Sayfa yolu
Öğrenci Kolektiflerinden Samsun açıklaması
Yayın Tarihi: 07.06.2010 , 11:26 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Öğrenci Kolektifleri, Samsun'daki tutuklamalarla ilgili açıklamasında, evlere düzenlenen operasyonla ilgili olarak, "Operasyon oldukça gürültülüydü. 'Zaman' ayarlıydı. Sabahı beklemediler, evlerinin zillerini çalmadılar. Aksine kapıları kırdılar. Kelepçe taktılar. Bilerek ses çıkardılar. Amaçları açıktı. Operasyonu bütün apartman, yetmez, bütün sokak, o da yetmez bütün kent duymalıydı" dedi.
Öğrenci Kolektifleri, Samsun'da 1 Haziran tarihinde yasadışı örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan
4 arkadaşları için basın açıklaması yaptılar. Açıklamada, operasyonun yapılma biçimi eleştirilirken, Öğrenci Kolektiflerinin yaptıkları eylemlerle AKP hükümetini rahatsız ettiği ve hedef gösterildiği vurgulandı. Bu açıklamanın tam metnini yayınlıyoruz:
"İsrail gündeminin tozu dumanı arasında, üniversitelileri yakından ilgilendiren bir zorbalık yaşandı Samsun’da. 31 Mayıs gecesi çoğunluğu üniversite öğrencisi olan 12 kişinin evlerine Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince operasyon düzenlendi. Dava gizliydi, dışarıya hiçbir bilgi verilmedi. 4 günlük gizli sorgu sonucunda içlerinden 4’ü mahkeme kararıyla tutuklanarak cezaevine götürüldü.
Operasyon oldukça gürültülüydü. 'Zaman' ayarlıydı.
Sabahı beklemediler, evlerinin zillerini çalmadılar. Aksine kapıları kırdılar. Kelepçe taktılar. Bilerek ses çıkardılar. Amaçları açıktı. Operasyonu bütün apartman, yetmez, bütün sokak, o da yetmez bütün kent duymalıydı.
Çünkü kendileri de biliyordu iddialar, saçma ve senaryoydu. Aptal oldukları için böyle davranmıyorlardı. Bilinçliydiler. “Çamur at izi kalsın” edepsizliğini ince ince uyguluyorlardı. 'Ey Samsunlu tanı bunları. 12 terörist bunlar. Bunlar ki eğitim parasız olsun diyenler, bunlar ki yoksulluğa dur diyenler, bunlar ki çoluğunuza çocuğunuza ders verenler, bunlar ki derelerini sattırmayanlar. Gördünüz mü sempati duyduklarınız, arkalarından gittikleriniz, destek olduklarınız işte terörist çıktılar'.
Peki, operasyonun altındaki neden neydi?
Savcıya sorarsan delil çok Deniz, Mahir posterleri bulundurmak (Gururla taşırız. Hepimizin evinde var. ) 1 Mayıs’a katılmak ( AKP’liler övünüyorlar ya bizde katıldık diye), künyeli yasal dergi ve kitap okumak, yasal meşru eylem hazırlıkları için telefon görüşmesi yapmak (kaç metre bez alayım, kaç flama getireyim gibi)..
Peki, bu mizansene inanıyor muyuz? Tabi ki hayır. Gerçek ne o zaman, neden yapıldı bu operasyon?
Haklarını yemeyelim uyarmışlardı bizi. Hem de sıradan yetkililer aracılığıyla değil. Doğrudan başbakan Erdoğan, 70 milyonun karşısına geçip uyarmıştı bizi.
İlk uyarısını geçtiğimiz yaz, harç zamlarına karşı sokakları doldurduğumuz zaman yapmıştı: 'Adaplı olun' diye.
İkinci uyarsını ise ulaşım zamlarına karşı ülke çapında gösterdiğimiz direnişe kızgınlığını ifade etmek için yapmıştı. Hedefte yine biz vardık. 'Bunlar milleten değil, illetten yana' diyip suçlamış hemen ardından da 'akıllı olun' diye tehdit etmişti bizi.
Bunlar bizim duyduklarımızdı, yüzümüze bunları diyen arkamızdan neler demiştir. Onu da siz düşünün.
Peki dinledik mi başbakanı? Hayır, aksine üzerine gittik.
Bilinmektedir ki Öğrenci Kolektifleri yaklaşık 4 yıldır üniversitelerde AKP’ye karşı amansız bir mücadele yürütmekte.
AKP’nin gerek toplumsal gerekse üniversiteyi hedef alan gerici, piyasacı dönüşümüne karşı en çetin (militan) mücadeleyi, dostlarımızın alınmasın, bizim verdiğimizi rahatça söyleyebiliriz.
Harç ve ulaşım zamlarına karşı gösterdiğimiz kitlesel ve militan direnişlerle kazandığımız haklarımızın, üniversiteye ve ezilenlere ne denli moral verdiğinin AKP de farkında.
Üniversite içerisinde kantincisinden, yemekhane taşeronuna, yurt müdüründen, fotokopicisine kadar her türlü piyasacının, zam kararı alırken, bir değil bin defa düşünmesi bizden sebeptir. Dişe diş mücadeleyle eğitimi daha fazla piyasalaştırmak hedefinde (zorunda) olan AKP’nin önüne geçiyoruz. Masa başında yapılan planları bozuyoruz.
AKP YÖK’ü ele geçirdi, rektörlükleri ele geçirdi, dekan koltuklarına kendi yandaşlarını atadı. Ama hala üniversite bizimdir diyemiyor. Hala üniversite dikensiz gül bahçesi değil. Hala üniversiteye polis ordularıyla, şemsiyeli korumalarla geliyorlar.
Onları kim bu kadar korkutuyor?
Biz. Beş dakikalık bir medya taraması bu gerçeği kanıtlamaya yetecektir.
Farkındayız suçumuz büyük, AKP’nin karizmasını çok çizdik.
Bir suçumuzu daha itiraf edelim. AKP karşıtlığının toplumsallaşması için var gücümüzle çalıştık. İstanbul’da sel değil, AKP öldürdü dedik. Zonguldak’ta maden işçilerini kader değil, AKP katletti dedik. Siirt’te tecavüzleri, Bursa’da Üzmez'i AKP aklıyor dedik.
Herkes AKP’yi demokrasi havarisi ilan ederken biz 4 yıl önce faşist AKP diye slogan atmaya başladık.
AKP İsrail üzerinden şov yapıyor dedik. Onlar İsrail’le yeni anlaşmalar yaparken biz Trabzon’da yumurtalarımızla uğurladık İsrail kasabını üniversitemizden. Katil İsrail, işbirlikçi AKP dedik.
Kuşkusuz ki AKP intikam almak istiyor bizden. Ama sadece intikam almak için gelmiyor üzerimize. AKP asıl bundan sonrası için önlem almaya çalışıyor.
AKP’nin sekiz yıllık iktidarının tüm cilası döküldü.
AKP için oldukça kritik olan anayasa oylamasına 4 ay, seçimlere ise yaklaşık bir yıl kaldı.
Bu güne kadar arkalarına aldıkları güçlü emperyalist desteğin azaldığını kendileri bile itiraf ediyor.
Tekelci sermayeye karşı eli artık daha zayıf ve iç siyasette artık daha güçlü rakipleri var. Kürt sorunundaki çözümsüzlük ise ortada.
Bitti denilen krizin Avrupa'da yeniden hortlaması AKP'nin bir başka korkusu. Yunanistan'da bizim kuşak gençlerinin iktidarlarını nasıl salladıkalrını canlı canlı sadece biz değil AKP'de izliyor.
Böyle bir süreçte AKP’yi asıl endişeye düşüren ise sokak hareketlerinin yaygınlaşmasıdır. Çünkü her eylem AKP’nin halk düşmanlığını deşifre ediyor. Patronlardan koparılan her hak, AKP’nin sermayeye verdiği sözleri tutamamasına sebep oluyor (örneğin HES karşıtı muhalefet, ya da 4-C).
AKP tüm bu nedenlerle seçim sürecine muhalefetsiz girmek istiyor. AKP bu operasyonla Öğrenci Kolektifleri ve Genç Umut şahsında öğrenci hareketine gözdağı vermeye çalışmış gelişen hak mücadelelerine müdahale etmek için ise bu alandaki temel güç olan Halkevlerini seçmiştir.
AKP’nin Samsun’la yetineceğini düşünmek yanıltıcı olacaktır. AKP her türlü yöntemi devreye sokarak üzerimize gelecektir. Hedefleri ışığında başka çaresi olduğunu söylemek güçtür.
Yanılgıya düşmemek için bir noktanın altını çizmekte fayda var. AKP bize saldırı bayrağını yeni açmadı böyle bir iddiamız yok. Sadece vites arttırdığını söylüyoruz. Bu konuyu sadece Samsun üzerinden bile incelemek ifade ettiğimiz şeyin anlaşılırlığını arttıracaktır.
Örneğin şuan yapılan operasyonla tutuklu bulunan bir üniversiteli arkadaşımız, birkaç sene önce faşist bir pusuda bıçaklanmış ve günlerce hastanede yatmıştır.
Yine yürüttükleri demokratik muhalefet sebebiyle, üniversitelerinde defalarca soruşturma saldırılarına muhatap olmuş, onlarca arkadaşımız toplamı yılları bulan okuldan uzaklaştırma cezaları almıştır.
AKP’nin yeniçerileri olan ÖGB’lerin hemen her gün bir fiziki saldırısına uğramışlardır.
Arkadaşlarımız bu düzene muhaliflerdir. Kararlı, bilinçli, politik devrimcilerdir. Sömürücü, baskıcı, gerici siteme karşı tavizsiz mücadele ettiler etmeyi de sürdüreceklerdir.
Onların özgürlüğünü savunurken bir yanılgıya düşmeyeceğiz. Tutuklu bulunan arkadaşlarımızın toplumsal savunmasını “iyi niyetli masum çocuklar” apolitikliğine sıkıştırmalarına asla izin vermeyeceğiz. Çünkü bu AKP’nin siyasal saldırısının altındaki gerçeği kapatacaktır.
Onlar, ulaşım zamlarına karşı bin öğrenciyi sokağa çıkartırken, Samsun’da bunu ceplerinde paraları olmadıkları için değil, neo liberal ulaşım/eğitim politikalarına karşı bir direniş bayrağı açmak için yaptıklarının bilincindeydiler.
Ali Sabancı denilen sermaye şovmenine yumurtayı modaya uymak için atmadılar. Halkı köleleştiren, gençliğin geleceğini çalan sermaye sistemine karşı isyan için işaret fişeği olarak kullandılar yumurtalarını.
Deniz’lerin idamının baş mimarı Amerikan uşağı Demirel’e postal sallarken OMÜ’de, şov yapmıyorlardı. Amerikan uşaklığının hesapsız kalmayacağını duyuruyorlardı.
Sinop’ta kurulması planlanan termik santrale, Karadeniz’i kuşatan HES’lere karşı direnişleri, bu ülkeyi sevmenin uluslar arası şirkete karşı mücadeleyi zorunlu kıldığını gösteriyordu.
Özetle bu kavga basit bir kavga değil. İnatla ülkeyi daha fazla gericileştirmeye, halkı daha fazla köleleştirmeye, ülkenin tüm doğal varlıklarını tekellere peşkeş çekmeye yemin etmiş bir AKP var.
Onun karşısında ise parasız eğitim, parasız sağlık isteyen eşitlik, özgürlük, kardeşlik, insanca yaşam ve bağımsızlık için mücadele eden, ülkenin her yanında umut olmaya başlayan gençler var.
Onlar güçlü biliyoruz. Cemaatçi savcıları, servis bekleyen yandaş medyaları, polis orduları, banka hesaplarıyla çalışan liberal hizmetkarları var.
Ama bizim de gücümüz var. İlk önce içerideki arkadaşlarımızın eşsiz bir gücü var. Yürüttükleri kavgaya duydukları görkemli inançları, harcında Mahirlerin, Denizlerin izleri olan her türlü düşmanı dize getirebilecek direnme kültürleri var.
Dışarıdaki gücümüz de büyük. İçerdeki arkadaşlarımızın yanında koskoca bir üniversite var. Liseliler var. Her türlü faşist yönteme aşılı demokratik kamuoyu var. Aydınlar, sanatçılar, onurlu bilim insanları var bizim yanımızda. Yanlarında sabahladığımız binlerce TEKEL işçisi var bizim yanımızda. Metrobüs zamlarını birlikte geri aldırdığımız İstanbul halkı var. Karadeniz derelerini birlikte savunduğumuz Artvin, Rize, Giresun halkı var. Termik santrale dur dediğimiz Sinop halkı var
İşte bizim gücümüz.
AKP bize saldıracağından emindik. O yüzden şaşırmadık.
Ama geç kaldılar. Anadolu’da güzel bir atasözü vardır. Ağaçlı köyü su basmaz derler. Siz öyle devletin tepelerini işgal etmeye çalışırken yıllarca, biz de boş durmadık. Ülkenin en güzel topraklarında, yoksul mahallelerinde, en güzel kampuslarında size karşı konuşlandık. Ağaçlarımızı diktik, suladık. Köklerini güçlendirdik. Hazırlandık.
Buyurun gelin. Geri çekilmeyeceğiz, aksine yeni topraklara ağaç dikmeye gideceğiz. Kavgamız, eğitim parasız olana kadar, HES şirketlerini Karadeniz’e dökene kadar, ülkemizi Amerikan, İsrail uşaklarından temizleyene kadar, bu ülkede insanca, özgürce, kardeşçe yaşayabilene kadar amansız sürecektir.
Ama kavgayı arkadaşlarımız olmadan sürdürme niyetimiz yok.
İlk önce onları alacağız.
Canlarımıza dokundunuz ya korkun bizden. Başınızı çok ağrıtacağız.
Arkadaşlarımızı zindanlarınızdan söke söke geri alacağız."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.