Sayfa yolu
İngiliz işçi sınıfı tarihinden bir kesit: Cato Sokağı Komplosu
Yayın Tarihi: 23.02.2012 , 19:32 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:30
Cato Sokağı suikastçileri, 18. yüzyılın önemli radikal isimlerinden olan Thomas Spence’in takipçileriydiler. Spence, 1792 yılında Londra’ya yerleşen bir öğretmendi. Fransız Devrimi ve Jakobenizmden etkilenen Spence, yazdığı çeşitli broşürler, kitaplar ve yayımladığı Pigs Meat dergisiyle düşüncelerini yaygınlaştırıyordu.
Spence, merkezileştirilmiş bir örgütten ziyade, küçük gruplar halindeki ve yerel komitelerde birleştirilen hücrelerin eylemliliğine inanıyordu. Bir tür “ütopik sosyalist” diyebileceğimiz bu radikal düşünür, Britanya’daki bütün toprakların eşit bir şekilde dağıtıldığı takdirde her yurttaşa 7 acre’lık (30 bin metrekareye yakın) arazi düşeceğini hesaplamıştı. Spence’in 1800 ve 1801’de Londra’da çıkan ekmek ayaklamalarında parmağı olduğu düşünüldüyse de, hükümet bunun hakkında yeterli kanıtı elde edemedi.
‘Spence’çi Filantropistler Cemiyeti’
Thomas Spence’in 1814’teki ölümünden sonra, takipçileri bir dernek-topluluk adı altında örgütlenmeye başladılar: Spence’çi Filantropistler Cemiyeti. Bu Cemiyet, Londra’da yaygınlık kazanmış ve Britanya hükümetinin dikkatini çekmişti. Bunun için çeşitli ajan-muhbir faaliyetlerine girişildi.
2 Aralık 1816’da, Spa Fields’da büyük bir gösteri örgütleyen Cemiyet’in, daha sonra adını duyacağımız Arthur Thistlewood’un da aralarında bulunduğu dört lideri “ihanet” suçlamasıyla tutuklandı.
Peterloo Katliamı ve Altı Yasa
Aslında Cato Sokağı Suikasti’ne yaklaşıldığı zaman, İngiltere’de emekçi sınıfların mücadelesi, tarz bakımından yenilgiye uğramak üzereydi. On yıllar boyunca, kendi işini yapan bağımsız emekçi zanaatkarların, makine kırıcı Luddistlerin fabrika disiplinine, mülksüzleştirilmeye tepki olarak önderlik ettiği emekçi sınıf hareketi, Sanayi Devrimi galebe çaldığı oranda daha radikal ama umutsuz çıkışlara yönelecek, çeşitli komplolarla eşitlikçi bir düzen arzularına ulaşmaya çalışacaklardı.
İngiliz Marksist tarihçi E.P Thompson, İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu isimli kitabında, 1819’daki Peterloo Katliamı’ndan önce, İngiltere’nin bir devrimin eşiğinde olduğunu söyler. Thompson’a göre, İngiliz ancien regime’i çözülmek üzereydi. İşçi sınıfı reformcularının talepleri bugünden bakıldığında hayli “yumuşak” gibi gelebilir-toplanma hakkı, basın özgürlüğü, genel oy hakkı gibi şeyler- ancak 1819 yılının sonuna doğru, bu talepler etrafında yapılan radikal işçi sınıfı ajitasyonu bile yönetici sınıfı çözmeye yetiyordu. Üstelik, Peterloo’da toplanan yüz bine yakın insanın, artık belirli bir disiplin altında hareket ediyor oluşları, işçilerin bir tür sınıf olduğu algısını da kuvvetlendiriyordu.
Peterloo’da olanların modern Britanya tarihinde bir dönüm noktası olduğu birçok tarihçi tarafından söylenmiştir. İngiliz hükümetinin St. Peter Fields’de gerçekleştirilen gösteriye bu denli ağır bir saldırı yapılmasını gerçekten isteyip istemediği belli değildir. Yine de, 11 kişinin öldüğü ve 600’ün üzerinde kişinin kılıç darbeleriyle yaralandığı bu gösterinin ardından olanlar, hükümetin bu katliamı bir araca dönüştürdüğünü, katliamdan hemen sonra bütün radikal reform taleplerini “ihanet” olarak yasaklayan Altı Yasa’nın çıkartılması anlatmaktadır.
Peterloo Katliamı’ndan sonra bazı kitlesel protesto gösterileri gerçekleştirilse de, esasında 18. yüzyıldan kalma İngiliz radikalizmi tepe noktasına ulaşmış ve düşüşe geçmişti. Cato Sokağı Komplosu da bu şartlar altında planlanacaktı.
Cato Sokağı Suikasti
Adını Edgware Road yakınındaki Cato Sokağı’ndaki bir evden alan Spence’çi grubun suikast girişimi, trajik bir dekadans olarak tarihe geçti. Yukarıda bahsedilen Spence’çi Filantropistler tarafından yapılan plana göre, hükümetin bütün bakanları ve Başbakan Lord Liverpool öldürülecekti. Cato Sokağı Suikastçileri, Peterloo ve Altı Yasa’nın öfkesiyle hareket ediyorlardı. Bakanlar ve Başbakan öldürüldükten sonra, Cemiyet tarafından bir Kamu Güvenliği Komitesi kurulacak ve yönetimi bu komite ele alacaktı.
Grubun lideri olan Arthur Thistlewood’un bir Cumhuriyetçi ve Jakoben olduğu kesin görünüyor. Thistlewood’un Fransa’da bir subay olarak görev yaptığı, çok iyi kılıç kullandığı bilinenler arasında. Thompson’a göre, Thistlewood şöyle düşünüyordu:
“Thistlewood, ülkeyi baskıdan kurtarmak görevinin kendi üzerine düştüğüne inanıyordu. Eğer Kule’ye, Banka’ya, Parlamento’ya ya da Kral’a karşı yalnız ilk darbe vurulabilirse, işaret verilmiş olacaktı ve (öyle inanıyordu) ondan sonra Spitalfields, Minories, Smithfield ayaklanacaktı ve ‘Kırsal Yerler’ önüne geleni süpürecekti.”
Grubun içinde bir de hükümet ajanı bulunuyordu: George Edwards. Thistlewood’un emir subayı olan Edwards, grubu kışkırtarak eyleme geçirmeye ikna etmişti.
23 Şubat 1820 tarihinde, harekete geçmeye karar veren İngiliz polisi, Cato Sokağı’ndaki grubun evinin etrafını tuttu. Grup eve gelince saldırıldı ve bir çatışma başladı. Thistlewood kılıcıyla bir polisi öldürdü. Grubun bazı üyeleri yakalanırken, Thistlewood ile beraber dört kişi kaçmayı başardı. Ancak hemen herkes, birkaç gün içerisinde hükümetçe yakalanmıştı.
Mahkeme ve idam
Thistlewood ve arkadaşları, tahmin edileceği üzere Anayasa’yı ilga etmek, değiştirmek, vatana ihanet gibi suçlardan yargılandılar. Grubun hem yargılama sürecinde, hem de darağacında oldukça cesur hareket ettiği bildiriliyor. Ancak Thompson’ın aktardığına göre, Thistlewood mahkemeden önce Londra sokaklarında halka teşhir edilirlerken kendilerini kurtarmaya kimsenin yeltenmemesi nedeniyle hayal kırıklığına uğramıştı.
Ekipte yer alan bir kasap olan James Ings, darağacına gitmeden önce karısına yazdığı mektupta şunları söylüyordu:
“Yasaya göre ölmek ve seni ahlaksızlığa batmış, adalet ve özgürlüğün başka uzak kıyılara kaçmış olduğu bir ülkede bırakmak zorundayım... Şimdi, sevgilim, benim darağacıma çıkmamın nedeninin çok saf bir niyet olduğunu unutmamanı dilerim. Aç insanlara, kadınlara ve çocuklara bir hizmet yapmam gerektiğini düşündüm...”
Ayakkabıcı John Brunt ise, “Suikast işine kamu yararı için girdiğini, duracak türden bir adam olmadığını, işi sonuna kadar götüreceğini, eski bir Briton’un ahvadı olarak öleceğini” haykırıyordu.
Thistlewood ise müstehziydi. İdamdan önce “Ölüm ya da Özgürlük” şarkısını söyleyen Ings’e, “Kes sesini Ings bu gürültü olmadan da ölebiliriz” demişti. Darağacına çıktığında ise, “Buradaki herkesin hatırlamasını isterim ki, ben özgürlük davası uğruna ölüyorum...” diyecekti.
Cato Sokağı mahpusları, belki de tarihin bir ironisi olarak, 1820 yılının 1 Mayıs günü idam edileceklerdi.
Şu kaynaktan faydalanılmıştır: E.P. Thompson, İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu, çev. Uygur Kocabaşoğlu, 2006, İstanbul, Birikim.
(soL - Haber Merkezi)


soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.