Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Her şeyle dalga geçilir, savaşla bile

İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen, kendini gazeteci olarak tanıtarak röportaj yaptığı bir Filistinli'yi filminde terörist olarak tanıttı onbinlerce insanın canına mal olan savaşı defalarca tiye aldı.

Yayın Tarihi: 11.12.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Borat tiplemesi ile tanınan İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen, son filmi Brüno nedeniyle mahkemelik oldu. Beytüllahim’de yaşayan Eymen Ebu Eyta, kendisini gazeteci olarak tanıtan Baron Cohen’e verdiği röportajın görüntülerinin kötüye kullanıldığını söyleyerek, 110 milyon dolarlık tazminat istemiyle dava açtı. Filmde sözkonusu röportaj sırasında geçilen yazı ile Ebu Eyta “Terörist grup lideri - El Aksa Şehitleri Tugayı” diye tanıtılıyor.

Sacha Baron Cohen, belgesel görünümü altında belli bir konuyla dalga geçilen filmleri ifade eden "mockumentary" türünde filmler yapıyor. Daha önce şovmen Ali G. ve Kazak gazeteci Borat gibi tiplemeler kullanan Baron Cohen, son filmi Brüno’da Avusturyalı eşcinsel bir moda muhabiri kılığında çeşitli kişilerle röportajlar yapıyor. Baron Cohen, hesapta tüketim toplumunun ve özellikle de şov dünyasının çarpıklıklarını tiye alıyor. Örneğin, Afrika’ya giden Brüno burada zenci bir bebeği kucaklayarak “Madonna ve Angelina Jolie'den sonra şimdi sıra bende” diyor. Ünlülerin hayırseverlik gösterileri ile reklamlarını yaptırmaları olgusuyla böylece dalga geçiyor.

Ancak Baron Cohen’in eğlence malzemeleri arasında, Filistin-İsrail savaşı gibi şaka kaldırmayacak meseleler de var. Ama onun 'eğlence' anlayışı, her şeyle dalga geçilmesine el veriyor: konunun belden aşağı bir espri ya da onbinlerce insanın yaşamına mal olan tarihsel bir süreç olması pek de fark etmiyor. Bu durum, Sacha Baron Cohen’in, eleştiriyor gibi göründüğü tablonun kaymağını yiyenlerden biri olduğunu gösteriyor.

Filmin başkahramanı Brüno’nun yolu, Afrika’ya olduğu gibi Filistin’e de şöhret edinme kaygısıyla düşüyor. Kudüs’te ateşkes için kurulan bir inisiyatifte birlikte çalışan Filistinli siyasetçi Gassan Katip ve eski Mossad ajanı Yossi Alpher ile röportaj yapan Brüno, 'cahil cesareti' ile 'Hamas' ve 'humus'u birbirine karıştırıyor, “Sizin aranızdaki kavga Angelina Jolie ile Jennifer Aniston arasındaki çekişmeden bile fenaymış” gibi sözler sarf ediyor. Brüno, daha sonra sözde Lübnan’daki gizli bir kampa giderek izleyiciye “el Aksa Şehitleri Tugayı’nın liderlerinden biri” olarak tanıtılan bir adamla röportaj yapıyor “Ünlü olmak istiyorum. Siz rehin alma işinde şu an lidersiniz. El Kaide’nin modası geçti. Beni kaçırın ünlü olayım" diye pazarlık yapıyor.

Tüm bunların belgesel filmin yöntemleri kullanılarak yapılması, 'eğlence'nin tadını hepten kaçırıyor. Sacha Baron Cohen ve dolayısıyla Brüno, batı dünyasında oldukça tanınan bir isim. Baron Cohen'in bir önceki filmi Borat, 2006'nın filmleri arasında gişe hasılatında zirveye oynamıştı. Dolayısıyla Brüno’nun Avrupa ya da Amerika’da musallat olduğu kişiler bu oyunun farkındalar ve her ne kadar belgesel görünümünde olsa da aslında rollerini oynuyorlar.

Brüno’nun Filistin’de mikrofon uzattığı isimler ise, parçası yapıldıkları oyunun çok geç farkına vardılar. Sacha Baron Cohen’i daha önce hiçbir şekilde tanımadıklarını söyleyen Yossi Alpher ve Gassan Katip, ta ki film gösterime girip insanlar kendilerini durumdan haberdar edince tuzağa düşürüldüklerini anladıklarını söylüyorlar.

Bir gazetede yazılar yazan Alpher, bu olayla ilgili kaleme aldığı yazısında, kendilerinden “dünya gençliğini İsrail-Filistin savaşı hakkında bilgilendirecek bir belgesel” için görüşme talep edildiğini, sık sık böyle röportajlar verdiikleri için ve yapımcıların ciddiyetine aldanarak fazla ayrıntılı bir inceleme yapmadan teklifi kabul ettiklerini belirtti. Alpher, bir sözleşme imzalayıp belli bir ücret aldıkları için de karşılarına çıkan bu “tuhaf davranışlı” adamın sorularını yanıtlamaya mecburen razı olduklarını anlattı.

Alpher, röportaj başladıktan kısa süre sonra Hamas'ın adı telaffuz edilince karşılarındaki adamın “Neden humus? Bunun yemekle ne alakası var?” demesi, röportajın devamında da kendilerine “Siz Yahudiler piramitlerinize ne zaman döneceksiniz?” ve “Yahudilerle Hindular neden anlaşamıyor?” gibi sorular yöneltmesi üzerine gülünç bir duruma düşürüldüklerini anladıklarını, ama artık geç olduğunu anlattı. Alpher, “Sacha Baron Cohen, aramızdaki trajik ve acı dolu savaşı en alaycı ve aldatıcı şekilde sömürdü” diye yazdı.

Sacha Baron Cohen'in Filistin'de görüştüğü bir diğer isim olan ve şu anda El Fetih'in Beytüllah'deki temsilciliğini yapan Eymen Ebu Eyta da, Brüno’nun bir film karakteri olduğunu ancak film vizyona girdikten sonra öğrendiğini söylemiş ve dava açacağını duyurmuştu. O dava, geçtiğimiz günlerde açıldı. Avukatı, esnaflıkla geçinen Ebu Eyta’nın herhangi bir militan örgütle ilişkisinin olmadığını, Hıristiyan olduğunu ve çevresinde de şiddetten nefret eden barışsever bir insan olarak tanındığını ifade etti. Avukatı, Ebu Eyta’nın filmde yer almayı kabul ettiğini gösteren herhangi bir belge imzalamadığını da vurguladı. Ayrıca Ebu Eyta, terörist olduğu imalarını redettiği kısımların filmde makaslandığını söylemişti.

Öte yandan, ABD'li ünlü şovmen David Letterman’ın programına tam da filminin vizyona girmesi öncesinde konuk olan Sacha Baron Cohen, “gerçek bir teröristle röportaj yaptım” diyerek bir reklam hamlesi daha gerçekleştirmişti. “CIA’deki bir tanıdığımdan yardım istedim, ama röportaj yapacak bir terörist bulmak aylarımı aldı” diyen Baron Cohen, Lübnan’daki gizli bir Filistin mülteci kampında buluştukları Ebu Eyta’nın silah taşıdığını tahmin ettiğini, röportaj sırasında can güvenliğinden endişe ettiğini söylemişti. Ebu Eyta ise, filmin yapımcılarının temas kurduğu gazeteci bir arkadaşı aracılığıyla ayarlanan görüşmenin Beytüllahim’de, şehrin İsrail askeri denetimi altındaki bölgesinde ve Baron Cohen’in belirlediği bir otelde gerçekleştirildiğini söylüyor.

Ebu Eyta, bu röportajı tamamen unuttuğunu, ancak film gösterime girdikten sonra kızgın Filistinlilerden sayısız şikayet telefonu aldığını ve durumdan haberdar olduğunu söylüyor. Ocak 2010’da yapılacak olan parlamento seçimlerindeki adaylardan biri olan Ebu Eyta, bu olayın rakipleri tarafından da aleyhinde kullanıldığını söylüyor. Guardian gazetesine konuşan Ebu Eyta, “Bu rezalete nasıl razı olduğumu, kendimi nasıl olup da böyle gülünç hale soktuğumu soruyorlar. Filistin halkını utandırdığımı söylüyorlar. Ayrıca çıplaklık ve cinsellik sahnelerini de içeren böyle bir filmde gösterilmem bana zarar verdi, çünkü bizim kültürümüzde böyle şeylere yer yoktur” diyor. Sacha Baron Cohen’in avukatları yorum yapmayı reddederken, davanın duruşmalarının Ocak ayında başlayacağı tahmin ediliyor.

Borat Sagdiyev adında cinsiyetçi ve antisemitik bir Kazak gazeteci tiplemesinin yaptığı röportajlar etrafında şekillenen 2006 yapımı Borat filminden sonra da, Kazakistan hükümeti Baron Cohen’e dava tehdidinde bulunmuş ancak daha sonra filmin ülkenin 'reklamını yaptığını' fark etmeleri üzerine tavır değişikliğine gitmişlerdi. Hatta Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in politikacı kızı Dariga Nazarbayeva, “Mizahtan korkmamalıyız ve her şeyi kontrolümüz altına almaya çalışmamalıyız” diyerek 'hoşgörüsünü' sergilemiş ve Baron Cohen'i ülkelerine davet etmişti.
(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.