Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Toplumsal ilerleyememe (Benan Çıplak)

Yayın Tarihi: 22.02.2013 , 10:43 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51

Ad koyabildiğimiz birçok duygu var hayatta. Saygı, sevgi, nefret, kin, acıma, öfke, sağduyu… Bu duygular sınırlı, yüzlerce, binlerce belki ama bir sonu var nihayetinde. Gel gelelim tek bir duygu bile insandan insana o kadar çok fark ediyor ki şaşılası. Mantıklarını kullanma yetilerini kaybedip, binlerce duygudan birinin kölesi haline gelebiliyor insanlar.

Bu kölelik farklı davranış biçimleri veya söylemlerle kendini gösterebiliyor. Günümüzdeki şovenizm salgını ise kaosa tuz biber ekiyor adeta. Hangi duygunun esiri olduğu bilinmeyen şovenistler, mantıklarıyla aralarına kurdukları kalın duvarların ardından sesleniveriyorlar doğru bildiklerini ahaliye.

Terazisi bozulmuş adaletin kılıcından geçirilemeyenlerin beden ve ruh sağlıklarına el atılıyor. Bu kişiler toplum nazarında yerlerinden ediliyorlar, olmadı akıl sağlıklarının yerindeliğinin tartışmaya açılması suretiyle, söylemlerinin dikkate alınırlığının zedelenişini izlemek zorunda bırakılıyorlar. Mustafa Balbay’ın şu sözleri tam da anlatmak istediklerimin özeti esasında. “Demokrasimiz bir kişinin iki dudağı arasında, ekonomimiz frenle gaz arasında, güvenlik tabutların arasında, bilim kadrolaşma ile bina arasında, gelir dağılımı bayat simitle yat simidi arasında, insan hakları biber gazı ile haklama arasında, bütün bunlara kafa yoranlar da demirlerle dört duvar arasında…”

Atılan taş ürkütülen kuşa değiyor mu tartışılır lakin toplumun geldiği noktanın bir arpa boyu bile olmadığı aşikar. Aldığımız daha doğrusu bir türlü alamadığımız o yolun kenarları adaletsizlikler ve haksızlıklar içinde çırpınan, kah hapiste kah hastanede, kah ölü kah dirilerle dolu.

Durumu inatla dikkate alınmayan, bu sebeple ölümün eşiğine gelen ve ancak o zaman gereği beklenmedik bir hızla yapılan Ergin Saygun bir örnek. Bir örnek de Fazıl Say. Otistik olabilirmiş. Otizm gibi bir çok insanın yaşamını zorlaştıran, üzücü ve ciddi bir rahatsızlık bile basit söylemlerin A’sında B’sinde yer alabilmekte. İnsanların bir bakışa bir gülüşe aşık olduğuna dair dizeler vardır, bilinir. Şimdi bir bakışa bir cümleye tahliller yapılıp teşhisler konmakta. Sarraflıktan terfi eden insanlık, bir bakışta akıllıyı, deliyi, sadisti, narsisti, hümanisti, ateisti ve hatta otistiği anlamakta.

Fazıl Say’a dair yapılan otizm tahlili, akıl dışılığın kıyısında hatta ötesinde bir tahlil. Fazıl Say şahsında ortaya atılanlar, ünlü, ünsüz, yanlı, yansız, senli, benli, sizli, bizli, herkesi, hepimizi ilgilendirmekte.

Nomokratik bir düzene doğru dört nala gidiyor ve bu gidişin ürkütücü momentumunu dikkate almayıp bir yandan da alkışlıyoruz. Bireysel trajedilerden kitlesel trajedilere geçiş üstünlüğünü bir kenara bırakıp, uzaktan insanları tahlil edeceğimize olan, olamayan, olması gereken ve olacakların tahlili ile ilgilenmeliyiz kanaatimce.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.