Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

IV. Murat’tan I. Tayyip’e: Bir Faşizm Masalı (İlke Kızmaz)

Yayın Tarihi: 15.08.2011 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:24

Bir yaz günü, Denizli’nin orta yeri... Bu kavurucu sıcaklarda terasında serin bir zaman geçirebileceğiniz, iki duble bir şeyler içebileceğiniz, iki çift muhabbetin belini kırabileceğiniz bir mekan Denizli Edebiyat Dostları Derneği Lokali.

Kapısından içeri girdiğinizde sizi duvarlarda Che’nin portresi, Aziz Nesin’in el yazması, kara kalem çalışmaları, şair portreleri, oyun fotoğrafları karşılıyor. Terasa çıktığınızda rengarenk sandalye ve masalar, cıvıl cıvıl desenler çizilmiş duvarlar... Yalnızca içki içip sohbet edebileceğiniz, müzik dinleyebileceğiniz bir mekan değil burası. Aynı zamanda felsefe atölyesi, tiyatro atölyesi, halk oyunları atölyesi çalışmaları ve açık hava film gösterimleri ile birlikte sadece bir lokal olmanın çok ötesine geçiyor Denizli Edebiyat Dostları Derneği Lokali.

Yazının bundan sonrasını okumayan biri, rahatlıkla bu yazının bir turistik tatil rehberi tadında bir yazı olduğunu düşünebilir. Lakin maalesef öyle değil. Ahmet Telli’den Şükrü Erbaş’a, Yılmaz Odabaşı'ndan Afşar Timuçin’e, Cengiz Gündoğdu’dan Fikret Başkaya’ya kadar bir çok şair, edebiyatçı ve aydının konuk olduğu, dinletiler ve paneller verdiği bu mekan şu an belediye zoruyla kapatılmak üzere.

Denizli Edebiyat Dostları Derneği Lokali kapatılmak istenen lokallerden yalnızca bir tanesi. Denizli Belediyesi şehrin merkezinde, Çınar adlı bir muhitte bulunan tüm alkollü lokalleri ya alkolü kaldırmaya ya da pavyonların olduğu bir muhite göç etmeye zorluyor.

“Alkol de olmayıversin” diyebilirsiniz belki. Ancak alkol bu tür mekanların en büyük gelir kaynağı durumunda. Alkol satışını yasaklamak, asıl derdi sanatsal ve entelektüel faaliyetler yapmak olan bu mekanların finansal olarak çökmesi anlamına gelecektir. Ayrıca bu yasaklamanın tek sonucu ekonomik değil daha önemlisi sosyolojik olanıdır. Şehrin merkezinde alkol alma yasağı insanların kişisel hak ve özgürlüklerine yapılmış aleni bir saldırıdır. Denizli’deki AKP belediyesi insanlara “ya burada içki içmeyeceksiniz, ya da gidip şehrin ücra bir köşesindeki meyhanede içeceksiniz” demektedir. Bu IV. Murat sevdalıları Denizli’deki lokallere bu yasağa uymaları konusunda 30 gün süre verdi. Şimdi lokal işletmecileri baş başa vermiş, bu mücadele sürecinde ne yapacaklarını düşünüyorlar. Destek bekliyorlar.

“Denizli’liler düşünsün” diyenler şöyle bir dönüp de İstanbul’un kalbi Beyoğlu sokaklarında neler oluyor diye bir baksınlar. Yarın bir gün iki kadeh bir şey içmek için bir mekan bulamadıklarında ne demek istediğimi anlayacaklar. Ama o zaman çok geç olacak.

Faşizm güpe gündüz sokakları boşaltıyor. Sokakta yaşamı yasaklıyor. Eli bıçaklı faşistler sokak basıyor, sergi basıyor, konser basıyor, içki içenlere saldırıyorlar. Entel ve de dantellerimiz Aynur konserinde Kürtçe’yi yuhluyor, İspanyolca’yı alkışlıyor. Faşizm ülkenin her yerinde yaşama dair olan her şeye saldırıyor, yasaklıyor. Çünkü faşizm sokaktan korkuyor. Faşizm sanattan korkuyor. Faşizm insandan korkuyor. Yapılmak istenen yavaş yavaş ülkenin tüm ilerici, entelektüel ve sanatsal üretimlerinin potansiyel yerleri olan mekanları kapanmak zorunda bırakmak, sokakları müziksiz, sanatsız, sessiz bırakmak, insanların bir araya gelmesini, sosyalleşmesini, örgütlenmesini engellemektir. Çünkü iyi biliyorlar ki, insanları birbirine yakınlaştıran faaliyetlerden bir an önce kurtulurlarsa insanların örgütlenmesinin önüne büyük bir set çekmiş olacaklar.

Dün sahilde içki içmek, bugün barlar sokağında içki içmek, sokakta müzik yapmak, yarın sanat atölyeleri, lokaller, internet ve şu an tahmin bile edemediğimiz muhtemel yasaklar silsilesi. Adım adım özgürlüklerimizin üzerine çörekleniyorlar. Solcular, devrimciler bu organize faşist saldırının karşısında bir cephe yaratmak zorundadır. Faşizme karşı mücadele en öncelikli başlıktır. Bu saldırı püskürtülemediği takdirde sol, bu topraklarda büyük bir mevzi daha kaybetmiş olacak. Sokaklarımızı, mekanlarımızı faşizme teslim etmiş olacağız. Buna bir son vermek için çok zamanımız yok.

Biz lokalleri kapatılmak istenen Denizli’de, sokağında müzisyenlerine dilenci muamelesi yapılan, masaları, sandalyeleri kaldırılan Beyoğlu’nda, çevik kuvvetin bira şişelerini kırıp döktüğü ve bir öğretmenin canına kıydığı Hopa’da, sahilinde içki içilmesine izin verilmeyen Moda’da, geceleri sahilinde oturulmasına izin verilemeyen Olimpos’ta ve faşizmin kol gezdiği her yerde yaşama dair tüm haklarımıza sahip çıkıyoruz.

Sokaklarda müzik yapmak, istediğimiz yerde içki içmek, sanatla uğraşmak, üretmek bizim en doğal hakkımızdır. Ferman bu saltanat sevdalılarının, padişah yalakalarının ise sokaklar bizimdir! Sokaktakilere kulak verin. Kulak vermek de yetmez. Ses verin!

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.