Sayfa yolu
Sahaf festivalinde söz sahaflarda
Yayın Tarihi: 07.09.2011 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Sahafların genel şikâyeti Türkiye’deki okur sayısının azlığında birleşse de, sahaflığın yanlış anlaşımı, gerçek anlamda sahaflıkla uğraşılmaması ortak dertlerden sadece bazılarını oluşturuyor. Kitapların temini konusu, ilginç hikâyeleri soL okuyucularıyla paylaşmamıza olanak sağlıyor.
“İşimiz nadir eserleri bulmak”
İlk olarak görüştüğümüz sahaflardan Ümit Nar, sahafların nadir kitapları toplamaya çalışan ve bunları toplayıp gerekli yere ulaştırmaya çalışan kişiler olduğunu söyledi. Bu anlamda işlerinin nadir eserleri bulmak olduğunu belirten Nar, özel olarak ilgilendiği sol yayıncılığın eserlerinin 80 öncesi yok olmuş, yakılmış, gömülmüş ve sonucunda artık bulunamayan parçalarını da bulmak ve ilgililere sunmak olduğunu dile getirdi.

“Sahaflık çok dertli bir meslek”
Sahaflığın Türkiye koşullarına bakıldığında çok dertli bir meslek olduğunun vurgulayan Nar, kitap okuyan insan sayısının ülke nüfusuna oranla çok az olduğunu ifade etti. Artık büyük alışveriş merkezlerine giren insanların yemeğinden sinema filmine kadar her şeyi bulabildiğini belirten Nar, bunun ardından insanların bir kitap markete gidip kendilerine reklamlarda pompalanan en çok satan kitaplardan birini alıp okuduğunu dile getirdi. Bu AVM’lerden birinin de Beyoğlu’nun göbeğine inşa edildiğini vurgulayan Nar şöyle konuştu: “Kentsel dönüşüm denilen şey şu an çok farkında olmasak da bizi sıkıştırıyor. Beyoğlu üç taraftan sıkıştırılmış durumda. Bunun sonucunda biz sahafların buradaki durumunu da netameli görüyorum. Kentsel dönüşüm sonucu buralarda ortaya çıkan yerler bizim okur grubumuza ait değil. Beyoğlu kocaman bir alışveriş merkezine çevrilmeye çalışılıyor. Belki 10 sene sonra biz burada olmayacağız. Popüler kültür dört bir yanı kuşatıyor ve biz buna karşı direniyoruz.”
“Türkiye okumuyor sorun bu”
Nar’ın ardından görüştüğümüz bir diğer sahaf Cevat Besi ise, sahaflığın Türkiye’de çok eski bir geçmişi olmadığı görüşünde. Türkiye’de ciddi bir kitap kültürünün oluşmadığını belirten Besi, bunun sonucunda kitabın alınıp satılan bir meta haline dönüştüğünü dile getirdi. Orta kesiminin kitap tercihinin ‘best seller’ (çok satan) denilen kitaplar olduğunu belirten Besi, bunun Türkiye’deki okuma ortamının gelişmemesi ile bağlantılı olduğunu söyledi.

"15 milyonluk mega kentte 100 sahaf var"
İşlerinin aslında nadir kitap bulmak olduğunu ve bunu yapmaya çalıştıklarını belirten Besi, ekonomik kaygılar sonucunda ikinci el kitap satışlarına mecbur kalındığını ve sahaflık mesleğinin iyice daralarak tehlikeli bir duruma girdiğini ifade etti. 15 milyonluk bir mega kentte sadece 100’e yaklaşan sayıda sahaf olmasının Türkiye’nin okumayan bir ülke olduğunun kanıtı olduğunu belirten Besi, “Ancak düşünmeme araştırmama, sorgulamama ve okumama sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok noktasında böyle. Artık insanları sadece bir şeyler edinmek derdindeler. Gerçeği görmek zorundayız herkes okumuyor ve okumayacak” diye konuştu.
Türkiye’de hem okuyan az hem sahaf
İstanbul’un eski sahaflarından Lütfü Seymen’le yaptığımız görüşmede ise Seymen, sahaflığın hem ülkede hem de dünyada çok eskilere dayandığı ve hiçbir zamanda sona ermeyeceğini düşündüğünü söyledi. Kendisinin de cumhuriyet dönemi sahafçılardan olduğunu belirten Seymen, “Nadir kitap alıp satan insanlara sahaf diyoruz. Her eski kitap satana sahaf demek doğru değil. Türkiye’de sahaf denilecek sahaf sayısının 100’ü geçeceğini düşünmüyorum. Sahaflık kitaplara dair çok özel bilgiler ve donanım gerektirir” dedi.

“Acaba ülkeyi yönetenler okuyor mu?”
Sahaflığın özel bir iş olduğunu ve ‘biz kırk kişiyiz kırkımızda birbirimizi biliriz’ sözünün sahaflar içinde geçerli olduğunu belirten Seymen şöyle konuştu: “Kitapların alıcısı da sahaflar da birbirlerini tanırlar. Sahaflık bir gönül işi, eğer bu işi yapıyorsan gönül işi olduğunu bileceksin. Bu işle kimse sınıf atlayamaz. Üstelik Türkiye okur fukarası bir ülke, insanlar kitap okumadığını övünmek için söylüyorlar bu ülkede. Mesela merak ediyorum bu ülkeyi yöneten Başbakan, Meclis Başkanı, Bakanlardan kaçının iyi bir kütüphanesi var. Bana sorarsanız ülkenin başındaki insanların çok okuması gerekiyor.”
Sahaflar kitapları nerelerden bulur?
Sahafların birbirinden nadir eserleri ve eski yapıtları nasıl bulduğu sorusunu sorduğumuz sahafların cevaplarında ortaklaşan nokta hurdacılar ve bitpazarı oldu. Buralarda birçok önemli eserin bulunabildiğini belirten sahaflar, mirasyedi çocukların bozduğu kütüphanelerinde önemli bir kaynak olduğunu söylüyor.
"Her sahafın bir hurdacısı var"
Konuyla ilgili Ümit Nar, her sahafın bir hurdacı tanıdığı olduğunu söyledi. Bunun önemli bir kaynakları olduğunu belirten Nar, bunun dışında ölen büyüklerin dağıtılan kitaplarının da aracılar aracılığıyla kendilerine ulaştığını dile getirdi. Bunun dışında ise Nar, çöpte, sokakta, bitpazarında her yerde kitapların bulunabildiğini dile getirdi.

Cevat Besi, kitapların bulunması konusunda büyük tesadüflerin gerektiğini söyledi. Bitpazarı, hurdacıların açtığı telefon ya da mirasyedi bir evladın çağrısı ile kitap bulabildiklerini belirten Besi, şans eseri de birçok eser bulabildiklerini dile getirdi.
Lütfü Seymen ise daha eski ve nadir kitapların bir borsası olduğunu ve bu sayede bulunabildiğini söyledi. Bunun dışında şans eseri de kitap bulunabildiğini belirten Seymen, "Önemli olan nadir kitaplara ulaşmaktır, bazen şansla da bulabilirsiniz” dedi.
(soL - İstanbul)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.