Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Frankfurt Kitap Fuarı’nda boş Çin saati

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nda 2009 yılında daha az ilgi, konuk Çin olmasına rağmen pek az Çin edebiyatı, ama gelecekteki serbest piyasa demokrasisinin özgür zamanları için büyük umutlar vardı.

Yayın Tarihi: 18.10.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı, beklendiği gibi, bu yıl oldukça sönük geçti. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 60’ıncı kuruluş yıldönümünde fuarın konuğu Çin ve sanatı idi, ama ilgi pek yoktu. Yine de ziyaretçi rakamları önceki yıllarla karşılaştırıldığında “çok düşük bir ilgiden” söz etmek doğru olmaz. Özellikle Almanya’da yeni sağ hükümet için koalisyon pazarlıkları sürer, Alman sosyal demokratları yerle bir olur ve ekonomik kriz giderek derinleşirken, bu fuara aşırı bir anlam yüklemek mümkün olmadı.

Pazar akşamı kapılarını kapatacak olan dünyanın en ünlü kitap fuarında, beklenen sansür ve insan hakları ihlalleri üzerine kurulmuş skandalların hiçbiri gerçekleşmedi. Eleştiriler ve şikayetler belli sınırlar içinde kaldı. Avrupa da, zaten Almanya başta olmak üzere, önde gelen devletleriyle Çin’in aşırı rahatsız edilmesini istemedi. Nitekim Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, fuarın açılışında yaptığı konuşmada böyle büyük toplantılarda hem övgü hem de eleştiri olabileceği yolundaki “tezleri” yersiz değildi. Kimse kimseyi rahatsız etmedi.

Batı’nın Çin cehaleti
Fuarda Çin sanat pratiklerinin, Çin edebiyatının Batı’da hemen hemen hiç bilinmediği bir kez daha açığa çıktı. Bu yılki Kitap Fuarı, küçük Frankfurt kentinde ziyaret edecek mekan arayan kalabalık Çinli gruplar dışında pek bir “Çin havası” yaratamadı. Kimse Çin edebiyatındaki eğilimleri, sanat pratiklerindeki muhtemel sürtüşmeleri, gelişmeleri ve bütün bunların çağdaş dünya üzerindeki etkisini tartışma fırsatı bulamadı. Dolayısıyla 18 Ekim 2009 pazar akşamı herkesin bu etkinlikten memnun bir biçimde evine döneceği ortaya çıkmış oldu.

Aslında medyada, fazla abartılmadan, bol bol sansür ve insan hakları ihlalleri üzerinde konuşuldu. Ama bu konuda da kamuoyunu harekete geçirmek mümkün değildi. Çünkü 1.3 milyar insanın yaşadığı bir ülkede, çeşitli nedenlerle “içeriye atılan” gazeteci veya yazar sayısı, 50 civarındaydı. Ayrıca Çin’den gelen her haber “serbest piyasa ekonomisinin biraz daha yayıldığına” dikkat çekiyordu. Serbest piyasanın bu kadar övüldüğü bir ülkenin iplerini elinde tutan Çin Komünist Partisi’ne fazla yüklenilmedi.

Fuar boyunca düzenlenen toplantılarda söz alan eleştirel yazarların, sanatçıların sayısı çok azdı. Önemli bir bölümü Çin’de yaşayan bu insanlar, ülkede yaşanan büyük insan hakları ihlalleri konusunda fazla örnek de veremiyorlardı. Çoğu Pekin’de ve Amerikan, İngiliz ve hatta Alman yayın organlarıyla çalışan bu “karşıtlar”, açıklama ve suçlamalarında, “Çin’deki kısıtlamaların aşılması bazı yöntemlerle mümkün” de diyebildiler. Hatta anlatılanlardan, bu “aşma” işleminin hiç de zor olmadığı ortaya çıktı. Ünlü rejim karşıtı yazarlardan ABD ikametli Bei Ling, ısrarla Batı ile Çin arasındaki diyaloğun geliştirilmesini istedi. Ling, ilişkiler arttıkça Çin’in eski Doğu Avrupa ülkelerinin kaderini yaşayacağından emin olduğunu söyledi.

Antikomünist histeri iş başında
Batı insanının daha çok Çinli yazarları okuması talebinde bulunan, dolayısıyla açıkça söylemeden Batı’nın Çin cehaletinden yakınan Bei Ling ile bir toplantıya katılan ve Pekin’e veryansın eden eski KP’li bir kadın yazar Dai Qing de ilginç bir portre çizdi. Qing, açıklamalarında, özgür basının ülkedeki sansürü nasıl alt edeceğini örneklerle anlattı. Son kitabı “Atemschaukel”da Sovyetler’deki bir çalışma kampını konu edinen ve ülkenin önde gelen eleştirmenlerince “hâlâ eski sakızları çiğnemekle suçlanan” son Nobel talihlisi Herta Müller’i hararetle tebrik eden 68 yaşındaki kadın yazar Dai Qing’e göre, Romanya’daki Banat Almanlarından Nazi işbirlikçisi bir ailenin tuhaf kızı olan ve ilk kitaplarını Romanya’da (“sansürlenerek”) yayımlayan yeni antikomünist yıldız Müller, “bütün ezilen insanlar için derin bir sempati besliyordu”. Dai Qing, 1989’daki Tienanmen olaylarıyla ilgili olarak 1.700 adet bastıkları “illegal kitabı” da göstererek bunların çoğuna “maalesef el konulduğunu” hatırlattı, ama sansürün etrafından dolaşmanın mümkün olduğunu savundu.

Batı’da adı geçen bir başka ünlü isim Zhou Qing de “Çin saati” seanslarında söz aldı. Çin’deki gıda skandalını ortaya çıkaran, başı bu nedenle derde girmiş olan Qing, şu sıralarda Almanya’da yaşıyor. Zhou Qing’e göre, okuma yazma oranı yüksek Çin’de 1.3 milyar insan yaşıyor ama yayınevi sayısı 530 ve bunlar da partinin elinde. Sadece internetin denetimi için ise Pekin 30 bin “sansürcüyü” görevlendirmiş durumda. Qing’in konuşması bu minvaldeydi.

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nın bu yılki dev konuğu hakkında Batı’nın pek az bilgili olduğunu ülkenin önde gelen Sinologlarından Wolfgang Kubin de kabul etti. Kubin, Çin edebiyatı üzerine kitaplarıyla ve çoğu rejim karşıtı olan yazarları çevirmesiyle tanınıyor. Bonn Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Wolfgang Kubin, serbest piyasanın ve zenginliğe olan hayranlığın hızla yayıldığı Çin’in kültürel alanda bir çürüme yaşadığına inanıyor. Çin’in en ünlü yazarlarını bir “işadamı” olarak resmeden Kubin için, 1992’den itibaren Çin’de yoksulluk, alçakgönüllük, kendi eğitme gibi değerler “out” durumunda. Sadece para ve zenginlik için çaba gösterenler öne çıkıyor ve bu da Çin sanatını derinden vuruyor. Çin’deki KP rejimini eleştiren ve Batı’yı yardıma çağıran yazarların çevirmeni Kubin, 2007 yılında Çin Devlet Ödülü’ne layık görülmüştü.

(soL - Frankfurt)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.