Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Liberalizm ve Sosyalizm Sentezi(!) (Can Semercioğlu)

Yayın Tarihi: 23.09.2009 , 12:22 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00

Türkiye’de son zamanlarda gerek gündem gerekse Türkiye’nin kaydığı siyasal yapıdan ötürü liberalizm ve sosyalizmin sentezinin sonucu olan ‘liberal sol’ oldukça etkinliğini artırmış durumda. Özellikle Kürt açılımının gündemde olmasından hareketle ‘liberal sol’un söylemleri de kendisini fazlasıyla göstermiş ve –belki de- Türkiye siyasi tarihindeki yerini edinmiştir. Bu noktada sorulması gereken solun liberal olup olamayacağı olmalıdır.

Neden Liberal Sol?

Liberal solun günümüzde etkinliğini nasıl bu kadar artırdığına bakacak olursak salt ve öz olarak solun varlığını sürdüremediğini gören/düşünen burjuva kitlelerinin çözümü bir başkasına yaranmakta bulması olarak özetleyebiliriz. (Aynı şekilde ‘Kemalist sol’ da bu şekilde ortaya çıkmıştır.)

Ayrıca geçtiğimiz 20 yıl içinde kapitalizmin yarattığı küreselleşme kavramı ile birlikte sol da kapitalizme göz kırpmaya, angaje olmaya başlamış ve bununla birlikte burjuva solun değerini anlamaya başlamış, sol giderek liberalleşmeye başlamıştır ve kapitalist ülkelerin politikalarına köklü bir karşı çıkış gösteremediği gibi pasif kalarak kapitalizmin ilerlemesine adeta katkı sağlamıştır.

Tam da bu noktada bu sentezi kavramsal olarak incelemek gerekir. Liberalizm devletin hiçbir koşulda ekonomi işlerine elini sürmemesini öğütlerken, ayrıca kapitalist devletlerin son yirmi yıldaki küreselleşmedeki açmazlarına bir anahtar oluşturma misyonunu üstlenmişken, sosyalizm bunun antagonisti durumundadır. Bu yüzden sosyalizm=liberalizm gibi çıkarımlar yapmak oldukça komik durmaktadır.

Liberal Sol Olur Mu?

Başka bir nokta ise liberalizm ve sosyalizm sentezine bakıldığında, dünyada egemen sistem olan liberalizmin Amerika sayesinde popüler olduğunu söylemek mümkün. Yani sosyalizmle tepkimeye girdiğinde içinde Amerikancılığı da barındıracak olan bir sistem olacaktır.

Peki, sol Amerikancılığı, patronculuğu kabul edecek mi? Elbette hayır. Zaten temele bakıldığında liberal solun başka bir ekonomik sistem hedeflemediği, solun revizyonuyla elde edilmiş oksijensiz hava gibi bir bileşen olarak görülebilir. Liberal solun emekçilerin, halkın tam da kendisinin hakları konusunda bir şey yapmayacak olması, burjuvazi ve patronlara hizmet edeceğinin kanıtı durumundadır.

Aynı şekilde liberalizmin pratiğine baktığımızda devletin suya sabuna dokunmadığı, ekonominin patronların elinde olduğu, yapmacıklığın ve temsilliliğin en üst düzeye çıktığı, çarpık bir düzen görebiliriz. (‘Hiçbir iş yapmayan emekliler için ben niye vergi ödeyeyim ki? Emekliler ölsün!’ sözlerini söyleyen Japonya’nın liberal parti ve devlet başkanını da bu noktada hatırlamakta fayda vardır.) Kısacası liberalizm özgürlükleri halka verirken, bu özgürlükleri yaşama hakkını kişilere vermez. Devlet burjuvazinin istekleri doğrultusunda şekillenir ve sonuç olarak paranın saltanatı devam eder.

Solu Hareketlendirmek İçin Liberalizm(!)

Ancak solu harekete geçirmenin yolu nasıl oluyor da halkın %47’sinin oy verdiği AKP’ye solun bazı parçalarını enjekte ederek AKP’yi tıpkı solun özünde olduğu gibi eşitlikçi, özgürlükçü, adil bir parti göstermekten geçiyor anlamak güç. Bunun sola bir yararı olmadığı kesin, ancak sola giderek öz benliğini kaybettirdiği ve yine günümüzün neoliberal politikalarında olduğu gibi ‘kavramların içinin boşaltılması’nın bir parçası olduğu da su götürmez bir gerçektir. Nitekim AKP’ye soldan bazı parçalar yamama çabası toplumun her noktasında solda eşitlik, özgürlük, adalet triosunda olmadığını göstermekte. Bu da ‘liberal sol’un solu yıkıma götüreceğinin bir delili durumundadır.

Liberal soldaki en çarpıcı yaranmacılık özelliğini de ‘CHP yerine AKP tercihi’nde görebiliriz. Liberalizmin solun iki burjuvazi kanadından birini tercih etmesini, ona bağlı olmasını öğütleyen bir öğreti konumuna geldiğini görebiliriz. Ancak AKP’nin günümüze kadar yaptığı işler, uyguladığı yurt sevmez politika, halka yaptığı baskı ve sansürcü uygulama vs. göz önünde bulundurulduğunda solun AKP mandasına girmesi solun yıkımı demektir. Aynı şekilde CHP’nin de sözde yaptığı eylemler, ülke politikasına kazanım yapamaması ve burjuvaziyle beraber sürüklenmesi CHP mandasının altına girmenin de bir yıkım olacağını göstermektedir. Bu noktada solun mutlaka kendiliğini başka ideolojilerle birleştirip kaybolmaması için yapılacak tercih ne AKP, ne CHP olmalıdır. Sol kendi başına dimdik ayakta durmalıdır.

Can Semercioğlu
[email protected]

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.