Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sinevizyon Üniversitesi (Can Soyaslan)

Yayın Tarihi: 12.04.2010 , 14:14 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:06

Bir çok üniversitede Calculus'la* başlayan sinevizyon maceramız Genel Kimya, Mühendislik Etiği vb. gibi örneklerle gitgide genişliyor, öğretim hayatımızda olağan bir olay haline geliyor. Tek hocanın ağ bağlantısı ile bir çok dersliğe ders vermesi şeklinde gerçekleşen bu sistem öğrencileri hocasız eğitime mahkum ediyor. Şu kadar ki hocanın yüzünü görmeden dersi geçen (!) öğrenciler olduğu bir gerçek. Tabii ki geçebilirlerse... Zaten geçebilen öğrencilerin çoğu da yaz okulunda tabiri caizse parayı bastırıp dersi almadan geçemiyor. Dersin işleyişinde ise bir çok sorunun bir arada olduğu açık.

Öncelikle derste hocanın olmaması ortamda ciddiyet, dikkat ve katılımcılığı yerlerde süründürüyor. Hissiz ve duyarsız (sizi görmediği için normal olarak) hocanız (belki de ekranınız demeliyim) bir güzel “ders” işlerken, siz kendinizi çoğu durumda işlenen konunun ne olduğunu çözmeye çalışırken buluyorsunuz. Hocaya anlamadınız yeri sorma, dolayısıyla etkileşimli bir ders geçirme imkanınız yok. Profesörün tek duyduğunuz şeyinin sesi olduğunu düşünürsek durumun vahameti daha iyi anlaşılıyor. Tabi çoğumuzun, çok zengin üniversitemiz hakkında “Yahu bir profesörle anlaşıp neden ders verdirtmiyorlar?” dediğini tahmin edebiliyorum. Fakat asli görevi eğitim olan üniversitelerin ticarileşerek, dışardan iş almak vasıtasıyla üniversite-sermaye grupları işbirliğiyle birer ticarethaneye dönüştüğünü düşünürsek cevap da otomatikman ortaya çıkıyor.

Üniversite parasını eğitime değil, ticarete ayırıyor günümüzde. Dolayısıyla bir öğretim görevlisine ancak laboratuvarda para kazandırması mümkünse ihtiyaç duyuluyor. Üniversitemizin adım adım sinevizyon üniversitesine dönüştüğünü ve bu yeni sistemin tüm dersliklere tek hoca vasıtasıyla ders verebildiğini düşünürsek gelecekte sadece laboratuvarda çalışan, derslerin eskiden çekilen CD'lerle tüm dersliklere sunan öğretim görevlisi tipolojisini aklımızda canlandırmamız kolaylaşır. Hatta daha genel düşünüp bunu ulusal ve uluslararası ders verme ölçeğinde düşünebiliriz. Binlerce öğrenciye ders veren tek öğretmen. Sanki bunu bir yerden hatırlıyoruz değil mi? Hani şu TRT'deki “ders” veren açıköğretim programları olmasın? Evet, süreç biraz da bu yöne doğru yönelmiyor mu sizce de?

Sürecin kendisi gidişatın bu yönde olduğunu açıkça gösteriyor. Dolayısıyla hocaların derslerini CD'lerle tek elden anlattığı, örgün öğretimin açıklaştırıldığı bir eğitim sürecinin içindeyiz. Üniversiteler adım adım ticarethaneye dönüştürülürken, örgün öğretim televizyonda dizi izler gibi verilirken, biz üniversite öğrencilerine sesimizi yükseltmek, bilimsel, kolektif bir eğitim talebini haykırmak ve örgütlü hareket etmek düşüyor.

Can Soyaslan

*Calculus:Matematik dersi.Özellikle türev ve integral yoğunlukta işlenir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.