ile de açıkça ortaya koyulduğunu belirtti.

“Direnişimiz taşeronlaşmaya karşı bir ses”
Sertlek’in ardından söz alan işten atılan PTT taşeron işçisi Rıza Soylu da bugün artık asıl işin taşeronlara devredildiğini ifade ederken, taşeronlaşmanın ilk inşaat sektöründe başladığını bugün artık tüm kamuya hızla yayıldığını belirtti. Bugün Türkiye’de 2 milyonun üzerinde taşeron işçi olduğunu söyleyen Soylu, “Taşeron çalışma, karın tokluğuna, herşeyi kabul etmek demektir. Her şekilde insan onuruna yakışmayan bir sistemdir” dedi.

Soylu Topkapı’da PTT Müdürlüğü önünde direnişlerini 69 gündür sürdürdüklerini, bu direnişlerinin sadece kendileri için olmadığını, insan onuruna aykırı bir sistem olan taşeronlaşmaya karşı bir ses olduğunu vurguladı. Soylu konuşmasında son olarak Cuma günü Bakırköy 15. İş Mahkemesi’nde işe dönüş ve tazminat için açtıkları davanın duruşması olduğunu ifade ederek, tüm emek dostlarını 10:30’da orada bulunarak kendilerine destek vermeye çağırdı.

Toplantıya Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışan birçok taşeron işçi de ilgi gösterdi. Panel soru cevap bölümüyle sona erdi.

(soL-İstanbul)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.