Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Rembrandt ve Çağdaşları' sergisi üzerine: Eller ve sınıflar

"Rembrandt ve Çağdaşları" sergisi, Avrupa resim sanatının gelişiminde çok önemli bir dönem olan 17. asır Hollanda resmini biraz daha yakından tanıyabilmek, kimi resimleri çıplak gözle görebilmek için büyük bir fırsat.

Yayın Tarihi: 28.02.2012 , 09:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31

Sabancı Müzesi'nde geçtiğimiz hafta "Rembrandt ve Çağdaşları" sergisi açıldı. Sergide Hollanda resminin Altın Çağı olarak adlandırılan 17. asırdan 59 sanatçıya ait 110 eser sergileniyor. Sergi, Rembrandt'tan Jan Steen'e, Frans Hals'ten Johannes Vermeer'e dönemin büyük ustalarının çeşitli eserlerini görmek için kaçırılmaması gereken bir fırsat.

Dönemin Avrupası, mezhep savaşlarıyla çalkalanıyor, bu savaşların arkaplanında sınıf mücadeleleri, çeşitli veçhelerle yürüyordu. O dönemki Hollanda'nın ağırlıkla katolik olan güneyi, ya da bugün bildiğimiz adıyla Belçika, kendisini yöneten soylu sınıfına bağlılığını sürdürürken, kuzey Hollanda ise İspanyollar'a karşı verdiği savaşı kazanarak bağımsızlığını ve cumhuriyeti ilan etmişti. Bu siyasi gelişme, Avrupa'nın finans merkezinin Akdeniz'den Kuzey Denizi'ne kayışıyla çakışmış, Hollanda'da burjuva sınıfı büyük bir yükseliş yakalamıştı. Bu yükseliş, ticaret olduğu kadar bilim ve sanata da yansıyordu.

Burjuvazinin hakimiyeti, ressamların kaderini doğrudan etkilemişti. Ressamlar kendilerine sipariş veren aristokratlara, çoğu zaman konusu belli resimler yapmıyorlardı. Bugünden bakınca bize çok normal gelecek, fakat o dönem için özgün koşullar demek olan bir durumla karşı karşıyalardı: Resimlerini, piyasaya yapıyorlardı. Birçok orta sınıf mensubu -tüccarlar, yerel yöneticiler, esnaflar vs- duvarlarını portrelerle, manzara resimleriyle süslemek için sıraya girmişti. Adını duyuran ressamlar, adlarını duyurdukları alanda, örneğin portrecilikte, veyahut gemicilik manzaralarında resimler üretiyor, bunları daha kolay satıyor, bu arada da alanında uzmanlaşıyordu.

Dönemin ressamları, elbette Avrupa'da egemen olan barok resim anlayışından büyük oranda etkilenmişlerdi. Fakat Hollanda'ya özgü yönler de yok değildi eserlerinde. Dönemin çoğu Hollandalı ressamı, İtalyan ya da Fransız barokunun kahramanca, dramatik, dokunaklı anlatım tarzından uzak duruyordu, örneğin. Ülkenin, savaşta yolları ayrılan iki parçasının aynı kuşaktan iki büyük ustasının, Peter Paul Rubens (1577-1640) ve Frans Hals'in (1580-1666) resimlerini incelemek, bu farkı anlamak için ipucu sunacaktır.


Peter Paul Rubens - Savaşın Sonuçları (1637-38)


Frans Hals - St. George Birliği Subaylarının Ziyafeti (1616)

Toplumsal koşullar, sanatın gelişimini belirliyordu. Fakat mutlak bir belirlenim değildi bu - sanatçıların yaklaşımları da, üslup olarak benzerlikler gösteren ürünlerinin büsbütün farklı toplumsal anlamlara sahip olmasını beraberinde getirebiliyordu. Ve 17. asırda bu yaklaşım farkları, bireysel kaderleri de çiziyordu. Bunu anlamak için, iki büyük ressama, Anton van Dyck ve Frans Hals'e bakacağız.

Anton van Dyck (1599-1641), Rubens'in en yetenekli öğrencisiydi. Ülkenin bağımsızlığını kazanan kısmında değil, güneyde yaşıyordu Flaman ressam. Kısa zamanda Rubens'in nesnelerin yüzeylerini çizmekte sahip olduğu ustalığa erişti. Yeteneğini, Rubens'in başarılı öğrencisi olarak dikkatini çekmeyi başardığı aristokratlara resimler yapmaya yönlendirdi. 1632'de İngiltere Kralı'nın saray ressamı oldu ve "Sir Anton Vandyke" anglikan ismini alarak İngiliz uyruğuna geçti. Büyük paralar kazanıyor, kazandığı parayı, kendisini de bir parçası olarak gördüğü aristokrasinin yaşam tarzına ayak uydurabilmek için bol keseden harcıyordu. Bu nedenle öldüğünde geride çok fazla mal mülk bırakmadı ama, kral dahi anısına diktirdiği anıtta, "bir ressamdan çok bir prens gibi harcadı" diyordu.

Frans Hals (1580-1666) ise, kuzeyde bağımsızlığını kazanan Hollanda'nın ilk büyük ressamıydı. Rubens'le aynı kuşaktandı. Yaşamını pek bilmiyoruz Hals'in, ama seksenini deviren bu büyük ressamın, yaşamının ileriki yaşlarında darülacezeden verilen bir miktar yardım parasıyla ayakta kaldığını biliyoruz.

İki ressamın yaklaşım farklarını anlamak için, çizdikleri ellere bakalım.

Anton Van Dyck:

Resmin bütünü:


Üç Pozda Charles I (1600-49)

Frans Hals:

Resmin bütünü:


Flütlü Çocuk (1623)

Van Dyck'ta gördüğümüz eller, bize çoğu zaman "aristokrat ruhunu" yansıtır. Bu "aristokrat ruhu" -zarafet, incelik, centilmenlik, asalet, kendine güven, masumiyet vs-, aslında bizim kafamızda, Van Dyck ve benzerlerinin resimleri sayesinde kazınmıştır. Van Dyck'ten iki asır önce kilise, İtalya'da Rönesans'ın büyük ustalarına, okuma yazma bilmeyen halka eski ve yeni Ahit'ten sahneler öğretmek, birer mesaj verebilmek için yoğun biçimde resimler sipariş etmeye koyulmuştu. Aristokratların kendi resimlerini yaptırması da, tıpkı kiliseninki gibi, kendilerine dair bir mesaj vermek içindir. Van Dyck'ın çizdiği eller, bu mesajı hemen her resimde apaçık ortaya koyar.


Charles I Avda (kesit)


Lordlar John ve Bernard Stuart (kesit)


Ayçiçeği ile kendi portresi (kesit)

Frans Hals'te ise, aristokrasinin "ince ruhuyla" ilgisi olmayan, sıradan kişilerin ellerini görürüz. Eller öyle pozlandırılmışlardır ki, Hals resimlerinde tipik olduğu üzere, sanki bir an dondurulmuş, modelin fotoğrafı çekilmiştir. Fakat bu anlık poz, rastgele seçilmiş değildir. Hals resmettiği kişiyi, anlık bir poz içerisinde, fakat kendisine kadar belki hiçbir ressamın yakalayamadığı bir canlılıkla sergiler. Flüt çalan çocuğun elleri, bize samimiyet ve sıcaklık mesajı verir. Çocuk az sonra dudaklarına götüreceği flütü çalmaktan keyif almakta, fakat kesinlikle bundan kişisel bir övünç malzemesi çıkarmamaktadır.


Frans Hals - Neşeli Ayyaş (1628-30)

Hals, Van Dyck'ın aksine aristokratları resmetmemiş, orta sınıfın sanat alıcıları arasında baskın olduğu Hollanda toplumunda her kesimden insanı tuvaline aktarmıştır. Neşeli ayyaş, İspanya'ya karşı bağımsızlık savaşında savaşmış biridir. Resimde gördüğümüz anlık jesti o kadar inandırıcıdır ki, bize sahiden içki uzatmakta olduğunu düşündüğümüz bu kişinin, paylaşımcılığına samimiyetle güveniriz.

Hollanda resminin altın çağına ait eserleri incelerken, benzer birçok nokta yakalayabiliriz. Rembrandt ve çağdaşlarının, her ne kadar kıta genelinde hüküm sürmüş belli bir barok çerçevede resim yapmış olsalar da, büyük birer deha olduğunu unutmazsak, çağlarını nasıl aştıklarına dair heyecan verici ipuçları da yakalayabiliriz. Örneğin Rembrandt ve Hals'in fırça kullanışlarının, bazı resimlerde düpedüz, kendilerinden iki asır sonra gelecek ve resmin gidişatını tamamen değiştirecek olan Monet, Renoir gibi izlenimcileri andırdığını görebiliriz.


Rembrandt - Jan Six (1654)

Rembrandt ve çağdaşlarının eserleri, maalesef Sabancı Holding, ING Bank, Shell, Unilever, Philips gibi şirketlerin sponsorluğunda İstanbul'da. İnsanlığın bu büyük mirasını niye sermayenin eline bırakmamamız gerektiğini de anlayabilmek için, sergiyi gezme fırsatını kaçırmamak gerek.

Yiğit Günay (soL)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.