Sayfa yolu
Yobaz fırsatçılığı
Yayın Tarihi: 29.04.2010 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:08
Siirt’ten gelen cinsel istismar ve tecavüz haberleri Türkiye’yi şoke ederken, toplumdaki çürümeyi “dinden sapılmasına” bağlayan ve gündelik hayat üzerinde baskı kurmaya çalışan gerici medya yine iş başına geçti. Her fırsatta laikliğe, 28 Şubat’la birlikte andıkları 8 yıllık eğitime ya da karma eğitime vurmayı alışkanlık haline getiren gericiler, bu olaylar karşısında adeta ellerini ovuşturdular.
Vakit gazetesinin internet sitesi olan Habervaktim.com’da Siirt olayı karşısında dün ahlak dışı bir fırsatçılık örneği daha sergilendi. Sitede yayınlanan konuyla ilgili haberde “ ‘Taşımalı eğitim faciaları’nın, ‘tecavüz’ ve ‘cinayet’lerin temelinde ‘İmam-Hatiplerin kökünü kurutmak’ için, 28 Şubat Süreci’nde çıkarılan ‘8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Yasası’ yatıyor” denildi.
“Tecavüz Vahşetinin Babası 28 Şubat” başlıklı Ali Eyvaz imzalı haberde, Yatılı İlköğretim Bölge Okularının (YİBO) sayılarının 28 Şubat’tan sonra arttığı ve Siirt Pervari’de yaşanan tecavüz olayının bundan kaynaklandığı iddia edildi. Haberde, sorunların kaynağı olarak ise “karma eğitim” sistemi yani kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim görmesi gösterildi. Vakit’in haberinde “6-7 yaşında ailelerinden kopartılan çocuklar 15 yaşına kadar aynı binada yarı karma bir biçimde barındırılarak, cinsel ve her türlü istismara açık hale getirildi” denildi.
Siirt’te kimler korunuyor?
Vakit’in haberinde, Siirt'te yaşanan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar olaylarının Siirt Valiliği ve Emniyeti tarafından iki yıldır bilindiği fakat önlem alınmadığı, bu kurumların suçun devamına göz yumdukları, olayın failleri arasında AKP'ye yakın şeyh ve imamların da bulunduğu iddialarına ise değinilmedi.
Haberde, olayların gerçekleşmesinin ardından sorumlular hakkında işlem yapılmadığına yönelik eleştiriler de yer almadı.
Demokratik kitle örgütleri ve bazı basın mensupları, Siirt’te kız çocuklarına yönelik istismarın 1 yıl önce ortaya çıktığı halde soruşturmanın tamamlanmamış olmasını eleştirmişlerdi. Soruşturmanın ağırdan alınması “kimlerin korunduğu” sorusunu gündeme getirmişti. Pervari’de de bebeklere tecavüz olayının bir yıldır bilindiği ancak olayın kapatılmaya çalışıldığı belirtilmişti. Yaşanan olayların bu boyutu da AKP hükümeti eleştirildiği için Vakit’i ilgilendirmedi.
Kaçak Kur’an kursunda ölen 12 yaşındaki çocukları unuttular
Habervaktim.com uzman olarak danıştığı Refah-Yol hükümetinin Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sacit Günbey’in ağzından YİBO’ların eski Sovyet mantığıyla dizayn edildiğini, kız ve erkek çocukları ailelerinin yanından alarak, toplu bir merkezde eğitmenin insani ve vicdani olmadığını yazdı. Haberde Günbey’in “Haklı olduğumuz ne yazık ki bu gibi üzücü olaylarla ortaya çıkmıştır. O dönem biz bu uyarıları yaparken ve kendi iktidarımızda SHÇEK yurtlarında kız ve erkekleri ayırırken, ‘bu çağda bu kafa, yobaz zihniyet' diye saldırılara uğramıştık. Buyurun işte, bize saldıran o zihniyetin ortaya çıkardığı manzara” sözlerine de yer verildi.
Sıra YİBO’lara gelince küçük yaştaki çocukların ailelerinden koparıldığını hatırlayan Vakit, Konya Taşkent’te küçük yaştaki kız çocuklarının ailelerinden koparılarak dağ başında bir binada kaçak dini eğitim verilirken ölmesine gelince, konuya tepki gösterenlere saldırmıştı. Vakit’in yaptığı 3 Ağustos 2008 tarihli haberde Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız’ın görüşlerine yer verilerek, çocukların dağ başında bir binaya kapatılması şöyle savunulmuştu:
“Kur’an kurslarının önüne çıkartılan engellerin çok büyük ayıp olduğu kadar, özgürlüklere yapılan bir darbe olduğunun altını çizen Yıldız, sözlerini şu şekilde sürdürdü: ‘Ayıptır, özgürlüğe darbedir. Çünkü bu yasak Yahudi’ye, Hıristiyan’a getirilmemiş, kendi evlatlarımıza getirilmiştir. Dünyanın hiçbir yerinde bu yasağı göremezsiniz. Anne babalar çocuklarının Kur’an eğitimi almasını ister, terörist olmamasını ister. Bunun en iyi yolu da Kur’an eğitimidir. Vatandaş çocuğunu camiye gönderemeyince değişik alternatifler arıyor, kurslara gönderiyor. Kardeşlerimiz de böyle bir çözüm bulmuşlar, yurtta eğitim vermişler.’ ”
2008 yılında Konya’nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesinde ailelerinden koparılarak dağ başında bir binaya kapatılan yaşları 12-16 yaş arasında değişen kız çocuklarından 18’i ihmal nedeniyle gerçekleşen patlamada enkaz altında kalarak can vermişti, 27 çocuk da yaralanmıştı. Olaydan sonra kurtarma ekiplerinin Konya kent merkezinden uzak, dağlık bir bölgeye inşa edilen kursa ulaşmaları iki saat almıştı.
Medine’yi hatırlarına bile getirmediler
Türkiye’deki pek çok kadın cinayetinde töre ve geleneği pekiştiren dinsel baskının rolü olduğu biliniyor. Dini baskı nedeniyle çocuklara gerekli cinsel eğitim verilmediği gibi, kız çocukları büyük baskı altına alınıyor.
Yakın dönemde gericiliğin canına kıydığı çocuklardan biri Medine’ydi. Henüz 16 yaşındaki Medine, “erkeklerle konuştuğu için” babası ve dedesi tarafından diri diri gömülmüştü. Evinin bahçesindeki kümeste bir çukurda elleri arkadan bağlı olarak bulunan Medine’nin gömüldüğü sırada bilincinin açık olduğu Adli Tıp Raporu’yla anlaşıldı.
Medine’nin erkek arkadaşlarıyla konuştuğu için öldürüldüğü Adıyaman Kahta, ilçede kendi çapında bir hanedanlık kuran Menzil tarikatının merkezi olarak biliniyor. Olaydan sonra Medine’nin katli için fetva verilmiş olabileceği öne sürülmüş ancak konu fazla irdelenmemişti.
Medine’nin katli hakkındaki haberle ilgili olarak Habervaktim.com sitesine yazılan yorumlardan biri Kahta’da olanların bu kesim tarafından da çok iyi bilindiğini gösterdi. 4 Şubat 2010 tarihli yorumda, “yazık çok yazık, zaten bunları yapanlar da dinin gereği olarak yapıyorlar fetvayı verenler de belli, şeyhleriyle mollalarıyla seydalarıyla dolu bölgelerde bunlar oluyor, dikkat ediniz, Adıyaman’ın yeri bir başka, ne demek istediğimi anlayan anlar” deniliyor.
YİBO’larda Türk-İslam Sentezi empoze ediliyor
Vakit’in karma eğitim verildiği için “ahlaksızlık yuvası” ilan ettiği YİBO’lar hakkında Eğitim-Sen tarafından 2005 yılında hazırlanan bir raporda YİBO’larda öğrencilere Türk-İslam Sentezi empoze edildiği vurgulandı.
Yoksul öğrencilerin eğitim gördüğü YİBO’lar ilgisizlik, altyapı eksikliği, şiddet gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya. Eğitim-Sen YİBO’larda yetişen öğrencilerin kendilerini değersiz hissettiklerini, yeterince sosyalleşemediklerini vurgulamış, bu okullar için iyileştirme istemişti. Geçen süre içerisinde YİBO’larda iyileştirme yapılmadığı gibi, öğrenciler büyük yokluklar içerisinde eğitim görmeye mahkum edildiler. Vakit’in haberinde bu gerçekler de göz ardı edildi.
Öte yandan, AKP zamanında YİBO’ların açılmaya devam ettiği, yalnız Van’da Hüseyin Çelik’in Milli Eğitim Bakanlığı zamanında Van'ın ilçelerine 12 YİBO yapılırken, bu okullarda 2 bin 116'sı kız, toplam 8 bin 308 öğrenci eğitim gördüğü belirtiliyor.
Hüseyin Üzmez’in gazetesi
Gerici provokasyonlarıyla sansasyon yaratmaktan hoşlanan Vakit gazetesi, iş kendi yazarı Hüseyin Üzmez’e gelince, çocuk cinsel istismarına göz yummuştu.
Hüseyin Üzmez, B. Ç. isimli çocuğa cinsel istismarda bulunmaktan yargılanmış, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce "Çocuğun cinsel istismarı" suçundan 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştı. Evli olan Üzmez, çocuğun ailesine maddi yardımda bulunduğunu belirtmiş ve kızla evlenmeyi düşündüğü için söz konusu eylemi gerçekleştirdiğini söyleyerek, “imam nikahı” imasında bulunmuştu.
Üzmez’le ilgili tepkiler üzerine gazetenin yayın kurulu üyesi İhsan Karahasanoğlu, bu konuda gelen raporlara ve mahkeme kararlarına bakacaklarını söylemiş, “Ben bugüne kadar 4 ayrı raporu 20 defa okudum. 4 rapor da Hüseyin Üzmez'in lehine. Ancak biz yine diyoruz ki mahkeme verecek kararı” açıklamasında bulunmuştu.
Günlük hayatı baskı altına alıyorlar
Gerici basında, günlük yaşamı, kişisel tercihleri, eğlence kültürünü baskı altına almaya yönelik çok sayıda haber yayınlanıyor. Dün YİBO’larla ilgili haberi yayınlandığı saatlerde “Böyle istihbaratçı mı olur?” başlığı atılarak “subayların dansöz oynatarak eğlendiği” yönünde saldırgan bir habere de yer verildi. Zaman gazetesinin internet sitesinde de yayınlanan haberde şu ifadelere yer verildi: “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda İstihbarat Daire Başkanlığı gibi çok önemli bir görevde bulunan Dz. Kur. Alb. H. H.'nin sürekli ‘istihbarat disiplinlerine aykırı’ ve ‘Türk deniz subayının vakar ve haysiyetine yakışmayan’ davranışlar sergilediği ve bu tavrı ile kurumda hayli tepki topladığı ortaya çıktı.”
Haberde resimleri yayınlanan Hançer için “kadın ve içkinin adeta esiri olduğu ileri sürülüyor” denildi.
(soL – Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.