Sayfa yolu
"Bahis maçları"na "sporsever"den tepki yok
Yayın Tarihi: 01.12.2009 , 10:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye bir iki haftadır şike skandallarıyla çalkalanıyor. Fakat işin garibi, büyük haber değeri taşıdığı düşünülen şike haberlerinin, ortalama bir sporsever için hiç de önem arz etmediği ortaya çıkmış oldu. Çünkü Türkiye’de şike yapıldığı herkesin bildiği bir gerçek. Herkesin bildiği bu gerçeğin bugüne kadar kimse tarafından konuşulmamış olması şaşırtmamalıdır. Herkes biliyor, kimse konuşmuyor, çünkü herkes yapıyor.
Herkesin şike yaptığı bu kadar açıkken, birilerinin suçu başkalarına yıkmaya çalışması da normaldir. Son günlerde ardı ardına gelen açıklamalarla, kulüp yöneticilerinin sorumluluğu oyuncuların üzerine atmaya çalıştıklarını görüyoruz. İlhan Cavcav’ın çok futbolcu satın aldığını söylemesinin arkasında bu yatıyor.
Hem oyuncuların hem de antrenörlerin şikeye hiç bulaşmadıklarını söylemek mümkün değil elbette. Ortaya çıkan kimi somut örneklerde de görüldüğü gibi, futbol emekçilerinin arasında da şikeye bir biçimde bulaşanlar vardır. Fakat buradan hareketle, şike sorununun sadece ve yalnızca oyunculardan ve antrenörlerden kaynaklandığını söylemek doğru değildir.
Şike sorununun temelinde en başta yöneticiler olmak üzere, federasyon, siyasetçiler, hatta bakanlar vardır. Örneğin şikenin üzerine gidilecekse, geçen yıl Ankara Demirspor’un antrenörü Yusuf Adakule’nin Erzincan maçından önce neden istifa ettiği sorulmalıdır. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın maçtan önce Yusuf Adakule’ye, oyunculara ve yöneticilere yenilmeleri için “talimat” verdiği ve paralarını ödememekle tehdit ettiği Yusuf Adakule’nin bunu kabul etmeyerek istifasını sunduğu bilinirken, şikenin ortadan kaldırılmasına çalışıldığı iddiası gerçeklik taşımıyor. Eğer gerçekten şikenin üzerine gidilecekse Binali Yıldırım gibi siyasetçilerin, İlhan Cavcav gibi yöneticilerin, ama özellikle de Can Çobanoğlu gibi milli takım menajerliği yapmış profesyonel yöneticilerin üzerine gidilmelidir. Bazılarının “fihristlerine “ bakmakla başlanabilir.
Dolayısıyla şike sorununu anlamaya çalışırken, gözlerimizi öncelikle kulüp yöneticilerine, federasyon yetkililerine, siyasetçilere, bakanlara vb. çevirmemiz gerekiyor. Son zamanlarda şike sorununu ağırlaştıran bir diğer neden ise, futbolun içine sokulduğu kumar dünyasıdır.
İddia ve bahis oyunlarının futbol dünyasını hızla piyasalaştırdığı son yıllarda, şike arızi ya da istisnai bir vaka olmaktan çıkmış, giderek oyunun asli bileşenlerinden biri haline gelmiştir. Böylelikle, futbol dünyasının içerisinde şikeden para kazanan ve bahis oyunlarıyla futbolu manipüle eden bir şebeke ortaya çıkmıştır. Bu şebekenin federasyonla kol kola, maçların oynanacağı gün ve saatleri belirlediği, iddia kuponunda yer almaları karşılığında ödenen isim hakkı bedeli ile kulüpleri kendilerine bağımlı kıldığı ve buna benzer gizli kapaklı birçok yolla futbolu doğrudan manipüle ettikleri örnekleri bulmak zor değildir.
Son şike tartışmalarında bir kez daha ortaya çıkan, kapitalizmin ve piyasacılığın sporu bir oyun olmaktan çıkardığı ve sermayenin kazanç alanlarından biri haline getirdiğidir. Bilindiği gibi, gayrı-meşru kazanç sermaye birikimi sürecinin de önemli basamaklarındandır. Sermayenin spor üzerindeki egemenliği devam ettikçe, şike sorununun ortadan kalkması da mümkün değildir.
(soL -M.U.)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.