Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TGS Başkanı: “Yaşananlar hükümet operasyonu”

Anadolu Ajansı’nda yapılan baskılara karşı açlık grevi yapan Ercan İpekçi’yi TKP Genel Merkezi’nden bir heyet ziyaret etti. soL’a açıklamalarda bulunan İpekçi, Anadolu Ajansı’nda yaşananları hükümet operasyonu olarak değerlendirdi.

Yayın Tarihi: 11.03.2012 , 20:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31

Anadolu Ajansı çalışanlarına Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan (TGS) istifa etmeleri yönünde baskı yapılmasına karşı açlık grevine başlayan sendika genel başkanı Ercan İpekçi’yi Türkiye Komünist Partisi Genel Merkezi’nden bir heyet ziyaret etti.

Tuncay Çelen ve Yusuf Şaylan’dan oluşan TKP heyeti, parti olarak direnenlerle birlikte olduklarını söyleyerek TGS’ye vermekte oldukları haklı mücadelede destek olacaklarını belirtti. Yarın takvimin 12 Mart’ı göstereceğini hatırlatan Çelen, AKP iktidarında yaşananların 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980’in devamı olduğunu, ülkede AKP eliyle sivil faşizm uygulanmakta olduğunu belirtti.

Yarın Oda TV davasını izlemek için İstanbul’a gidecek olan İpekçi, açlık grevine ve Anadolu Ajansı'nda yaşananlara ilişkin soL’a konuştu.

Ajans çalışanlarına psikolojik baskı uygulanıyor
Anadolu Ajansı’nda çalışanlar üzerinde çok ağır baskılar olduğunu belirterek sözlerine başlayan İpekçi, toplu sözleşme hakkının ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, haksız yere görevlerinden almaların yaşandığını belirtti. Gereksiz uyarı cezaları, kınama cezalarıyla işten atmanın alt yapısının örüldüğünü belirten İpekçi, çalışanların çok ağır hakaretlere, tehditlere hatta küfürlere muhatap bırakılarak müthiş bir psikolojik baskı altında kaldıklarını ve ağlayarak sendikadan istifa etmek zorunda kalanlar olduğunu işittiklerini söyledi.

“Yaşananlar hükümet operasyonu”
Yaşananların hükümet operasyonu olduğunu belirten İpekçi, ajans yönetiminin arkasında doğrudan doğruya Bülent Arınç’ın ve hükümetin olduğunu belirterek, 3 Ağustos tarihinde devir teslim yapılırken Arınç’ın yönetim değişikliğinin siyasi iktidarın bir tercihi olduğunu çok açık bir şekilde söylediğini hatırlattı.

Başbakan’ın TGS’ye yönelik açıklamalarına değinen İpekçi, bu konuşmanın sendikanın Anadolu Ajansı’ndaki faaliyetlerinden duyulan rahatsızlığın ve sendikanın zayıflatılmasını hedefleyen bir operasyonun kanıtı olduğunu bildirdi.

Hak-İş devreye sokuluyor
TGS’nin yerine yandaş bir sendika kurulacağı iddialarına da değinen İpekçi, TGS’nin sektördeki tek sendika olduğunu belirterek diğer kamu işyerlerinde de hükümetin benzer tasfiye operasyonlarını yürüttüğününün altını çizdi. İpekçi şunları söyledi:

"Hükümet faaliyetlerinden hoşlanmadığı sendikaları zayıflatmak amacıyla Hak-İş’e bağlı sendikaları destekleyen bir tavrı bütün kamu işyerlerinde geliştirdi. Burada da TGS’yi ortadan kaldırmakta zorlanacağını görünce istifa yoluyla, Hak-İş e bağlı yeni bir sendika kurdurmak ve TGS üyelerini de oraya geçirmek gibi bir politika izliyorlar. Ama öyle bir sendikanın sarı bir sendika olacağı başından belli. Buradaki toplu sözleşme halklarını koruması mümkün değil hatta burada toplu sözleşme yapabilmesi dahi mümkün değil."

“Utanç tablosunu yaratan siyasi iktidarın kendisi”
Mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurgulayan İpekçi, hiç kimseye meydanı boş bırakmayacaklarını, Anadolu Ajansı çalışanlarının sendikal haklarını kaybetmelerine göz yummayacaklarını, kavgayı sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti. Kavganın sadece bir sendikal mücadele kavgası değil, basın özgürlüğü mücadelesi de dolduğunu söyleyen İpekçi, Başbakan’ın sendikaya ilişkin kara propaganda iddialarına ilişkin şunları söyledi:

"Bizim söylediğimiz Türkiye’deki mevcut durumu anlatmak. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü alanında ciddi sorun var, cezaevlerindeki gazeteci sayısı 100’ü geçti. Sorun buradayken, sorunu yaratan siyasi iktidarın kendiyken bu sorunu ortaya koyanlar suçluymuş gibi gösteriliyor. Türkiye’nin itibarını sendika zedeliyormuş gibi gösteriliyor, halbuki Türkiye’nin itibarını bu siyasi iktidar zedeliyor, yaptıkları faaliyetlerle Türkiye’nin üzerine kara bir örtü örtüyorlar. Bu utanç tablosunu yaratan meslek örgütleri değil, sendikalar değil. Bu utanç tablosunu yaratan doğrudan doğruya siyasi iktidarın kendisi. Onun yarattığı utançtan bu ülkeyi kurtarmak için bir mücadele veriyoruz. Verdiğimiz mücadele Türkiye’nin itibarını kurtarma, mücadelesi."

“Sindirilen medya hak ihlallerini gündeme taşıyamaz”
Anadolu Ajansı dışında Türkiye’de birçok işyerinde hak ihlalleri, sıkıntılar ve direnişler olduğuna değinen İpekçi, bütün bu direnişlerin birleşmesi gerektiğini belirtti. Medyanın özgürleşmesinin son derece önemli olduğunu, çünkü sindirilen medyanın hak ihlallerini gündeme taşıyamadığını belirten İpekçi, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Bizim verdiğimiz basın ve ifade özgürlüğü mücadelesi medyaya rağmen yapılan bir mücadele. Merkez medya üzerindeki baskıyı atamadığı, korku ortamından sıyrılamadığı için bu basın ve ifade özgürlüğü mücadelesine yeterince yer vermiyor, kendi kendisine otosansür uygulamak zorunda kalıyor. Kendi mücadelesini veremeyen bir medya toplumdaki direnişleri, hak ihlallerine karşı verilen mücadeleyi nasıl yansıtacak. Onun için medyadaki bu hareket çok önemli, onun için Anadolu Ajansı’ndaki baskı çok önemli, burası hükümetin kontrolünde olan bir işyeri. Buradan bir çıkış yaratılmasını ve bir hareket doğmasını umuyorum."

(soL - Ankara)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.