MEYDANSIZ ŞİİR

Çarşamba, 18 Mart 2009 10:28

"Meydansız" (Şiir, 2009, Çekirdek Sanat Yayınları) şair Zafer Yalçınpınar'ın ikinci şiir kitabı kitabın girişinde (s.11) Nâzım Hikmet'in Dizboyu Karlı Bir Gece'den başlıklı şiirinden alıntı yapan Yalçınpınar, edebi anlamda kökünü işaret etmekten çekinmemiş. Taştan Uçak'ta şiirindeki alınlık diyebileceğimiz "inat insan üstünde insan inat" dizesinden Yalçınpınar'ın insan ve insanın varlığına verdiği önemi anlıyoruz. Sadece bu kadar değil Nâzım'ın ışığı, kitabın ilk şiiri olan "Taş Uçak'ta"ya da vuruyor. Taştan Uçak olur mu? Bu sorunun yanıtını Abidin Dino'dan öğreniyoruz: "Günün birinde, durup dururken haşarı küçük Nâzım bir cam kıracak olmuş. "'Neden kırdın bu camı?' sorusuna çocuğun karşılığı aydınlatıcı: "'Camdan bir uçak yapmak için!" "Belki yeni bir şiir türünün başlangıcı sayılabilirdi bu söz. Çok sonra Bursa Hapishanesi'ne 'taş tayyare' adını koyacaktı tutuklu şair. Acayip bir ilişkisi olacaktı Nâzım'ın uçaklarla." (Abidin Dino'nun 24 Eylül 1990'da yazdığı "Yazılmamış Bir Kitaba Başlangıç" başlıklı yazısından)

Nâzım Hikmet'in Dizboyu Karlı Bir Gece'den başlıklı şiirinden alıntı yapan Yalçınpınar, kitabında bir yandan da Ece Ayhan'a dizeleri arasında göndermeler yapması gözden kaçmamakla birlikte poetik mecrasının Ece Ayhan'dan yana aktığını vurgulamak gerekiyor. Sayfa 33'te yer alan bir şiirinin adı ise "Ece Ayhan" İçin Bir Davul Cümlesi ... Zira yine ilk sayfadaki tanıtım metninde kendini "şair" olarak değil de "şiir yazarı" olarak ifade ederken "sıkı/sivil" edebiyata inandığının da altını çiziyor.

Şiir, her şeyden önce bireyin tüm yaşamının aynası olmak durumunda bu aynanın arka tarafı da bireyin toplumsal evrenindeki görüntüsünü yansıtır. Bu nedenle şiir yazmak demek, şairin ve okurun hem bireysel ve hem de toplumsal açıdan bütünleşmesi oluyor. Bu üç sacayağını birleştiren (şair, şiir, birey-toplum) evrensel asal öge -kendini anlatmak ve kendini yansıtmak olmak üzere- bireyin kendinin dışına çıkmak iradesiyle, toplumsal yaşamını ve bununla birlikte de toplumsal yaşamı kuşatan ve belirleyen toplumu dile getirme iradesini gösterir. 'Meydansız' kitabında Yalçınpınar'ın şiirlerinin çoğunluğunda şairin hayatındaki çeşitli anlarını, duyarlığını ve dünyaya bakış açısını yansıtıyor kaba ve kunt olarak değil ama...

Günümüzde şiirin sınırları itip kakarak akıl dışına sürüklendiğini, okunmasının ve anlaşılmasının güçleşmiş olduğunu, okur ile şiir arasındaki derin uçurumu kim inkâr edebilir. Yine bir çeşit tarikat diliyle yazılan şiirlerle basmakalıp şiir arasında, ses uyumunu gözeten doğru ve içten paylaşılabilir duyguları yansıtan, çubuğu tersine büken bir şiire rastlamak neredeyse zor. Ne ki, şiirin doğmasına en elverişli durum şairin kendi kendisinin, ülkesinin, halkının, siyasetin, dünyanın bilincine derinden varmasıdır. Yalçınpınar, 'Meydansız' da kanımızca çubuğu kendi ufku ve anlayışı çerçevesinde bükmeye çalışıyor.

Kitapta dil imge ve anlam yapısı farklı ve değişik şiirlere rastlıyoruz. Şiirlerdeki dilsel kuramsal ve kavramsal değişimin asıl nedeni şiirde münhasıran yepyeni bir gövde kurmak değil, tersine o dili inşa eden yaşatan ve destekleyen iktidara karşı durma mücadelesini görüyoruz. Şiirin oluşumu soyuttan somuta doğru tamamlanmakta ve asıl anlam ya da anlamlar da bu katmanda yer almaktadır.

Yalçınpınar'ın şiirlerinde aslında hem açık hem de örtük olarak mecaz ya da derin göndermeler söz konusu. Şiirin gücünün biçem ve anlatım yoğunluğundan geldiğini öncelersek, mecazın önem ve gerekliliğini de kabul etmek durumundayız. Mecazın çok yoğun duygu ve anlam yaratabilmesi, soyut kavramları somut şeylerle dile getirmesindendir. Bu bağlamda değişmeceli/mecazi dilin temelinde yatan asıl söz sanatı imgedir diyebiliriz. Mecazda olduğu gibi imgede de temel amaç insan hayatının karmaşık gerçeklerini benzerlik yoluyla açıklamaya çalışmaktır. Mecaz az sözcükle çok şey söylemektir dolayısıyla 'Meydansız'daki şiirlerin bir kısmında ironi-mecazlara rastlıyoruz. Mecazın şiirde yarattığı bu yoğun ve güçlü etki biraz da Yalçınpınar'ın soyutlaması, duyarlığı somut bir biçimde sunabilme olanağından kaynaklanıyor.

'Meydansız' kitabında iki bölüm daha var 'Ey Hafız!' ve 'Deniz Tarlası'. Tek tek şiirler üzerinde durarak yazıyı ayrıntıya boğmak gereksiz. Yalnız "Halay Takımı" isimli şiirini anmadan bitirmek olmaz:

(yüzde 47 için...)

1.

ben aşağıdan yukarıya

Yazarım

işte ayaklarım

"tersine sonsuz"

ve uykusuz

2.

sabaha karşı gecelerden bir gece

elsiz kalmış yüzde 47 kişi

bizim evin önünde-yukarıdan aşağı dizildi

"dikidikidikilip

Sırasınasırasına

oy-oy-oy-oy!"

halay çekti

3.

şimdi her 6 Mayıs'ta

-halay takımıyla birlikte-Süloyu gülme krizi tutar

öküz sarısı evinde.

Cengiz Kılçer