Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kültür merkezimizi kapatıyorlar… Duyuyor musunuz? (Melissa Sivri)

Yayın Tarihi: 01.09.2010 , 11:44 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:12

Bir ülkede üniversitelerin ve üniversite öğrencilerinin, ülkenin geleceğine dair ciddi ip uçları vereceğini, o ülkenin akıbetini ne kadar şekillendireceğini ve ciddi rolleri olduğunu hepimiz biliriz. Onlar da biliyor…

Üniversite eğitimi şöyle dursun, ilkokulda ve lisede harcı karıştırılan çocuklar üniversiteye belli ölçülerde hazır gelirler neredeyse. Şekillenmeye başlamıştır zihinler. Meyil ettiklerimiz netleşmeye daha da yakındır. İşte bu noktada henüz herşey bitmemişken üniversiteye gelen bizler, ararız. Güzel arkadaşlıklar arar kimimiz. Kimimiz hayatını değiştirecek bir şey arar. Kimisi edebiyatı arar bulunması güç koridorlarda, kimisi de önceki öğretim yıllarında ucundan bile koklatılmayan müziği arar belki. Üniversiteli olmanın anlamını bulmak önemlidir o sınav maratonlarından çıkıp.

Biz İstanbul Üniversitesi öğrencileri de diğer arkadaşlarımızdan farklı değildik: Aradık. Koridorlarda dolaşırken kimisi dolapların içinde kitap olmadığını gördü, kimisi müzisyendi fakat üniversite gibi bir yerde müzisyenler için hiçbir etkinlik olmadığını farketti. Bu öğrencilerin hezeyanları hep kısa sürdü bizim okulumuzda. Müzisyenlerin, edebiyat severlerin, araştırmacıların, ressam adaylarının, sinema severlerin, oyunculuk yeteneği olanların kendilerini buldukları, hayatlarının devamında çok etkili olacak bir yeri vardı. İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi duyurularını kantinde, yemekhanede ve bahçede görebilirdiniz. Dünyayla derdi olan, memleketiyle derdi olan, okuluyla derdi olan, insanla derdi olan öğrencilerin, bizlerin buluşma yeriydi kısa adıyla ÖKM. Yemekten sonra film izlemeye gittiğimiz, ders çıkışında panele katıldığımız, tiyatro oyunlarını dört gözle beklediğimiz herşeyin çatısı ÖKM…

Bunu onlar da biliyordu! Düşündüğümüzü, ürettiğimizi biliyorlardı. Rahatsız oluyorlar, korkuyorlardı. Düşünmeye ve üretmeye gerek yoktu yıllardır bu ülkede. Birileri zaten yemeği hazırlayıp pişirirken, bizim, ne olduğunu sormadan (hatta merak bile etmeden!) yememiz gerekiyordu. Fazıl Say’ın da dediği gibi “cehalet soylulaştırılıyordu” arabesk kültürleriyle.

Gençliğin verdiği bir hırsla inadına daha çok ürettik. Farkında olduğumuzu daha gür sesle söyledik tiyatro oyunlarımızda, panellerde, sinema filmi gösterimlerimizde. “Dünya daha güzeldi siz kirlettiniz!” dedik. Daha çok rahatsız oldular. Saldırganlaştılar.

Bir kültür merkezine daha el uzattılar. İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi’nin tabelası indirildi. Kimin umrunda Emek Sineması, Atatürk Kültür Merkezi, birkaç duyarlı sanatçı, aydın dışında? Utanarak birkaç diyorum çünkü ısrarla sayıyorum ve her seferinde yetiyor ellerimdeki parmaklar onları saymaya!

Koskoca İstanbul Üniversitesi 23 odalık bir başka yer bulamamış. Bizim kültür merkezimize göz dikiyor. Büyük paraların döneceği bir fakülte açacaklar bizim tüm üretimlerimizin üzerine basıp.

Uzaktan Eğitim ve Açıköğretim Fakültesi tabelasını astılar kültür merkezimize nerdesiniz? Biz öğrenciler iki aydır nöbet tutuyoruz kültür merkezimizde. Bilmiyorsunuz.

Şarkılar söylüyoruz, edebiyat tartışmaları yapıyoruz. Sanatla, düşünerek direniyoruz yıllardır defalarca kısa süreli kapatmalara maruz kalan kültür merkezimizde. Rektörülük kulüplere hiçbir resmi yazı yollamadan hallediyor işlerini, adeta çadır tiyatrosu olmuş, bu da sanatın bir parçası mı diyorsunuz yoksa!

Sanatçılar AKP’nin ülkeyi nasıl bir karanlığa sürüklediğinden bahsederken, Tayyip Erdoğan’ın aile doktoru olan rektörümüz Yunus Söylet’in üniversitemizin üstüne benzer bir karanlık çökertmeye çalıştığını nasıl göz ardı edebiliyor.

Ülkenin içinde bulunduğu dönüşümün en önemli ayaklarından biri yazının başında da belirttiğim gibi üniversitelerken, üniversite bünyesinde çalışan bir öğrenci kültür merkezinin kapatılması yeterince ciddi bir konu değil mi acaba?

Popüler kültürün gençliğin beynini uyuşturması, basketbol şampiyonası açılışına “Müslüm Baba”nın çıkması(!), televizyon kanallarında Ali Dedenin Ayşe Teyzeye talip oluşundan başka bir şey gösterilmemesi, dizilerin insanları sahte hayatlar içine sıkıştırması yanında bir de kültür merkezlerinin kapatılması…

Fakat ben hala “AKP’den korkmuyorum!” diyen Fazıl say gibi, “AKP’nin faşist bir hükümet olduğunu düşünüyorum” diyen Müjdat Gezen gibi sanatçılardan destek bulacağımızı umut ediyorum. Sayılarının küçümsenmeyecek kadar çok olduğunu da biliyorum.

Türkiye’de sanat adına üretim bu kadar durmuşken, müzik adına, tarihsel araştırma adına bir körelmişlük hakimken, bu kadar ucuzken herşey ve üretilenler değer görmezken, üreten bir kültür merkezinin, ÖKM’nin kapatılmasına karşı “neyin ne olduğunun” farkında olan aydınlardan, sanatçılardan daha fazla destek göreceğimize ikna olmak istiyorum.

Demokrasi safsatalarının şahı olanlara, samimiyetsizlere, sanat düşmanı gericilere, karanlık aşıklarına, üretim düşmanı asalaklara karşı duralım. Dimdik.

Bu sefer gelin sökülen tabelamızı şarkılarla birlikte takalım yerine. Sanatın, kültürün, düşüncenin sandıkları kadar ucuz olmadığını gösterelim. Bunu kavramaya maalesef bizlerin de çok ihtiyacı var.

Melissa SİVRİ - İstanbul Üniversitesi Öğrencisi

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.