Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Üniversitelerde Kimlik Kartı Uygulaması (Dilem Koçak)

Yayın Tarihi: 05.03.2012 , 13:22 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31

Günümüzde kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi meselesi, akademik yazında devletin geçirdiği dönüşüm çerçevesinde bolca tartışılan, üzerine yazılan çizilen, fikirler üretilen bir konu olmaktan çıktı ve gündelik hayatta somut örneklerle yüzleşilen pratikler halini aldı. Üstelik bu yaşam pratiklerini deneyimleyebilmek için evinizden sokaklara çıkmanıza da gerek yok. Örneğin çay demlemek için musluğu çevirdiğiniz anda doğal kaynaklardan doğan içme suyunuzun akışıyla birlikte metalaştığını görebilir ya da pencereden baktığınızda sokakta çöp toplayan, sokakları temizleyen taşeron firma işçilerini gördüğünüzde temizlik hizmetinin nasıl metalaştığına tanık olabilirsiniz.

Bu yazıda kamu hizmetlerin özelleştirilmesi, yükseköğretim özelinde ele alınacak ve yükseköğretimin ne kadarının kamu hizmeti alanı içinde ve kamusal hizmetler kategorisinde ne kadarının özel mal-hizmet üretimi alanı içinde sağlandığı konusu, yeni bir uygulama olan öğrenci kimlik kartlarının bankalar tarafından verilmesi üzerinden tartışılacaktır.

Yükseköğretim hizmetinin sağlanmasında, kamu hizmeti alanından özel sektöre kayma bakımından en belirgin örnek olarak vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla başlayan süreç gösterilebilir. 1984 yılında kurulmaya başlanan vakıf üniversitelerinin sayısı 2011 yılı itibariyle 69’a yükselmiştir. Bu veriye göre vakıf üniversitelerinin toplam üniversite sayısı içindeki oranı yaklaşık %41’dir . Bizatihi bilginin metalaştığı bu yapının karşısında konumlandırılabilecek olan devlet üniversitelerinde durum nedir peki? Öncelikle dikkati çeken önemli noktalardan biri son yıllarda artan yüksek harç ücretleri ve bu ücretlere yapılan zamlarla devlet üniversitelerinde de vakıf üniversitelerine benzer bir yapının kurulmaya başlandığı. Üniversitelerde metalaşma süreci, başlarda yemekhane ve kantin ardından üniversitelerdeki temizlik ve güvenlik hizmetlerinin taşeron firmalar eliyle karşılanma yoluna gidilmesiyle ivme kazandı.

Yükseköğretim hizmetinden faydalanmak isteyenlerin karşılaştığı son uygulamalardan birisi öğrenci kimlik kartlarına ilişkin yeni düzenleme. Bugün itibariyle ülkedeki 23 üniversitede uygulamaya konulan bu düzenlemeyle öğrencinin, yani yükseköğretim hizmetinden faydalanan vatandaşın, ayrılmaz parçası olan öğrenci kimlikleri de piyasa aktörlerine -hem de en dişlilerine- devredilmiş durumda.

Kısaca bu süreçten bahsetmek gerekirse, bir kişi gerekli sınavlardan geçerli puanları alıp üniversiteye yerleştiğinde artık öğrenci statüsüne kavuşmuş olur. Öğrenci statüsüne kavuşan kişi ile üniversite arasında organik bir bağ kurulmuştur ki öğrenci kimlik kartları bu bağı gösteren yegâne ve öğrencinin en çok kullandığı belgedir. Son yıllarda üniversite yönetimleri bankalarla yaptıkları protokoller marifetiyle öğrenci kimlik kartlarının bankalar tarafından verilmesi yolunu açmıştır. Mevcut uygulamada, üniversitelerle bankalar arasında yapılan protokollerle öğrenciler kayıtlarını yaptıkları andan itibaren öğrenci statüsüne kavuşmalarının yanı sıra bir de “X” bankasının müşterisi haline geliyor. Bu işlem yükseköğretim hizmetinin, öğrencinin cebinde şimdiye kadar toplu ulaşım araçlarında, sinema ve tiyatrolarda, müze girişlerinde ya da kütüphanelerde çeşitli kolaylık, ayrıcalık ve indirimlerden faydalanmasını sağlayan kimlik kartına kadar nasıl parçalara ayrılıp metalaştığını göstermesi bakımından çarpıcı bir örnek. Öğrenciler diledikleri kadar “müşteri değil öğrenciyiz” diye sloganlar atsınlar üniversite rektörlüklerince hızla benimsenen bu uygulama sayesinde üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırdıkları an bir bankanın müşterisi oluveriyorlar.

Bu düzenlemeye ilişkin bir yargı kararı mevcut. Ege üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Örsan Deniz Uygur’un idare mahkemesine açtığı dava neticesinde mahkeme, Uygur’a banka kartı niteliği taşıyan ve banka tarafından verilen öğrenci kimlik kartının hukuka aykırı bir uygulama olduğu yönünde karar verdi. Gerekçeli kararda kişinin kendi rızası dışında kimlik bilgilerinin bankaya verilmesinin yasaya aykırı olduğuna ve bu işlemin iptaline karar verildi.

Ege Üniversitesi’ndeki son gelişmeler ise şu şekilde: Örsan’ın açtığı davanın kararını emsal göstererek öğrenci işleri bürosuna başvuran pek çok öğrenci, üzerinde bankanın değil, sadece üniversitelerinin adının yazılı olduğu öğrenci kimlik kartlarına kavuştular. Fakat bu sefer de manyetik kartlı geçiş sisteminin kurulu olduğu yemekhane turnikelerinden, kütüphane kapılarından geçemedikleri gibi kampus turnikelerinden de geçip okula giremiyorlar. Öğrencilerin pek çok kez üniversite yönetimine başvurularda bulunup bu durumun düzeltilmesini istemelerine, üstelik ortada bir mahkeme kararı olmasına rağmen üniversite, yüksek teknolojik yatırımlar yaparak kurduğu bu sistemi, kendi bastığı kimlik kartlarına aktaramıyor böylece öğrencilerin kimlik kartları işlevsizleşiyor.

Üniversiteyi kazandığım yıl ilk derslerden birinde bir hocamız “üniversiteden mezun olunca ne olacağım diye düşünmeyin. Elbet bir şeyler olursunuz. Zaten üniversite sizin bir iş edinmenizi değil entelektüel insanlar olmanızı sağlar.” demişti. Her ile en az birer üniversitenin açıldığı, öğretim elemanlarının sıradan memur ataması yapar gibi atandığı, hocaların ders yükleri altında ezildiği öğrencilerin afiş astığı, üniversite yönetimini eleştirdiği, çantasında yumurta taşıdığı için ya da etnik kimliğinden dolayı hapis istemiyle yargılandığı günümüzde üniversiteden entelektüel birikim edinmiş kişiler olarak mezun olabilirler mi tartışılır. Fakat kimlik kartı ve benzeri uygulamalarla vatana millete hayırlı müşteriler olarak mezun olacakları şüphe götürmez.

Dilem Koçak (Ankara Üniversitesi SBF Doktora Öğrencisi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.