Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bursa'da 'Hesap sorma zamanı'

TKP Bursa İl Örgütü “Hesap Sorma Zamanı” çalışması çerçevesinde bir söyleşi düzenledi.

Yayın Tarihi: 29.05.2010 , 17:03 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

TKP Merkez Komitesi üyesi Alper Birdal ve gazeteci Can Ertan’ın konuşmacı olarak katıldığı söyleşide ilk söz alan Alper Birdal, “Hesap Sorma Zamanı” çalışmasının ne anlama geldiğine dair yaptığı kısa bilgilendirmeden sonra son günlerde gündemde önemli bir yer tutan, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelmesine dair görüşlerini paylaştı.

Birdal, Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinin sol görünümlü olmasına rağmen bu söylemlerin gerçek anlamda solcu olmasından ziyade sistemin denge ihtiyacına verilen bir yanıt olduğunu belirterek sözlerine başladı. Türkiye’nin yaşamakta olduğu dönüşüm sürecine kısaca değinen Birdal, CHP’nin yeni dönemle birlikte bu sürece daha uyumlu hale geleceğini ifade etti. Birdal, taşeronu kaldırma vaadinde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağır sömürü koşulları ve emeğin değersizleştirilmesi gibi başlıklarda etkili bir politikasının olmadığına ve olamayacağına işaret ederek söylemler ve gerçekler arasında bir uyumsuzluğun olduğuna vurgu yaptı. CHP’nin yeni liderinin AB ve ABD ile ilişkilerdeki tutumunun ve dış politikada “komşularla iyi geçineceğiz” söyleminin yeni olmadığını ve Ahmet Davutoğlu’nun izlediği yöntemden çok da farklı olmadığını söyleyen Birdal, bu ve benzeri tüm başlıklarda CHP’nin izlediği “sol gösterip sağ vurma” politikasının bir süre sonra Kılıçdaroğlu’nun kişisel sevimliliğini de aşındırma olasılığının yüksek olduğunu kaydetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Solcu olmak kişisel değil sınıfsal bir durumdur. Bu yüzden CHP’nin başına Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmesi CHP’yi solcu yapmaz.”

Türkiye’de sistemin CHP’yi bir “alternatif” gibi sunmasının altında, 8 yıllık iktidarı boyunca kendini yenilmez gibi gösteren AKP’ye kafa tutan TEKEL işçilerinin yattığını belirten Birdal, TEKEL işçilerine bu mücadelelerinden dolayı teşekkür etmek gerektiğini, ancak bununla yetinilmeyip direnişi başka alanlara da yaymak gerektiğini hatırlattı. Konuşmacı daha sonra yerelliklerde ve direniş potansiyeli taşıyan kimi sektörlerde yapılacak çalışmaların önemine vurgu yaparak, bu çalışmalarda toplanacak imzaların etkili bir araç olacağını ifade etti. Birdal, son olarak 13 Haziran’da Kartal’da gerçekleştirilecek olan Büyük İşçi Mitingi’ne tüm izleyicileri davet ederek sözlerini bitirdi.

Alper Birdal’dan sonra söz alan Can Ertan, Türkiye siyasetinin geçmişine ve bugününe dair kısa bir değerlendirme yaparak sözlerine başladı ve siyasetin 12 Eylül’le birlikte emek-sermaye çelişkisinden uzaklaşıp tarikatlar, etnik kimlikler ve medya yönlendiriciliği ile yapıldığını belirtti.

Ardından Bursa’ya dair kimi fikirlerine değinen konuşmacı, bu kentin geçmişte Şeyh Bedrettin, Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Behice Boran gibi önemli insanlara ev sahipliğini yaptığını ancak günümüzde yağma ve talanın kenti olduğunun altını çizdi. Bursa’daki medyanın bu yağma ve talanın bir parçası olduğuna değinen Ertan, yerel basının geçmişte Renault ve Tofaş fabrikalarında yaşanan direnişleri sansürlediğini söyledi. Ertan, Bursa’daki yağmanın boyutlarına değinirken, Ovaakça’da termik santral kurulması, İznik’te Cargill fabrikası açılması, Uludağ’ın rant merkezi olması gibi çarpıcı örnekleri de vurguladı.

Siyasetin günümüzde, siyasal partiler aracılığıyla rant ve para kazanma aracı gibi görüldüğünü dile getiren Ertan bu durumun bir kirlenmeye yol açtığını ancak tüm bunlara rağmen Bursa’nın kırsal ve kentsel nüfusu bünyesinde barındırması, çok sayıda öğrencinin yaşadığı bir üniversiteye sahip olması ve sanayi kenti olması gibi özellikleriyle gençlerin siyasallaşması bakımından önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti.

Bursa’da 70’li yıllarda CHP’nin, 12 Eylül’den sonra da DSP’nin belediyeyi elinde bulundurduğu kimi dönemler olduğunu ancak bu dönemlerde çok da fazla bir şeyin değişmediğini söyleyen Ertan, Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP oylarında bir artış yaşanabileceğini ifade etti. Böylesi bir durumda TKP’nin örgütlenmesini hızlı bir biçimde artırmasının önemli olduğuna vurgu yapan konuşmacı, TKP’nin ısrarla sosyalizmi talep etmesi, Kürt sorunundaki tutumu vb. başlıklardaki tutumunun onu sosyalist sol içinde teorik-ideolojik olarak öncü konumuna yükselttiğini de sözlerine ekledi.

Ertan son olarak, Sarıgül, DSP vb. hareketlerin sosyal demokrasi içinde artık etkili olmadığını ve CHP’nin neredeyse tek güç olduğunu belirtirken TKP’nin de sosyalist sol içerisindeki neredeyse tek özne olduğunu dile getirdi

Konuşmacıların sunumlarının ardından soru-cevap kısmına geçilmesi ve yapılan sinevizyon gösteriminin izlenmesinden sonra etkinlik sona erdi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.