Sayfa yolu
Kanlı bugünleri çizen, (demeye dilim varmasa da) dünün öğretmenleridir! (Erdem Ayçiçek)
Yayın Tarihi: 16.02.2013 , 13:17 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51
Başlık radikal gelebilir. Fakat gerçekler hiçbir zaman ortalamanın bağrında değildir. Ancak yine de ve Nazım'ın kabahatli bulduğu kardeşine kabahatini söylerkenki çekinişinin bir ifadesi olarak, "demeğe dilim de varmıyor ama" diye ekleyerek, şimdi sözümüzü söyleyebiliriz: "kabahatin çoğu sizler, öğretmenlerimizsiniz!"
Bugün kafalarımızdaki onca kavramı sadece kahramanlık ve savaşkanlığa raptiyelerken, dostluktan, kardeşlikten ve eşitlikten hiçbir zaman bahsetmeyen kahraman olacaksan ulus için kahraman olacaksın, savaşacaksan da toprak için savaşacaksın diyerek "İstanbul'u fetheden Fatih"i, ya da İstanbul'u fetheden bir diğer fatihi, yaniMustafa Kemal'i" örnek göstererek militarizmi damarlarımıza nakşeden -maalesef- sizlersiniz.
Yaşamanın şartlı bir armağan olduğunu sizler öğrettiniz. Tıpkı diğer öğrettikleriniz gibi, kahramanlığın kanla yazılanına, şeferin ise militarizmin bağrında yetişenine sahip olmayı sizler öğrettiniz. Bize özgürlükten bahsederken sürgünleri etrafımıza ören sizlerdiniz. Bizden cengaver yaratmak istediniz belki, ve fakat daha çok fedakar olmamızı öğütlediniz. Fedakarlığın insancasını enayilik olarak kötülerken, canını toprak için feda etmeyi bir erdem bildiniz. Ulus-devlet çağına ve onun 657 sayılı kanununa tabi öğretmenler olarak, önünüze sıra sıra dizilmiş çocuklara, gene yasa uyarınca öteki bellenen yaşıtlarıyla nasıl düşman olacaklarını sizler öğrettiniz. Hiç yılmadınız, usanmadınız, çocuk çocuğa düşman olur mu demeden, Türk evladıyla Rum evladını birbirine kırdırdınız ve Türk evladıyla Kürt evladının arkadaşlığında şüphe aradınız. Bize, makbul olmanın gereği olarak militarizmi, militarizmin gereği olarak da hasletlerini öğrettiniz. Dört bir tarafımızın, yetmedi içerilerde bir yerlerde de düşmanların bulunduğunu sizin milli pedagojinizle öğrendik. Biz öğrenciden ziyade, (güçlü) öğretmenin (zayıf) öğrencileri olabildik sadece. Büyüyünce de her birimiz hür birer yurttaştan ziyade, devletinin yurttaşı olabildik. Varlığımız başkalarının varlığının kaynağıyken, varlığımızı başka varlıklara emanet etmemizi istediniz. Önce yaşamlarımızı "devletin ihsan ettiğini" söylediniz, sonra da kendini yurt toprağı için feda etmeyi "bahşedilene layık olmak" olarak belirlediniz.
Anlattığınız basit bir hikayeydi. "Vatan toprağı için kendi mal varlığını, yetmedi bir de karısını feda eden" Mete'den bahsetmiştiniz. Ama kestiremediniz, kimisinin pür dikkat kesilerek dinlediği, kimisinin de aklı dışarıda bir yerlerde olduğu çocuklara anlattığınız "Mete palavrasının", yıllandıktan sonra ellerine kan bulaşmış onca olguna yol açacağını kestiremediniz. Kimi zaman alenen kimi zaman da zımnen dillendirdiğiniz "dili dilime, dini dinime uyan" düsturunu cebren bedenlerimize uyguladınız. Uymayanlara şiddetin derecesini daha da artırdınız.
İlginçtir, hikayelerinizi özellikle din ve tarih derslerinize saklamıştınız. Bir yandan kozmik bir gücün sizlere verdiği yetkiye dayanarak, aforoz etmenin uhrevi saiklerini din derslerinde, diğer yandan da milliyetçiliğin gene sizlere verdiği yetkiye dayanarak, aforoz etmenin milli gayelerini tarih derslerinde teklemeden anlattınız. Ve yeni nesil "sizlerin eseri" oldu. Asilliği damarlarındaki kanda arıyan onca nesil sizlerin eseridir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.