Milli forma ile hızlandırılmış liberalizm kursu!

Cuma, 20 Haziran 2008 13:45

Bir engelli çocuk, Erdoğan'dan, Nihat Kahveci'nin kendisine hediye etmiş olduğu formayı istiyor Erdoğan bu isteği geri çeviriyor, ancak başka bir forma için söz veriyor. Üstelik, verdiği söz de "koşullu"dur "Hırvatistan maçına gideceğim, kapmazlarsa söz getireceğim" demektedir. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9203236.asp?gid=229&ampsz=74197)

Bayramlarda çocuklara bol harçlık dağıttığını bildiğimiz Erdoğan'ın, bir küçük engelli yurttaşın ricasını -hem de basının önünde, olayı, fiyakalı bir seçim propogandasına dönüştürme şansı da mevcut iken- tereddütsüz reddetmesi, cimrilikle açıklanamaz. Başbakan, uzun yıllar esnaflık yapmasının getirdiği bir "liberal bilinçaltı"nın etkisiyle, tamamen "ideolojik" davranmıştır. Daha açık bir ifadeyle, Başbakan, küçük çocuğa, forma yerine, formadan çok daha değerli, neredeyse paha biçilmez bir "liberalizm dersi" vermek istemiştir!

1. Liberalizm, bireylerin toplumsal üretimden, "kapabildikleri" oranda pay aldıkları bir sistemdir Tayyip, her koyunun kendi bacağından asıldığı bu "kapışmalı" paylaşım rejimini tanıtmak amacıyla, engelli çocuğa, "getireceğim" değil, "kapmazlarsa getireceğim" demiştir. İnsanoğlunun, yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için, rakipleriyle hep "kapışmak" zorunda olduğunu, bu alemde, kapışmadan mağlup ayrılanların "formasız" ve beş parasız kalacağını, edebi bir dille ve forma metaforuyla anlatmaya çalışmıştır.

2. Ücretsiz eğitim yahut ücretsiz sağlık denince kırmızı görmüş boğaya dönen liberal teori, ücretsiz forma fikrini de -zaten forma da kırmızı!- kabus saydığı için, Recep Bey, Furkan ve arkadaşlarına, ülkemizde artık "amme hizmeti" diye bir kavramın kalmadığını göstermek, "yok öyle bedava ekmek ve bedava forma, beyler" demek istemiştir. Şirketlerin kapalı ekonomi sistemini terkedip sınır ötesine açıldığı bu global piyasada, forma için Avusturya seyahatinin zorunlu olduğu, "bakın ben forma için taa Hırvatistan maçına gidiyorum" sözüyle vurgulanmaktadır. Öyleyse, engelli de olsa, Furkan, kalkıp Viyana'ya kadar koşmalı, gerekirse sürünerek "durmak yok, yola devam" demeli, maçtan sonra tekerlekli sandalyesiyle sahaya atlamalı, "pazarlama" yeteneğini de sergileyerek hem Nihat'ı, hemde rakip "kapışmacılar"ı ikna etmeli ve formayı kapmalıdır.

"Forma verilmez, alınır", yani, kapılır Furkan'ın ve tüm gençlerin bellemesi gereken liberal söylem, bu olmaktadır.

3. Liberal felsefe, bireylerin kamu idaresinden herhangi bir sübvansiyon almasına karşıdır sloganı, "devlet gölge etmesin yeter" şeklindedir. Erdoğan, küçük Furkan'ın da, bir potansiyel liberal genç olarak, devletten hiç bir destek almaksızın yaşamını idame ettirmeyi öğrenmesi için, ders'e forma'dan başlamayı uygun görmüştür. Başbakan, Furkan'a "forma'yı devletten bekleme" demek istemiş devletçi ekonominin, kendi iktidarlarında tarihe karıştığını bir kez daha anımsatmıştır!

4. Liberalizm'in kutsal kavramı özel mülkiyettir terli bir forma dahi olsa, her özel mülk'ün dokunulmaz kabul edildiği, küçük ve ince bir dersle, Furkan'a gösterilmiş olmaktadır. Forma ve mülk sahibi olmak isteyen tüm yoksul Furkan'lara, Başbakan, "çalış, senin de olur" (daha doğrusu, "bisküvi sat, senin de olur") demeye getirmektedir.

5. Başbakan, "Nihat'ın forması dahil, tüm güzellikler zenginlere yakışır" başlıklı bir kurs da vermektedir. (Liberal iktisat, zenginlerin daha da zenginleşmesinin olumsuz değil, bilakis istenen bir durum olduğunu savunur zira, zengin "yatırımcı"ların servetindeki yeni artışların yatırıma dönüşüp istihdam ve büyümeye katkı yapacağı -zenginlerin servetindeki azalmaların ise yatırımları duraklatacağı- varsayılır.) Zengin ve "aileden" yatırımcı Başbakan, aile servetinden eksilecek bir formanın bile, icabında yatırımları ve büyümeyi frenleyerek iktisadi kriz yaratabileceğini, somut bir örnekle Furkan'a izah etmektedir: Furkan, formayı devraldığı taktirde, mesela, Erdoğan ailesinin "yatırım potansiyeli"nde bir forma bedeli kadar azalmaya yol açabileceğini, hatta belki de, gelecekte bir arkadaşının işsiz kalmasına neden olabileceğini unutmamalıdır!

Sonuçta, RTE, bir taşla iki kuş vurmuştur hem formayı "kurtarma", hem de genç kuşaklara ilk liberalizm kursunu bizzat verme imkanı bulmuştur. Furkan'a gelince, hayalindeki formaya kavuşamasa da, böylesine yaşamsal iktisat bilgilerini, en yetkili ağızdan öğrenme şansına kavuştuğu için kendisini son derece şanslı saymalıdır! Mustafa Adalı