Sayfa yolu
Ankara'da “Hesap Sorma Zamanı”
Yayın Tarihi: 31.05.2010 , 11:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Panelde ilk sözü alan DİSK Sosyal-İş Ankara Şube Sekreteri Murat Bozbeyoğlu, emek hayatının en yakıcı başlıklarından biri haline gelen ve işçi örgütlenlemelerini uzunca bir süredir sekteye uğratan taşeronlaşma hakkında bilgi vererek, taşeron şirketlerin etkin olduğu bazı işyerlerinde son zamanlarda yaratılan sendikal örgütlülükler hakkında bilgi verdi.
Taşeronlaşmanın özelleştirmenin hem aracı hem de sonucu olduğunu söyleyen Bozbeyoğlu, taşeron çalışma alanının işçi sınıfı için son derece zorlu bir alan olduğunu vurguladı. Sendikaların bu alana belli rezervlerle yaklaşmaları ve taşeron şirketlerde 'her koşula razı' bir işçi profilinin hakim olması nedeniyle bu alanda uzun süredir sendikal örgütlülük yaratılamadığını söyleyen Bozbeyoğlu, 3-5 yıl öncesinden farklı olarak son zamanlarda özellikle de Dev Sağlık-İş ve Sosyal-İş'in girişimleriyle sendikalaşma arayışlarının başladığını söyledi.
Sendikalarının taşeron çalışma alanında yasal düzenlemelere aykırı çok sayıda uygulama tespit ettiğini, örneğin temizlik ve güvenlik gibi hizmetler için alınan taşeron persoellerinin bürolarda çalıştırıldığını söyleyen Bozbeyoğlu, belli bir işyerinde taşeron şiket çalışanlarının yarısından bir fazlasını örgütleyerek yetkili sendika haline geldikten sonra, yasalara göre o işyerinde sorumluluk alması gerektiği belirkenen üst işveren ile muhatap olduklarını söyledi.
Panelin diğer konuşmacısı olan TKP Genel Başkanı Erkan Baş, "Hesap Sorma Zamanı" kampanyası hakkında bilgi verdi.
Tarihte kendilerini 'tanrının temsilcisi' olarak sunan kral ve imparatorların halkı kendilerine boyun eğdirdiğini söyleyen Baş, bugün kapitalizmde ise siyasi üreçlerin dışına itilen emekçi kesimden milyarlarca insanın kendi çıkarları aleyhinde hareket eden siyasi iktidarlar tarafından sürüklendiğini söyledi. Baş, TKP'nin başlattığı "Hesap Sorma Zamanı" başlıklı bu kampanya ile doğrudan halkın gündemini ortaya koymayı amaçladıklarını, bu davaya halkın sahip çıkmasını sağlayacaklarını söyledi.
Anayasadaki "sosyal hukuk devleti" niteliğinden dolayı özelleştirmenin başlı başına bir suç olduğunu söyleyen Baş, 1980 darbesi sonrasında göreve gelen sivil görümlü bütün iktidarların örgütlü bir şekilde, bir plan dahilinde halkın ve ülkenin çıkarlarına karşı suç işlediklerini söyledi. Baş, 1980 darbesinin bir ürünü olan AKP'ye bu hesaplaşmada en fazla ağırlığın verilmesinin ise meşru olduğunu ifade etti.
Baş, düzenin devamlılığın isteyen güçlerin, özellikle TEKEL işçilerinin verdiği mücadele sonrasında AKP'nin halkın gözündeki meşruluğunun azalması sonucu doğan tepkileri düzen içi bir muhalefete kanalize etmek istemelerinin de, ABD'nin AKP'den başka bir yedeğinin olmasını istemesinin de doğal olduğunu söyledi.
CHP'nin yeni genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na bağlanan değişim umudu hakkında bir değerlendirme yapan Baş, "AKP'nin iktidardan gitmesi için insanların umutlanması tabii ki bizi üzmez. Fakat Sayın Kılıçdaroğlu sol söylemler ile hareket ediyorsa bunları gerçekleştirmek zorundadır. Kendisi 'CHP iktidarında taşeronluğu kaldıracağız' şeklinde çok açık bir vaatte bulundu. Bu vaadi gerçekleştirmesi için CHP'nin iktidara gelmesine gerek yok, CHP'li belediyelereki taşeron uygulamalarını derhal kaldırarak işe başlamalıdır" dedi.
(soL - Ankara)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.