Bizden bir film! - Sonbahar

NULL
Cumartesi, 20 Aralık 2008 10:09
F tipi cezaevlerine nakil gerek&ccedilesiyle, 19 Aralık 2000 tarihinde ger&ccedilekleştirilen cezaevlerindeki siyasi mahk&ucircmlara d&oumln&uumlk saldırının, bu &uumllkenin tarihindeki sarsıcı kırılma anlarından birine işaret etiğini herhalde herkes kabul edecektir.

Bir binada tutsak olan insanların &uumlzerine bombalarla, makinelilerle, greyderlerle y&uumlr&uumlmek, nasıl bir hukuk uygulamasıdır, nasıl bir hayata d&oumlnd&uumlr&uumlşt&uumlr, kimse kimseye anlatamaz.

G&uumlndem gayet sıcaktı ve sorunun nasıl tırmandırıldığını hatırlıyorum. B&uumly&uumlk bir TV yapım şirketinde &ccedilalışıyordum o sırada&hellip Yaklaşık yirmi masanın i&ccedilinde bulunduğu b&uumly&uumlk bir ofis alanında, g&uumln boyu a&ccedilık olan dev bir plazma ekranda &ldquocanlı&rdquo ibareleriyle verilen o g&oumlr&uumlnt&uumller hala aklımda. Kendi b&oumll&uumlm&uumlmden o ofis alanının hemen yanındaki bir başka odaya giderken, y&uumlzleri televizyona d&oumln&uumlk birka&ccedil &ccedilalışanın heyecanlı &ldquooh olsun&rdquolarına anlam vermeye &ccedilalışırken g&oumlrd&uumlğ&uumlm o taarruz sahneleri esnasında, kendimi nasıl &ldquoyalnız&rdquo hissettiğimi hatırlıyorum. Yalnız, &ccedilaresiz ve &oumlfkeli&hellip

B&oumlyle bir vahşetin en dehşet &oumlrneklerinden birine, bir de ABD&rsquode rastlamıştım bir filmde&hellip &ldquoM&uumlebbet G&uumlnl&uumlklerim&rdquo adındaki Marc Evans&rsquoın filminde&hellip Mumia Ebu Cemal&rsquoin hayatına odaklanan belgesel filmin bir sahnesinde&hellip 1970&rsquolerin hemen başlarında, ABD&rsquodeki g&oumlrkemli siyah hareketin ezilmeye &ccedilalışıldığı yılların sonlarında, siyah hareketin bir fraksiyonu, bir kez daha bir &ldquoişgal&rdquo eylemi yapıyor ve kendini bir mahalledeki b&uumly&uumlk bir binaya kapıyordu, binan zemin katını da tahta kepenklerle kaplayarak. Orada, kendilerine kurdukları kom&uumlnde yaşama iddiasındaki bir grup. Bir siyah belediye başkanının, o binanın bombalanmasına ve i&ccedileridekilerin katledilmesi operasyonuna nasıl izin verdiğini, binanın bir hava bombardımanıyla (etraftaki bitişik nizam binalara rağmen) nasıl havaya u&ccedilurulduğunu izlerken de benzer bir yalnızlık ve &oumlfke duygusu kaplamıştı i&ccedilimi&hellip

Her iki saldırıda da ama&ccedillanan aynıydı:

Direnme iradesini, onurlu bir yaşam iddiasını ezmek.

A&ccedillık grevlerini, tecride karşı m&uumlcadeleyi ya da siyahların kom&uumlnlerini tartışmanın yeri burası değil elbette.

Ama direnme iradesi &oumlnemli.

İşte d&uumln g&oumlsterime giren &ldquoSonbahar&rdquo, bu direnme iradesi &uumlzerine, onurlu bir yaşam iddiası &uumlzerine bir film.

&ldquoSonbahar&rdquo, girişte bahsettiğim cezaevi direnişleri s&uumlrecinde ciğerlerinden ileri derecede rahatsızlanan bir devrimcinin, i&ccedileriden &ccedilıktıktan sonraki hik&acircyesini anlatıyor.

Memleketine gidişini, orada on yıldır g&oumlremediği annesiyle kucaklaşmasını, konu komşu ile sohbetini, bir komşunun ilkokula giden &ccedilocuğuna ders vermeye başlamasını&hellip

Bunları &oumlzellikle yazdım, &ccedil&uumlnk&uuml &ldquoSonbahar&rdquola &Oumlzcan Alper, yakın d&oumlnem T&uumlrkiye sinemasındaki pek &ccedilok filmin yapamadığını yaparak ayrıştırıyor kendisini. Bunu yapabilmesi hem anlattığı karakteri ile, ama bunun yanı sıra, ger&ccedileklik kavrayışıyla da ilgili: Son d&oumlnemin ticari değil sanatsal değer taşıyan pek &ccedilok filmindeki &ldquoyabancı, bu topraklardan t&uumlrememiş gibi duran&rdquo estetik dili ve karakter &oumlrg&uumls&uumln&uuml, başarılı bir şekilde bu topraklarda yeşertiyor ve ger&ccedilek bir toplumsallıkla buluşturuyor &Oumlzcan Alper. Karakterlerine duyduğu sevgiyi hissettirmeyi başarıyor ve aynı sevgiyi izleyicisine de besliyor ki burası bence &ccedilok &oumlnemli&hellip

Yalın, dingin bir sinematografiyle, Karadeniz&rsquoin g&uumlzelim manzaraları eşliğinde&hellip &ldquoSonbahar&rdquo, &lsquobu memleketin diliyle&rsquo konuşabilmeyi başaran bir yapım olarak, izleyiciyle de buluşabilecek gibi g&oumlr&uumln&uumlyor.

Yazılacak, s&oumlylenecek şey &ccedilok filme dair&hellip

Yine de kendimizi tutup, soL okuyucularını bu değerli ve &uumlzerine d&uumlş&uumlnmeye değer filmi izlemeye davet etmekle yetinelim bug&uumlnl&uumlk.&nbsp

&Ccedilağrı Kınıkoğlu