Sayfa yolu
'BAL'ı geri istiyoruz! (Ekin Çakır)
Yayın Tarihi: 05.03.2013 , 10:39 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52
İnsanların hayatlarının belli dönemlerinde kazandıkları bazı kimlikler vardır.
Geleneklerin getirdiği kimliklerdir bunlar, genelde üniversitelerde kazanılır.
Üniversitelerin, nasıl diyelim, belki daha “özgürlükçü” ortamlarıdır bunu veren, belki de bir kalıbı kırmayı başarmış, kendini daha rahat oluşturabilmiş olmaları.
Bir lisede ise kimlik yaratmak zordur.
Belli bir müfredat vardır, sadece ders müfredatı da değil etek boyu, saç şekli, ayakkabı rengi, hepsi bir müfredata tabiidir.
Belli kalıplar vardır kafalarda:
Sadece dersine çalışacak, hak aramayacak, ülkesine dair söz söylemeyecek.
Bu şöyle sağlanır:
O etek uzayacak, o saç kesilecek, o ayakkabı değiştirilecek!
Ama bazen, öyle bir gelenek oluşur ki bu müfredatı yerle bir eder, bir kimlik yaratır.
Dışarıdan disiplinsizlik diye adlandırıladursun, aslında içeride müthiş bir disiplin vardır.
Bu disiplin, mücadele disiplinidir.
Etek boyuna, saç şekline, ayakkabı rengine müdahale edilmesine karşı çıkarken, öğrenciler bu müdahalenin sebebini ve karşı çıkışlarının haklılığını içten içe bilirler.
İşte böyle bir geleneğin liselerdeki temsilcisi, dünden bugüne BAL’dır.
Bornova Anadolu Lisesi.
Adını çoğu zaman müzik yarışmalarıyla, Ayran Günleriyle, Türkiye’deki sınav dereceleriyle duyduğunuz bu okul, bunlarla birlikte –ve aslında bunların sebebi olarak- sağlam karakterler yetiştirmeyi başarabilmiş bir mücadele ruhuna sahiptir.
Tüm BAL’lıların okullarından mezun olduktan sonra bile onu sahiplenmesi, her yerde ondan övgülerle bahsetmesi ve” ayrıcalıklı” olduğunu düşünmesi de bundandır.
Bornova Anadolu Lisesi’nin üç bloğu, bundan 13 ay önce, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltıldı.
Kısa bir süre içinde de yıkıldı.
Okuldaki eğitim aksadı, öğrenciler başka okullara dağıtıldı hem BAL’lıların, hem gittikleri okuldaki öğrencilerin huzuru kaçtı.
Okul binalarının yıkılması, ilk aşamanın son hamlesiydi.
Çünkü sorun, bundan bir buçuk yıl öncesine dayanıyordu.
Değişen yönetim ve öğretmen kadrosuyla beraber, okulda her yıl tekrarlanan sosyal etkinlikler bir bir iptal edilirken, eğitim-öğretim niteliksizleştirildi.
Müdürle ilk görüşmelerinde öğrencilerin önüne ’81 yılının Aralık ayından kalma bir kıyafet yönetmeliği kondu, “disiplin”i sağlamak için.
O zamana kadar ortaya çıkmamış ülkücüler, cemaatçiler teneffüslerde volta atmaya başladılar.
Solcu öğrenciler köşelere çekildi, tehditler savruldu.
Bütün bunlar, bir “nesil” yaratma çabasıydı.
Ve BAL’lılar, işin aslını başından beri biliyordu.
Sol Portal’a yazdıkları mektupta endişelerini paylaştılar.
Yönetimin geri dönüşü şaşırtmadı.
Sınıf sınıf gezilip “bu solcuların milleti galeyana getirmek istediği” anlatıldı.
Öğrenciler, mezunlar, veliler geri adım atmadı.
Toplanıp gittiler, hesap sordular.
İşte böyle bir dönemde, 2012-2013 öğretim yılına hazır olacak binaların sözü verildi:
“Eh hadi, taş çatlasın, bir yıla hazır.”
Bugünse, BAL’lılar bir kötü haber aldı.
Aslında her şeyi başından beri bildikleri ama “Ah bir yanılsak…” diye bekledikleri bir sürecin bir anlamda sonuna geldiler.
Çünkü aylardır beklenen ihale sürecinde, ihaleyi yapma yetkisini elinde bulunduran il özel idaresi kapatıldı.
Kapatılmasaydı…
O zaman da bir aksilik çıkardı elbet.
Şimdi BAL’lılar hesap soruyor.
Sosyal medyada, topladığı imzalarla okullarında, ulaşabildikleri sürece gazete ve televizyonlarda...
Öğrencisiyle, mezunuyla, velisiyle, öğretmeni ve çalışanlarıyla…
Daha bu sene BAL’a gelmiş, geldiği gibi başka bir okula gönderilmiş, kampüsün havasını haftada sadece birkaç saat soluyabilmiş öğrenciler bile inatla hesap soruyorlar.
BAL’lılar binalarını, bahçelerini, özgürlüklerini, ayrıcalıklarını, geleneklerini, kısacası BAL’ı geri istiyorlar!
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.