Sayfa yolu
Devlet Gazi Mahallesi halkından özür dilemeli (Gülhanım Daşdemir)
Yayın Tarihi: 11.03.2010 , 20:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05
O gün işten eve gelmiştim. Sokakta olağan dışı bir durum yoktu. Fakat bir süre sonra, komşular kahvelerin tarandığını haber verdiler. Ardından babama bakmak için dışarı çıktım. Babam da o saatlerde kahvede oluyordu. Sokaklar insan yığınları ile doluydu. İnsanlar sokağa çıkarken herkes yakınlarına bakıyordu. Kalabalık cem evinin önünde toplanmaya başladı. Polisin hiçbir şey yapmaması insanları rahatsız etmeye başladı. Polisin ilk bu kalabalığa müdahale etmesi, ortamı iyice gerdi. İnsanlar daha önce de polisin tavrından rahatsızdı. Kez o gün polisin kahvehaneleri tarayan ve insanları öldüren katilleri bulmak noktasında samimi bir tutum almadıkları intibası oluştu. Ayrıca insanlar, ilk oluşan bu durumu protesto etmek için yürümek istediler. Bu yürüyüşe izin vermek yerine halkın üzerine ateş açılması, olayların kontrolden çıkmasını sağladı.
Kahvelerin taranması sırasında ve sonrasında ortada polisler yoktu. Bakın burası önemli. İnsanlar bunu sorgulamaya başladılar. Hatta kahvehaneler taranıyor silah sesleri duyuluyor. Polis karakolu bu noktalara çok yakın. Ama kimse kılını bile kıpırdatmıyor. Fakat protesto gösterileri oluşmaya başlayınca mahalleyi panzerler ve polisler sarıyor. Güvenlik görevlileri kalabalığın üzerine ateş açıyordu. Polisin müdahalesi kalabalığın iyice artmasına ve tepkilerin çoğalmasına neden oldu. Açılan ateş sırasında yanımda bulunan bir kadın kanlar içinde yere yığıldı. O görüntü hâlâ gözlerimin önünden gitmiyor.
Aradan 15 yıl geçmiş. Hayli uzun bir zaman. 15 yıl bazı şeyler unutulabiliyor. Ama 12 Mart 1995 günü Gazi Mahallesi'nde yaşayan ve olaylara tanık olan bizler açısından, bu tarih unutulacak gibi değil. Ben 22 yaşındayım. 1995 yılında o karanlık ve korkulu günlerin yarattığı olaylar hâlâ aydınlanabilmiş değil. Katliamı yapanlar şimdi sokaklarda dolanıyor. Şimdi düşünüyorum da, bu insanlar ya da bunları yaptıranların vicdanları rahat mı? Bir sürü insan öldürüldü. Sonrasında mahallenin üzerine bir kara bulut gibi, polisin baskıları artı. Yetmiyormuş gibi bir de olaylar sonrası burada yaşayan insanlar potansiyel suçlu gibi görülmeye başlandı. Sanki suçlu bu mahallede yaşayan insanlar idi. Mahallenin dışına çıktığınız zaman, Gazi Mahallesi'nde oturduğunuzu söylediğiniz zaman başkaları bizlere farklı yaklaşıyordu. Bir sürü insanın oturduğu yeri söylemekten imtina ettiğini hatırlıyorum. Bizlere cüzzamlı muamelesi yapmaya başlamışlardı. Olaylar sonrasında baskılar çoğaldı. Nerdeyse üç kişiyi bir arada görseler göz altına alacaklar. Olağanüstü bir durum vardı. Geceleri evleri basıyorlar, insanlar korku içinde "gece bizim eve de gelirler mi" diye telaşa giriyor.
Gazi halkı için 12 Mart unutulacak gibi değil. Olaylar sonrasında mahalle sahipsiz kaldı. Devlet ve biz baş başa kalmıştık. Yardıma gelen, sesimizi duyan yoktu. Suçlu bizdik sanki. Birileri suçluyu bulmuştu.
Şimdi bakıyorum da bu katliam yapanlar ve yaptıranlar ceza almadan kurtuldular. Aslında ülkemizde bir sürü katliam oludu. Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, Gazi ve daha bir sürü. Bunların hiçbirinin hesabı sorulmadı. Devlet olarak kimse çıkıp özür bile dilemedi. Bir Alevi olarak bunu bekledik. Ama bakıyorum da şimdi bir sürü katliama uğramış bizler, bizim insanlarımız bu ülkede dışlanıyoruz. Mesela geçen gün Başbakan'ın eşi türbanlı olduğu için askeri hastaneye alınmayacağı söylenmiş. Bunun üzerine mağdurluk yaratılmaya çalışılıyor. Ama bu ülkede Aleviler hep dışlandı, hep öldürüldü, ama devlet nazarında, toplum nazarında bir vicdan muhasebesi yapılamadı. Bu durum bizleri çok üzmekte…
Gülhanım Daşdemir
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.